Kadın arıyorum

Kadın Arıyorum - - Bayan, + Tümü, Çorum - 1 Yorum arkadaş 81 18 Nisan 2018 18 Nisan 2018 — 16:21 Etiketler: arkadaş arıyorum , bayan arıyorum , dul kadın arıyorum , kız arıyorum Bu Profile Benzer Profiller Olgun Kadın Arkadaş 25 Kasım 2018 ilan 105. Olgun Kadın Arkadaş Bulma Sayfası içinde yer alan ilanıma hoş geldiniz. ... Ev arkadaşı arıyorum ve bu yüzden bir ilan açmak istedim. Aslında çok acele olmasa da kısa zamanda arkadaş bulsam iyi olacak. Dul ve bekar Bayan arkadaş telefon numaraları,Şimdi daha hızlı onay alan yorumlarla sizlerleyiz. 2017 Bu bölümde internette sürekli online olamayan bayanların telefonda tanışıp arkadaş olup ileriye dönük bir ilişki yaşamak isteyenler için, kendilerini tanıtıp telefon numaraları bırakabilecekleri bir bölüm… Kadın Erkek Son Konular. Evlenmek isteyen yabancı bayan ... zengin dul erkek arıyorum hesaplama. zengin dul erkek arıyorum hesaplama if you are.. gönen ateşli dul bayanların adresleri. balıkesir de bulunan dul bayanlarla bu sayfa sayesinde.. antalyalı açık kızlar. Bayan Arkadaş,Erkek arkadaş ve Sevgili Bulma Sitesi olarak Hizmet Eden Sitemizde Aynı Zamanda görüntülü Mobil sohbet edebilirsiniz.! Kadın arkadaş arıyorum telefon numaraları sayesinde de bulduğunuz dostunuz ile telefon görüşmeleri yapabileceksiniz. Bu görüşmeler sonucunda dostluğunuz daha da pekişecektir. Kadın arkadaş siteleri, arkadaşlık siteleri arkadaş arama siteleridir. Bur siteler sayesinde artık herkes arkadaş bulabilecektir. Zengin Bayanım Erkek Arkadaş Arıyorum soran kişi Sunay Zengin Bayan; Seval ismim Evliyim Erkek Arkadaşı Arıyorum Gizli Arkadaşlık soran kişi Bursadan evli Kadın İlanları; Suriyeli dul bayan arkadas sitesi soran kişi Suriyeli Emel; Meltem ismim bursada yasiyorum erkek arkadas ariyorum soran kişi Meltem16; Adana dul bayan arkadas sitesi soran kişi Adana dul bayan siteleri Yeni Bayan İlanı. Arama: Son mesajlar. İstanbul Güngören Arkadaşlık için Aydemir; zengin dul bayan ım için ahmet; dul eğlenceli bayanım erkek arkadaş arıyorum için ibrahim05380539788; dul eğlenceli bayanım erkek arkadaş arıyorum için ibrahim05380539788; İstanbul Güngören Arkadaşlık için Burak Aydın; evli bayan arkadaşlık için Sahin; dul eğlenceli bayanım erkek ... Kadın arkadaş arıyorum. Kadın arkadaş arıyorum alt kategorimizde siz de kolayca ve hızlıca kendi kısa ilanınızı oluşturabilir sizin gibi aynı kategoride ilan ekleyen ya da bu kategoriyi takip eden ziyaretçiler ile kolaylıkla etkileşime girebilirsiniz. Ülkemizin bütün şehirlerinden hatta Avrupa ülkelerinden bile bu sayfayı ziyaret ederek “dul bayan arkadaş arıyorum, evlenecek dul kadın arıyorum, dul kadın cep numaraları, dul bayan cep telefonu ve WhatsApp sohbet numaraları arıyorum” şeklinde aramalar gerçekleştiren onlarca yakışıklı erkek, ciddi bir İslami evlilik gerçekleştirmek ya da sevgili olabilmek için ...

Trende

2020.09.06 15:08 Hitchhiker42_ Trende

aklımdaki ufak hikayelerin taslaklarından birisi
Kolunun dürtülmesiyle bütün dikkati dağaldı. Kitabını kapadı, kulaklıklarındaki müziği susturup kafasını kaldırdığında genç bi kadının onu dürttüğünü gördü. "Merhaba" dedi doğrularak, kadın da "oturabilir miyim?" diyerek karlı koltuğu gösterdi. Adam hemen çantasını alarak "buyrun" dedi ama içten içe istemiyordu çünkü zaten bu yolculuğa insanlardan birazcık uzaklaşıp kendini dinlemek için çıkmıştı. Kadını bavullarını yerleştirirken hafifçe süzdü; 20'li yaşlarında, omuzlarına dökülen sarı saçlarıyla ve üzerinde olukça güzel duran çiçekli elbisesiyle aslında baya etkileyici göründüğünü aklından geçirdi. Kadın oturup gülümseyerek selam verince adam da karşılık verdi ve kulaklığını takıp müzik dinlemeye devam etti...
Tam uykuya dalıp kitabı düşüreceği sırada irkilerek uyandı ama ayracını düşürmeye engel olamadı. Tam uzanıp hamle yapacakken kadın daha önce uzandı ayracını ona uzattı. Adam teşekkür edip kitabını kaldırırken kadın da elindeki kitabı kapattı ve ona ne okuduğunu sordu. Adam elindeki Dünya'nın Merkezine Seyehat kitabını gösterdi. Kadın kitabı görür görmez gülümsedi, geçmişte tanıdığı birisi aklına gelmişti ve şu an n'aptığını düşündü bir anlığına, "Harika bir kitap" dedi. Adam başıyla onayladı ve ekledi "Evet, defalarca okudum, aslında ezberledim de denilebilir ama hala okuyorum, ne zaman canım sıkılırsa okurum." kitabı çantasına yerleştirdi ve "Bu arada sen ne okuyorsun?" diye sordu. Kadın ona elindeki Oblomov'u göstererek "Galiba kendi içimdeki Oblomov'u arıyorum" diyerek güldü.
submitted by Hitchhiker42_ to u/Hitchhiker42_ [link] [comments]


2020.07.18 10:59 hero_maras Nezerathanede bi gece yattım

Nezarethanede bi gece yattım
Herkese günaydın arkadaşlar bugün hayatımdaki ilk kimlik sorgusunda neden bir gece nezarethanede yattığımı anlatıcam. Peşin peşin yazım hataları için özür diliyorum elimden geldiğince düzgün yazmaya çalışıyorum.
Neyse amk o zamanlar normalde her gün işten çıkıp arkadaşla internet kafeye gidip The forest diye bi oyun var hayatta kalma tarzı bilen bilir birlikte onu oynardık işte bi akşam iş çıkışı dediki siktir et kafeyi gel avmde yemek yiyek bide kahve içeriz ordan evlere dağılırız tamam dedim. Gittik avmye pizza aldık yedik buralarda anormal bişey yok geçiyorum kahve içmeye gittik ordan neydi amına koyim yaban meyveli mi yaban mersinli mi bi kahve varmış kanka çok güzel ondan içek dedi tamam dedim kahveler geldi amına koyim içiyorum lan bu normal türk kahvesi amk diyorum çocukta diyor yok lan tadı çok güzel diyo siktir git al şundan çek bi fırt dedim çekti buda aynı işte senin ağzının tadı yok diyor hay sıçayım dedim o kadar para verdik düz türk kahvesi içiyoz biraz sohbet muhabbet kahvelerde bitti. Çıktık ordan yürüyoruz bizi 2 tane bekçi çevirdi amına koyim benim elim yüzüm düzgün bana bakmazlar bile normalde de yanımdaki arkadaş saçlar sakallar almış başını gitmiş kulaktada küpe var takması sorun değilde göze batıyor işte amk bunun yüzünden çevirdiler bizi kimlik sorgulaması yapıcaz dediler eyvallah dedik. Verdik kimlikleri bakıyolar lavuk bakarken kafayı kaldırıp yanındakine döndü 72 kırmızı mı ne bişey dedi beni işaret etti amına koyim hemen benim kollarıma girdiler noluyo amına koyim diyorum bekçi diyorki sen aranıyorsun bilader ne aranması amk işten çıktım evime gidiyorum napmışım diyorum mahkemen varmış ifade vermeye gelmemişsin diyor ne mahkemesi mahkemem falan yok olsa eve kağıt mağıt gönderirler haberim olurdu illaki diyorum görmemişsin demekki e devletten kontrol et diyor lan niye kontrol ediyim bi insan evinde oturduğu yerden lan benim mahkemem varmı acaba diye bakarmı diyorum bide şeymiş polise direnmeden yargılanıyormuşum ona gidip ifade vermemişim orda sordu daha önce hiç böyle bi olaya karıştınmı diye yok ne polisi ne olayı derken aklıma geldi 17-18 yaşında bi fabrikada çalışıyordum hadımköyde greif diye bi firma. Yıllar önce belki bilen vardır bu firmada bi grev yapıldı 2-3 ay sürdü. Bende o grev yapanların içindeydim en son polis zoruyla çıkarttılar bizi fabrikadan o tüm süre boyunca fabrikadan çıkmamıştık sadece giyinme yıkanma falan için çıkıp geri geliyorduk o kadar (Belki bi ara onuda anlatırım). Bu geldi aklıma ordan sana dava açılmış o zaman dedi başka bi vukuatın yoksa falan dedi bi yandan kelepçe takıyolar. Bari dedim insanlar görmesin amına koyim duvara sırtımı döndüm bekliyorum araç gelcekmiş beni alacakmış bekliyoz öyle 10-15 dakika bekledik mal mal o sırada ben sağı solu arattırıyorum bu gece gelemicem mesaim var falan diye sallıyorum millete iş yerini arıyorum söylüyorum böyle böyle bi durum var gelemicem diye. Ben bunları hallettikten sonra polis aracı geldi bindirdiler beni arkadaşta tabi yanımda hala soruyo hangi karakola götürceksiniz diye öğrenip oda gelicek. Beni önce hastaneye götürdüler bi darp edildi mi falan diye soruyo doktor ama insanların içinden içinden götürüyor şerefsizler millet ters ters bakıyor amk görende sanacak ki teröristim. Ordanda çıktık karakola götürdüler direk bekleme odasına aldılar kelepçeyi çıkartıp odada bi adam var çam yarması gibi bişey oturuyo selamın aleyküm aleyküm selam falan konuşuyoz öyle sordu noldu diye anlattım işte sen niye geldin abi dedim salak amk gitmiş sağlık bakanlığını aramış milleti tehdit etmiş küfür etmiş falan ondan almışlar bunu evinden adam eşofmanla terlikle gelmiş öyle oturuyo ilacım var içemedim evde kaldı iyi değilim falan diyor. Biz öyle konuşurken polis geldi bana ceplerinde ne varsa çıkar dedi nezarethaneye gidiceksin eşyalarını da biz dolaba koycaz yarın sabah ifade vermeye götürecekler seni asayişten gelip mi ne bişeyler dedi orda eşyalarını alırsın ifade verdikten sonra da serbest bırakırlar zaten dedi. Çıkardım verdim eşyaları değerli olanları not alıyolar işte telefon falan kemeride aldılar pantolon götümden düşüp duruyor diyorum olmaz diyorlar kendimi asacam bi gece için sanki bu arada ayakkabı bağcıklarını her zaman almıyolarmış onuda fark ettim. 40-45 yaşları civarında bi adam beni nezarethaneye götürüyor 2 kat yerin altına indik noluyo amk diyorum kendi kendime. Geldik böyle demir parmaklıklar var kapıda o sırada kafamın içinde now playing düştüm mapus damlarına yazısı geçiyor. Girdik işte ayrı ayrı bölmüşler hepsini nezarethanelerin. Birinde 6-7 kişi var içerde gırgır şamata muhabbet koyu bizim polis bağırıyor lan bi susun amına koyim çok sesiniz çıkıyor diye bana da diyorki bunların yanına seni koyarsam bunlar seni siker falan aha dedim gitti bizim göt. Bi sonrakine baktı içerde zenciler var hepsi uyuşturucudan alınmış bob marley gibi dolanıyolar burasıda olmaz dedi üçüncüye gittik bi tane kamil yatıyo içerde başka kimse yok baktı bu zaten uyur sabaha kadar sende geç uyu işte yapacak başka bişey yok dedi girdim içerde battaniyeler var 5-6 tane 2 tanesini yastık yaptım 2 tanesiyle de üzerimi örttüm uyumaya çalışıyorum baktım o adam benim adımı bağırıyor işte BeetHoven burdamısın diye benim dedim arkadaş gitmiş kokoreç yaptırmış bi ekmek onu bi meyve suyu almış bide kocaman su almış bana içerde acıkırsam yerim içerim diye nezaretçi onları getirdi verdi ekmeğin yarısını yedim meyve suyunu açtım içicem ağzıma kola tadı geldi amk baktım içine kola doldurmuş bi bok anlamadım içtim öyle falan o sırada yanımdaki çocuk uyandı genç bişeydi abi suyundan içebilirmiyim biraz boğazım kurudu dedi al kardeşim iç dedim 2 yudum aldı sağol abi dedi bıraktı. Başladık muhabbete anlattım işte olayı bu da salak amk birisine tcsini vermiş bunun adına 3 ayrı şehirden dolandırılıcık dosyası açmış biri bunun adıyla milleti dolandırıyorlarmış çocuk abi ben hayatım boyunca istanbuldan adımımı atmadım dışarı diyo ama kayseride dolandırıcılık yapmışım uşakta dolandırıcılık yapmışım diyo hay amk ne biçim insanlar var diyorum çocuk normalde şeydi bu kafelerde kahvelere böyle köpükten şekil veriyolar falan onla uğraşıyormuş kendi babasının dükkanında çokta güzel yaparım abi bi gün gel diyo amk nezarette muhabbete bak kendi gelmiş bu karakola ne olduğunu anlamamış kontrol ettirmek için bunuda öyle almışlar. Biraz daha konuştuk ettik uyuduk sonra sabah oldu bu çocuğu gelip götürdüler ifadesini almaya bende bekliyorum tek başıma kaldım mal mal oturuyorum böyle 1 saat falan oturdum galiba hiç bi bok yapmadan benide almaya geldiler Gaziosmanpaşa adliyesine götürceklermiş ifade vermeye ama sivil polis geldi bana dalacak nerdeyse ne direniyosun lan sen polise ne zorun var polisle amk diyip üzerime yürüyo. Çabuk eşyalarını verin acelem var dedi eşyalarımı aldı bindirdi beni arabaya yine elimde kelepçeler tabi amk kucağıma da benim eşyaların olduğu poşeti attı arka koltukta öyle bekliyorum bunla bi arkadaşı daha geldi yanımada bi kadın koydular kucağında bebeği var bu da aynı nezarethanedeymiş kadınların yeri ayrı diye hiç görmedim ben bunu bindik öyle gidiyoruz polisler soruyo işte abla senin ne işin var burda bebekle almazlar seni hapise bak boşa götürüyorsun onu yanında diyolar kadın 7 aylık hamileyim ben elimde ultrason raporumda var dedi öyle olunca hapisr alamıyolarmış galiba. Bu kadın adınada kocası dükkan açmış yıllarca vergi ödememiş kocası vefat etmiş sonra vergi borcunu ödemiyor diye bunuda almışlar ama yıllar önce olmuş bu olay. Bu arada bi suçtan aranıyorsanız yakalanmadığınız her yıl alacağınız ceza 2 ay azalıyormuş o karınında işte normalde ne kadar bilmiyorumda 2-3 ay bi cezası kalmış ama kucağında bi bebek bide hamile bu kadın kocasının vergi ödemediğinden haberi bile yok öyle almışlar bana soruyo sen nerde polise direndin delikanlı diyo öbür ilk gelen lavukta ters ters bana bakıyor bende anlattım grev falan adamda diyor senin bi suçun yokki bende diyorum işte kelepçeyede gerek yokki diyorum prosedür öyle diyo sokayım prosedürüne dedim. Kıraç karakolundan canan diye bi kadın daha alacaklarmış onuda adam diyorki arkadaşına canan çingeneymiş galiba rahat durmazsa arkadan kelepçele öyle bindir arabaya diye bekliyoruz giden adamın yanında bi adam daha var elinde kelepçe arabayı süren diyorki canan nerde herif dediki ben canan hasktir olduk adamla aynı anda buda bindi yanıma. 3 kişi arkada şıkış tıkış gidiyoruz bu da çalıntı mal satın aldığı için ifade verecekmiş satanın bi suçu yok demekki alanın suçu var enteresandır memlekette kimsenin de suçu yok zaten anlattıklarımın hepsi işinde gücünde insanlar galiba yada hepsi bana denk geldi bilmiyorum. Gittik ilk beni götürdüler adliyeye kat kat çıkıyoruz işte savcının olduğu yere geldik evrak falan dolduruyor bu bana dedi şuraya otur bi yere kaybolma teröristtim ya zaten ben kaçıcam. 2 dakika sonra geldi yanıma bak insan içindeyiz sende zor durumda kalma kelepçeleri çıkarcam eşyalarını falan koy ceplerine ama çaktırma diyor lan zaten 1000 tane insanın içinden geçtim o halde zor durummu kaldı kafam eğik gidiyorum artık dedim... içimden tabi. Tamam abi dedim çıkardı kelepçeleri eşyalarımı dolduruyorum ceplerime tarihi eser bi naneli sakız vardı onuda polise uzattım aldı çiğnedi sigaradan kokmayak diyor bide. Beni ifade vermem için çağırmışlar o sırada polis götürdü beni ifade veriyorum işte soruyo kadın bana neden ordaydın niye grev yaptınız hiçbişeye zarar verdin mi veya vereni gördünmü sizi kim örgütledi bu şekilde ne kadar süre durdun başından beri ordamıydın falan bi kamyon soru sordu ondan sonra imza falan attım çıktım polis bana diyorki seni bırakırdım ama ters tarafta işim var he abi he tamam dedim son paramla gaziosmanpaşadan eve bile dönmedim direk işe gittim çalışmaya devam ettim.
Buda böyle bi anıdır.
submitted by hero_maras to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.18 07:04 BeetHovenV Nezarethanede bi gece yattım

Herkese günaydın arkadaşlar bugün hayatımdaki ilk kimlik sorgusunda neden bir gece nezarethanede yattığımı anlatıcam. Peşin peşin yazım hataları için özür diliyorum elimden geldiğince düzgün yazmaya çalışıyorum.
Neyse amk o zamanlar normalde her gün işten çıkıp arkadaşla internet kafeye gidip The forest diye bi oyun var hayatta kalma tarzı bilen bilir birlikte onu oynardık işte bi akşam iş çıkışı dediki siktir et kafeyi gel avmde yemek yiyek bide kahve içeriz ordan evlere dağılırız tamam dedim. Gittik avmye pizza aldık yedik buralarda anormal bişey yok geçiyorum kahve içmeye gittik ordan neydi amına koyim yaban meyveli mi yaban mersinli mi bi kahve varmış kanka çok güzel ondan içek dedi tamam dedim kahveler geldi amına koyim içiyorum lan bu normal türk kahvesi amk diyorum çocukta diyor yok lan tadı çok güzel diyo siktir git al şundan çek bi fırt dedim çekti buda aynı işte senin ağzının tadı yok diyor hay sıçayım dedim o kadar para verdik düz türk kahvesi içiyoz biraz sohbet muhabbet kahvelerde bitti. Çıktık ordan yürüyoruz bizi 2 tane bekçi çevirdi amına koyim benim elim yüzüm düzgün bana bakmazlar bile normalde de yanımdaki arkadaş saçlar sakallar almış başını gitmiş kulaktada küpe var takması sorun değilde göze batıyor işte amk bunun yüzünden çevirdiler bizi kimlik sorgulaması yapıcaz dediler eyvallah dedik. Verdik kimlikleri bakıyolar lavuk bakarken kafayı kaldırıp yanındakine döndü 72 kırmızı mı ne bişey dedi beni işaret etti amına koyim hemen benim kollarıma girdiler noluyo amına koyim diyorum bekçi diyorki sen aranıyorsun bilader ne aranması amk işten çıktım evime gidiyorum napmışım diyorum mahkemen varmış ifade vermeye gelmemişsin diyor ne mahkemesi mahkemem falan yok olsa eve kağıt mağıt gönderirler haberim olurdu illaki diyorum görmemişsin demekki e devletten kontrol et diyor lan niye kontrol ediyim bi insan evinde oturduğu yerden lan benim mahkemem varmı acaba diye bakarmı diyorum bide şeymiş polise direnmeden yargılanıyormuşum ona gidip ifade vermemişim orda sordu daha önce hiç böyle bi olaya karıştınmı diye yok ne polisi ne olayı derken aklıma geldi 17-18 yaşında bi fabrikada çalışıyordum hadımköyde greif diye bi firma. Yıllar önce belki bilen vardır bu firmada bi grev yapıldı 2-3 ay sürdü. Bende o grev yapanların içindeydim en son polis zoruyla çıkarttılar bizi fabrikadan o tüm süre boyunca fabrikadan çıkmamıştık sadece giyinme yıkanma falan için çıkıp geri geliyorduk o kadar (Belki bi ara onuda anlatırım). Bu geldi aklıma ordan sana dava açılmış o zaman dedi başka bi vukuatın yoksa falan dedi bi yandan kelepçe takıyolar. Bari dedim insanlar görmesin amına koyim duvara sırtımı döndüm bekliyorum araç gelcekmiş beni alacakmış bekliyoz öyle 10-15 dakika bekledik mal mal o sırada ben sağı solu arattırıyorum bu gece gelemicem mesaim var falan diye sallıyorum millete iş yerini arıyorum söylüyorum böyle böyle bi durum var gelemicem diye. Ben bunları hallettikten sonra polis aracı geldi bindirdiler beni arkadaşta tabi yanımda hala soruyo hangi karakola götürceksiniz diye öğrenip oda gelicek. Beni önce hastaneye götürdüler bi darp edildi mi falan diye soruyo doktor ama insanların içinden içinden götürüyor şerefsizler millet ters ters bakıyor amk görende sanacak ki teröristim. Ordanda çıktık karakola götürdüler direk bekleme odasına aldılar kelepçeyi çıkartıp odada bi adam var çam yarması gibi bişey oturuyo selamın aleyküm aleyküm selam falan konuşuyoz öyle sordu noldu diye anlattım işte sen niye geldin abi dedim salak amk gitmiş sağlık bakanlığını aramış milleti tehdit etmiş küfür etmiş falan ondan almışlar bunu evinden adam eşofmanla terlikle gelmiş öyle oturuyo ilacım var içemedim evde kaldı iyi değilim falan diyor. Biz öyle konuşurken polis geldi bana ceplerinde ne varsa çıkar dedi nezarethaneye gidiceksin eşyalarını da biz dolaba koycaz yarın sabah ifade vermeye götürecekler seni asayişten gelip mi ne bişeyler dedi orda eşyalarını alırsın ifade verdikten sonra da serbest bırakırlar zaten dedi. Çıkardım verdim eşyaları değerli olanları not alıyolar işte telefon falan kemeride aldılar pantolon götümden düşüp duruyor diyorum olmaz diyorlar kendimi asacam bi gece için sanki bu arada ayakkabı bağcıklarını her zaman almıyolarmış onuda fark ettim. 40-45 yaşları civarında bi adam beni nezarethaneye götürüyor 2 kat yerin altına indik noluyo amk diyorum kendi kendime. Geldik böyle demir parmaklıklar var kapıda o sırada kafamın içinde now playing düştüm mapus damlarına yazısı geçiyor. Girdik işte ayrı ayrı bölmüşler hepsini nezarethanelerin. Birinde 6-7 kişi var içerde gırgır şamata muhabbet koyu bizim polis bağırıyor lan bi susun amına koyim çok sesiniz çıkıyor diye bana da diyorki bunların yanına seni koyarsam bunlar seni siker falan aha dedim gitti bizim göt. Bi sonrakine baktı içerde zenciler var hepsi uyuşturucudan alınmış bob marley gibi dolanıyolar burasıda olmaz dedi üçüncüye gittik bi tane kamil yatıyo içerde başka kimse yok baktı bu zaten uyur sabaha kadar sende geç uyu işte yapacak başka bişey yok dedi girdim içerde battaniyeler var 5-6 tane 2 tanesini yastık yaptım 2 tanesiyle de üzerimi örttüm uyumaya çalışıyorum baktım o adam benim adımı bağırıyor işte BeetHoven burdamısın diye benim dedim arkadaş gitmiş kokoreç yaptırmış bi ekmek onu bi meyve suyu almış bide kocaman su almış bana içerde acıkırsam yerim içerim diye nezaretçi onları getirdi verdi ekmeğin yarısını yedim meyve suyunu açtım içicem ağzıma kola tadı geldi amk baktım içine kola doldurmuş bi bok anlamadım içtim öyle falan o sırada yanımdaki çocuk uyandı genç bişeydi abi suyundan içebilirmiyim biraz boğazım kurudu dedi al kardeşim iç dedim 2 yudum aldı sağol abi dedi bıraktı. Başladık muhabbete anlattım işte olayı bu da salak amk birisine tcsini vermiş bunun adına 3 ayrı şehirden dolandırılıcık dosyası açmış biri bunun adıyla milleti dolandırıyorlarmış çocuk abi ben hayatım boyunca istanbuldan adımımı atmadım dışarı diyo ama kayseride dolandırıcılık yapmışım uşakta dolandırıcılık yapmışım diyo hay amk ne biçim insanlar var diyorum çocuk normalde şeydi bu kafelerde kahvelere böyle köpükten şekil veriyolar falan onla uğraşıyormuş kendi babasının dükkanında çokta güzel yaparım abi bi gün gel diyo amk nezarette muhabbete bak kendi gelmiş bu karakola ne olduğunu anlamamış kontrol ettirmek için bunuda öyle almışlar. Biraz daha konuştuk ettik uyuduk sonra sabah oldu bu çocuğu gelip götürdüler ifadesini almaya bende bekliyorum tek başıma kaldım mal mal oturuyorum böyle 1 saat falan oturdum galiba hiç bi bok yapmadan benide almaya geldiler Gaziosmanpaşa adliyesine götürceklermiş ifade vermeye ama sivil polis geldi bana dalacak nerdeyse ne direniyosun lan sen polise ne zorun var polisle amk diyip üzerime yürüyo. Çabuk eşyalarını verin acelem var dedi eşyalarımı aldı bindirdi beni arabaya yine elimde kelepçeler tabi amk kucağıma da benim eşyaların olduğu poşeti attı arka koltukta öyle bekliyorum bunla bi arkadaşı daha geldi yanımada bi kadın koydular kucağında bebeği var bu da aynı nezarethanedeymiş kadınların yeri ayrı diye hiç görmedim ben bunu bindik öyle gidiyoruz polisler soruyo işte abla senin ne işin var burda bebekle almazlar seni hapise bak boşa götürüyorsun onu yanında diyolar kadın 7 aylık hamileyim ben elimde ultrason raporumda var dedi öyle olunca hapisr alamıyolarmış galiba. Bu kadın adınada kocası dükkan açmış yıllarca vergi ödememiş kocası vefat etmiş sonra vergi borcunu ödemiyor diye bunuda almışlar ama yıllar önce olmuş bu olay. Bu arada bi suçtan aranıyorsanız yakalanmadığınız her yıl alacağınız ceza 2 ay azalıyormuş o karınında işte normalde ne kadar bilmiyorumda 2-3 ay bi cezası kalmış ama kucağında bi bebek bide hamile bu kadın kocasının vergi ödemediğinden haberi bile yok öyle almışlar bana soruyo sen nerde polise direndin delikanlı diyo öbür ilk gelen lavukta ters ters bana bakıyor bende anlattım grev falan adamda diyor senin bi suçun yokki bende diyorum işte kelepçeyede gerek yokki diyorum prosedür öyle diyo sokayım prosedürüne dedim. Kıraç karakolundan canan diye bi kadın daha alacaklarmış onuda adam diyorki arkadaşına canan çingeneymiş galiba rahat durmazsa arkadan kelepçele öyle bindir arabaya diye bekliyoruz giden adamın yanında bi adam daha var elinde kelepçe arabayı süren diyorki canan nerde herif dediki ben canan hasktir olduk adamla aynı anda buda bindi yanıma. 3 kişi arkada şıkış tıkış gidiyoruz bu da çalıntı mal satın aldığı için ifade verecekmiş satanın bi suçu yok demekki alanın suçu var enteresandır memlekette kimsenin de suçu yok zaten anlattıklarımın hepsi işinde gücünde insanlar galiba yada hepsi bana denk geldi bilmiyorum. Gittik ilk beni götürdüler adliyeye kat kat çıkıyoruz işte savcının olduğu yere geldik evrak falan dolduruyor bu bana dedi şuraya otur bi yere kaybolma teröristtim ya zaten ben kaçıcam. 2 dakika sonra geldi yanıma bak insan içindeyiz sende zor durumda kalma kelepçeleri çıkarcam eşyalarını falan koy ceplerine ama çaktırma diyor lan zaten 1000 tane insanın içinden geçtim o halde zor durummu kaldı kafam eğik gidiyorum artık dedim... içimden tabi. Tamam abi dedim çıkardı kelepçeleri eşyalarımı dolduruyorum ceplerime tarihi eser bi naneli sakız vardı onuda polise uzattım aldı çiğnedi sigaradan kokmayak diyor bide. Beni ifade vermem için çağırmışlar o sırada polis götürdü beni ifade veriyorum işte soruyo kadın bana neden ordaydın niye grev yaptınız hiçbişeye zarar verdin mi veya vereni gördünmü sizi kim örgütledi bu şekilde ne kadar süre durdun başından beri ordamıydın falan bi kamyon soru sordu ondan sonra imza falan attım çıktım polis bana diyorki seni bırakırdım ama ters tarafta işim var he abi he tamam dedim son paramla gaziosmanpaşadan eve bile dönmedim direk işe gittim çalışmaya devam ettim.
Buda böyle bi anıdır.
submitted by BeetHovenV to KGBTR [link] [comments]


2020.07.03 08:33 troll_snobs Yaşadığımı hissetmek istiyorum

Kısa bir süre önce subda yazmaya başlamış olsam da epeydir subı takip ediyor vaziyetteyim. Çeşitli hikâyeler okudum; karşı cins ya da hemcinsleri tarafından amiyâne tabirle insanlık dışı muamele görenler, dışlananlar, çirkin olduğu için ailesi tarafından bile sevilmeyenler, eğitim-iş hayatını bile etkileyecek sorunlar yaşayanlar... Yav, belki saçma gelecek ama en azından yaşıyorsunuz aq. Benim hayatta hiçbir problemim olmadı. Bir kız tarafından reddedilmedim (çünkü hiç denemedim, açtığım bir başlıkta bir kız arkadaş deneyimimin olduğunu söylemiştim ama o çok farklı ve saçma bir meseleydi), yüzüme hiç çirkin olduğum söylenmedi, bir arkadaşım tarafından hiç ihanete uğramadım, ailemden bir fiske bile yemedim. Yokum amına koyiim. Mevcut değilim, non-existent bir fazda takılıyorum yıllardır. Arayan yok, soran yok, kavga yok, gürültü yok. Yav yemin ediyorum, bir liseli bile hayat konusunda benden daha tecrübeli ve iddialıdır. Sikişsem iyi olurdu tabii ama ben daha çok bana doğruları söyleyebilecek bir kadın arıyorum. Bana “Sen çirkinsin”, “Konuşmayı bilmiyorsun”, “Dişlerin çok kötü” filan diyebilecek; bana yaşadığımı hissettirecek birilerine ihtiyacım var.
submitted by troll_snobs to turkincel [link] [comments]


2020.07.03 02:00 Cratix16 Annem Babama Nasıl Verdi Acaba Neler Hissetti! Part 3

akşam incide takılıyordum ki babam bini çıktı yanıma kapıyı tıklattı.. okan mı beyaz mı? diye sordum. ikisinin de amk aç kapıyı dedi. doğru cevabı verdiğinden açtım kapıyı. lan bu ne hal? diye bağırdı. ne var halimde? dedim. oğlum delirtme çıkar şunları diyor. taktığım sütyeni kastediyormuş amk.. bu herifin dar kafalılığı öldürecek beni. baba merve'ye aldım takmadı, o kadar para verdim. boşa mı gitsin? tasarruf yapıyorum dedim. tasarrufunu giberim diye bağırınca çıkarmak zorunda kaldım. tek tek tuvaletleri gezip boşa su akıyor mu? diye kontrol etmeyi biliyor oç. biz tasarruf yapınca suçlu oluyoruz. takacak ya bana, bahane arıyor. konuyu değiştirmek için zaman lerzan mutlu'yu ne kadar değiştirmiş, farkında mısın? diye sordum, giblemedi. böyle zekiliklerim vardır. aşırı bir tepki aldığımda olayı yumuşatmak için parlak zekamı devreye sokarım. ters ters bakıyor amk.. sen ne demeye geldin baba? dedim. demiyorum lan sana bir şey baba da deme bana amk dedi ve çıktı. oha amk itirafı kest. delirmek üzereydim.. babam kimdi benim amk? bu konuyu hemen açıklığa kavuşturmalı, incide arkamdan konuşulanları haklı çıkarmamalıydım.
not: lerzan mutlu annem olabilir.
hemen indim aşağıya sordum anneme. benim babam kim? dedim. mal mal konuşma git başımdan diyor. babam babam olmadığını iddia ediyor, kim benim babam cevapla çabuk, yoksa bida odama almam seni dedim. öyle deyince tırsmış olacak gitti babama sen ne dedin bu çocuğa? diye çıkıştı. ben biraz uzaklaştım, dayaktan korktuğum için. zaten duydum sonra babam yakışıksız ifadeler dillendiriyordu hakkımda. bunlardan bir gib çıkmayacaktı, kendi yöntemlerimle öğrenmeliydim. merve'nin yanına gittim. kapıyla küs olduğumuzdan ona bir şey söylemedim ve tıklattım. zaten onla harcayacak zamanım da yoktu. merve açtı kapıyı, ne var? dedi. önce benimle insan gibi konuşmasını, daha sonra göğüslerinin bir ara fotoğrafını çekmemiz gerektiğini, bir iş için lazım olduğunu tembihledim. git abi pff xs gibilerinden bir şey söyleyecek oldu, tuttum saçından. söyle, geçen saklayıp da söyleyemediğin şey neydi? benim gerçek babam kim? annem başka kimlere veriyor? dedim. sesi çıkmadı.. söyle çabuk yoksa nermin'in face profiline yine mesut yar'ın kilo vermeden önceki hallerinin fotoğraflarını atarım diye tehdit ettim, defol diye karşılık verdi. bu kız tam bir kevaşe.. artık anlaşılmıştı, aile içinden doğru cevap gelmeyecekti. bir an önce farklı yollara yönelmeliydim.
not: aradığım sorunun cevabı nermin'de olabilir.
sabaha kadar gözüme uyku girmedi. face'den, twitter'dan ve inci'den çeşitli duyurular yaptım. babamın kim olduğunu bilenlerin acil bana ulaşması gerektiğini yazdım. küfürle cevap verenlere gerekli tepkileri verip evden fırladım. 1. kata indim, yine o kadın çıktı. eşiniz evde mi? dedim. hayır dedi. oha bu saatte gelmedi mi hala? diye bağırdım. herif ağır tokmakçı amk evine bile uğramıyor. saçmalama işe gitti dedi. yemedim tabiki ama onla uğraşamazdım. sizin kocanız benim annemi gibmiş doğru mu? dedim. ne diyorsun sen defol git falan dedi küfür müfür bir şeyler saydırdı. dur kapatma kapıyı cevap ver dedim, kapattı huur kapıyı. annemin tadına varmış biri bu karıya katlanıyor olamaz deyip babamın bu adam olmadığına karar verdim. karşı komşu firuze teyzenin kapısını çaldım. eşiniz evde mi? diye sordum.. yok dedi. kocanızı kastediyorum, evde mi? dedim. yok evladım diye karşılık verdi. firuze teyze belanızı gibtirmeyin hepinizin eşi mi memur amk saat 8 buçuk deyince, bir şeylerden korkuyor olmalı ki kapıyı hakaret ederek kapattı. firuze teyzenin kocası ihtimalini aklımda tutmalıydım. firuze teyze bir şeyler saklıyor gibiydi. sıra 2. kattaki dairelere gelmişti.
not: 1. kattaki kadının adını hala bilmiyorum.
  1. kattakilerden birini tanıyorum da 4 numaraya hiç gitmemiştim. o yüzden önce tanıdığımdan başlayıp aradaki samimiyeti kullanmaya karar verdim. kapıyı çaldım, aramızdaki samimiyete olan inancından dolayı açtı kapıyı. aramızdaki samimiyete güvenerek nassın mehtap teyze görünmüyon? dedim. beni görmekten şaşırmış olacak ki ters ters baktı. kocanız annemi gibmiş doğru mu? diye sordum. sorgu tekniğidir bu, annem itiraf etmiş gibi yapıp lafı alacaktım ağzından. böyle zekiliklerim vardır. insanlara aklımla küçük oyunlar oynar, keskin zekam karşısında çırpınışlarını izlerim. lafı değiştirmek için terbiyesizlik yapma oğlum git işine hadi deyip kapıyı kapattı. bunların hepsi niye böyle davranıyor amk? 1 insan gibi sohbet edebilen olmaz mı koca apartmanda.. kocasından şüpheleniyor belli ki. bu ihtimali de cebe koyup 4 numaraya gittim. çaldım kapıyı benim yaşlarımda bir kız açtı. eşiniz evde mi? dedim. eşim yok benim, neden sordunuz? dedi. kocanızı kastediyorum hanımefendi, evde mi çabuk diye ısrar ettim. öğrenciyiz biz söyle ne söyleyeceksen diyor. bir an öğrenci ve kız olduğunu aklıma getirince çok heyecanlandım ve birkaç saniye aralıksız bakıştık. fakat benden hoşlanıyor olması, sorgu tekniğimden kaçabileceği anlsevgi gelmiyordu. babanız annemi bafilemiş doğru mu? dedim, gülüyor amk. oha bulmuştum galiba.. bu diğerleri gibi kapıyı kapatmamıştı. tabi bu benden hoşlanıyor olmasından da kaynaklanabilirdi ama gözlerinden babasını saklamak istediği gerçeğini okudum. bak dedim ayağını denk al, şahsi meselemizi sonra halledelim dedim ve babasının msn adresini istedim. uğraşamam senle deyip kapıyı kapattı. nihayet elime gerçekçi deliller geçmişti. ayrıca behzat ç'deki şule'den sonra ilk kez bir kızın benden hoşlandığını hissetmiştim. bu da olumlu bir gelişmeydi. neyse edindiğim bilgileri aklımda tutup 3. kattakileri sorguya çekmek vardı sırada.
    not: mehtap teyze ve erdal beşikçioğlu liseden sınıf arkadaşı olabilir.
  2. kattaki sinirli teyze biraz beni korkutsa da kapıyı çalmak zorundaydım. açtı ne var? dedi. olaya yumuşak girmek için natalie portman'ın léon'daki halini hatırlıyor musunuz? dedim. anlamadım? evladım işim var noldu? dedi. acelesi kendini ele veriyordu açıkçası. bu tavrı şüphelerimi artırmıştı. hanımefendi dalga geçmeyin benle, kocanız nerde? dedim. napacan kocamı? diyor. aklı sıra lafı değiştirecek oç. kadın biraz yaşlı olduğundan sorumu dikkatli sordum. muhterem beyefendinin validem ile vakt-i zamanında izdivaç ettiğini teferrüc ediyorum dedim. söylediğime cevap vermeyip lafı değiştirmeye çalıştı. annenin haberi var mı geldiğinden? dedi. sanane annemden oç deyip ondan önce kapıyı ben kapattım. sonra da açmadı oç. şüpheliler listeme eklenmekten kurtaramamıştı kocasını... karşı daireye geçtim. kapıyı tıklattım. kapıyı açan kadına ''oha siz burada mı oturuyordunuz? kapıcı sanıyordum sizi.'' dedim. ne diyorsun sen? falan bir şeyler geveledi. eşiniz evde mi dedim. yok bana söyle ne söyleyeceksen bebek içeride yalnız dedi. bebek kimden? diye sorunca biraz sinirlenip kapıyı kapattı. bu millet mal amk. babam tembihlemiş herhalde hepsine, konuşmayın demiş. bu adam tam bir oç, böyle bir şeyi benden saklayabileceğini nasıl düşünür? neyse şimdi gitmem gereken tek bir adres kalmıştı. firuze teyze.. fazla beklemeden bizim kata çıktım.
not: bebek önder açıkbaş'tan galiba.
bizim kata çıkıp firuze teyzelerin kapısını çaldım. firuze teyze kapıyı açınca bir şey söylemesine izin vermeden ''haykırmaaaak istiyoruoooğğmmmm konuşamıyorum'' eserini ilhan irem'in tarzıyla seslendirmeye başladım. bu daha samimi bir sohbet gerçekleştirmemizi sağlayabilirdi. noldu evladım yine? dedi. bakın firuze teyze sevişmek doğal bir şey ve insanın bir ihtiyacı. günümüzde yıldız tilbe bile sevişiyor dedim. oğlum git hiç sırası değil dedi. ne sırası değil? bu saatte görmeyin siz de şu işi kardeşim dedim. kapıyı kapatıyordu ki koydum ayağımı araya korkmasını sağladım. bildiğiniz gibi böyle çevikliklerim ve böyle zekiliklerim vardır. bu hareketimde iki yeteneğimi bir potada erittim. napıyorsun oğlum sen? git evine yürü dedi. eşiniz annemi emmiş doğru mu? dedim. anlamadığım birkaç arapça cümle söyleyerek kapıyı kapattı ve kafamı karıştırdığını sandı. fakat bu hareketleriyle kendini ele vermiş oldu. çünkü firuze teyzenin arapça bilme ihtimali çok düşüktü. böyle basit hamlelerle aklımı karıştırmayacağından şüpheliler listeme kocasını ekletmekten kaçamadı. yeterli bilgiyi toplamıştım. şimdi eve gidip taylor swift'in love story şarkısı eşliğinde bir durum değerlendirmesi yapacaktım. kapıyı çaldım, annem açtı. nereden geliyorsun? diye sordu. konuyu değiştirmek için defne joy foster öldü 3 gün yas tuttunuz, 30 şehit öldü şimdi neredesiniz? dedim. mal mal baktı, fırsattan istifade odamın yolunu tuttum.
not: ilhan irem, taylor swift'e kanye west'in yaptığı ayıbı yapmazdı.
harun kolçak posterimi ters çevirip duvara astım. şüphelilerin isimlerini, yaşlarını, duyabildiğim kadarıyla haftalık sevişme sayılarını yazdım. o sırada babam geldi, kapıyı tıklattı. gel lan kahvaltı yap dedi. yeterli eti cinim olduğunu, kapımın önünü derhal terk etmesse merdivenlerle konuşacağımı, bir daha onu üst kata çıkarmayacağımı söyledim. öyle deyince korkmuş olacak ki hiçbir şey demeden aşağı indi. elimdeki delilleri ve düşündüklerimi facebook, twitter, inci'de paylaştım. msn iletimi ''alem arka olmuş.'' yaptım. insanlardan yardım istedim. fakat herkes oçlik peşinde olduğu için gerekli küfürleri gerekli yerlere iletip sosyal ortamdan da umudumu kestim. neden herkes bana karşı amk bir anlasam... daha sonra kapım çalındı, gelen merveydi. şaşırdım amk hangi dağda kurt öldü? diye sorup biraz gülümsedim. abi açar mısın kapıyı? dedi. önce soruma cevap ver dedim. abi aç şu kapıyı diye bağırınca daha fazla sinirlendirmemek için kapıyı açtım ve hangi dağda kurt öldü? derken gerçek bir soru sormadığımı, kendisine bir espri yaptığımı belirttim. yoksa 12 yaşında kız nerden bilsin amk nerde kim öldü * böyle esprili anlarım vardır. sivri zekamla beklenmedik espriler yapar, insanları aralıksız güldürürüm. neyse derdin ne merve? sütyensiz birini odama almadığımı biliyorsun, acele et dedim. bir fotoğraf çıkarıp, abi bu iğrenç şeyi niye yatağımın altına koydun? dedi. o iğrenç dediği şeyin david fincher'ın 25 kare tekniği olduğunu ve fight club'ın final sahnesinde bulunduğunu belirttim. merve iyi kız, hoş kız da cahil biraz galiba.. bir daha yapma böyle şeyler yeter artık dedi. konuyu değiştirmek için bu yaşar nuri öztürk saba tümer'e neden bu kadar sinirli? diye sordum. aklı karışmış olacak ki cevap vermeden çıktı odadan. ben de işime bakmaya devam ettim.
not: helena bonham carter yaşar nuri öztürk'ten hoşlanıyor. ikisinin de 3 ismi var.
duvardaki yazdıklarıma bakarak bir süre düşündüm. daha sonra benden hoşlanan öğrenci kızla şükran teyzenin akraba olduklarını farkettim. bu da firuze teyzenin kocasının benim babam olma ihtimalini kuvvetlendiriyordu. indim aşağıya annem mutfakta bir şeylerle uğraşıyordu. anne firuze teyzenin kocasıyla nereden tanışıyorsunuz? dedim daha mevzuya girmeden. böyle zekiliklerim vardır. konuya farklı bir yerden girer, karşımdaki insanın aklımın oltasına düşmesini beklerim. fakat annem git başımdan, uğraşamam gibi basit kelimelerle beni başından atmaya çalıştı. yemedim tabiki, ama yine de çok üstüne gitmeden lafı ağzından alıyım diye kim kardashian'ın en küçük kız kardeşinin model olmak istediğinden bahsettim. yine aynı basitlikte cümlelerle lafı geçiştirmeye çalışınca kafasını karıştırmak için requim for a dream'in ne kadar overrated bir film olduğundan bahsettim ona. fakat kadına işlemiyordu. anlaşılmıştı, çözülmesi için biraz daha zaman vardı. ben de yukarı çıkıp biraz kafamı dağıtmalı, başka şeylere yoğunlaşmalıydım. bu kadar düşünmek bana bile fazla gelmişti. inci'ye girip semiha berksoy ferresi yolla diyene yolluyorum başlığı açtım. pek ilgi görmeyince twitter'a girip birkaç güldüren şaka yaptım. kimse rtlemeyince face'e girip liseden arkadaşım pelin'in duvarına halil sezai paracıklıoğlu senden hoşlanıyor yazdım. 2 dakika sonra kaldırdı gönderimi oç. herkes bana karşı amk böyle dünyanın necati ateş'ini gibiyim deyip uykuya dalmaya karar verdim ve yatağa yattım. bir an önce sabah olmasını ve planlarımı hayata geçirmeyi istiyordum.
not: pelin kim kardashian'ın erkek kardeşine veriyor. eminim...
sabah kalktım erkenden reserved ne demek ola ki amk? diye düşündüm biraz. daha sonra quentin tarantino'nun adını hatırlayamadığım bir filmine gönderme olduğuna karar verip işe koyulmayı tercih ettim. merve'nin odasına inip biraz kapıyla dertleşmek istedim, fakat cevap vermedi oç. tüm dünya bana karşı birleşmiş amk deyip eticin+cappy i mideye indirdikten sonra firuze teyzelerin daireye indim. kapıyı tıkladım, açan olmadı. fakat içerde ayak sesleri vardı amk uyuyor olamazlardı. böyle zekiliklerim vardır, şeytanı ayrıntıda arar, aklımı kullanarak yerinde gözlemler yaparım. açmaları için kapıyı daha sert vurmaya başladıktan sonra firuze teyze açtı kapıyı. bir şey dememe izin vermeden bak çıkacam söyleyecem artık sizinkilere yeter böyle oğlum, acıyorum ses çıkarmıyorum dedim. sen kimsin bana acıyorsun firuzan teyze? kocanı çağır dedim. adını firuzan olarak telaffuz ettim ki onu önemsemiyor gibi bir görüntü verip, karşımda ezilmesini sağlayım. böyle hınzırlıklarım vardır. kocamı çağırırsam dayak yersin, git bak dedi. babam değil mi? döver de, sever de.. karışmayın çağırın dedim. ne diyorsun oğlum sen, çık elimi belada koyma diyor oç. eğer kocasını çağırmassa zabıta ya da pakize suda'yı çağıracağımı belirttim. fakat kadın oralı olmadı.. yetmezmiş gibi kapıyı yüzüme kapattı. oğlunuz büyüyünce önder açıkbaş gibi olacak hepiniz oç siniz deyip bizim daireye çıktım. konuyu manevi babama açma vakti gelmişti.
not: reservedla ilgili filmde pakize suda oynuyordu galiba.
kahvaltı masasına oturup bir süre herkesin uyanmasını bekledim. o sırada abraham lincoln'ün annemle ne ilgisi olabilir? diye düşündüm. neyse ki ilk uyanan babam oldu. napıyon lan burda? uyumadın mı? dedi. uyuduğumu, çünkü beynimin en fazla uyurken geliştiğini belirttim. beynini gibiyim gibilerinden ucuz bir laf etti. bu adamın aklı sıra benle taşak geçmesi çok sinirlerimi bozuyor. manevi babam olduğunu öğrendikten sonra bıçaklamayı düşünmüyor değilim. neyse buna daha fazla takılmayıp onu popülasyon genetiğinin kurucuları ingiliz biyologlar ronald fisher ve j.b.s. haldane için 1 dakikalık saygı duruşuna davet ettim. giblemedi oç.. tabi ben hiç bozmadan duygulu bir 1 dakika yaşadıktan sonra konuya girmeye çalıştım. fakat bu oç döver diye yavaş yavaş bahsetmeliydim içimdekilerden. ilk insan ademse ya bu kızını gibti, ya da oğulları kız kardeşlerini? diyerek bir sohbet konusu açmaya çalıştım. sabah sabah sürünme yine.. diyince olayı mantık boyutundan şiddet boyutuna taşımamak için lafı uzatmadım. önce sevecen olmalıydım. bak dedim sen de bu yaşıma kadar büyüttün ettin, aç susuz koymadın eti cinim ekgib olmadı sağol dedim. ne diyon sen amk? diyor oç hala işin gırgırında. baba, bak hala baba diyorum sana. sen kim olduğunu söylemedin ama ben gerçek babamı buldum dedim. ilk başta şaşırdı, sonra zekama şaşırmış olacak ki hafif gülümsedi. kimmiş? dedi joe biden dedim. oç kahkaha atıyor karşımda. ne gülüyorsun amk baktım netten ben joe biden türkiye'yi başkan yardımcısı olmadan önce defalarca ziyaret etmiş dedim. oğlum bak sinirleniyorum, gibtir git diyor bana muallaknin evladı. hayır dedemi tanımasam manevi babama böyle söylememem gerektiğini düşünücem. ama biliyorum dedemi, kesin muallaknin evladı bu. az önce buraya gelip düşünmeye başlayana kadar firuze teyzenin kocası sanıyordum. o da bafiliyor annemi ama benim babam o değil, az önce düşününce farkettim dedim. ayağa kalktı bu hiçbir şey demeden üzerime yürüdü. şiddet çözüm değil, mantıklı ol. joe biden olmayacak da kim olacak? bunu daha önce düşünmemiş olmam saçma değil mi? diyecektim saç.. diyebildim. ağzıma burnuma daldı amk. bu kez farklı oldu biraz. 1 dişim kırıldı, gözüm 10 dakika içinde hafif morlaştı. elmacık kemiklerim çok acıyordu. vurdukça da kesmedi öncekiler gibi oç. neyse bıraktı gidiyordu sen benim maddi babam değilsin dövemezsin beni diye bağırdım. maddi o anlamda kullanılmaz gerizekalı diye yanıt verip odasına gitti. hmmmm bunu biraz düşünmeliydim.
not: ronald fisher, joe biden'ı duşta seyretmiş.
bir süre burnumdan yere damlayan kanları izleyip kafamda robert downey jr.'ın sherlock holmes performansını değerlendirdim. annem uyanmış amk o geldi ne oldu yine? ne bu halin? salim allah belanı versin deyip ağlamaya başladı. haltları sen yiyorsun, dayağını ben yiyorum anne dedim. ne yaptın yine gerizekalı? sorusuyla karşılık verdi. joe biden'ın babam olduğunu manevi babama söylediğimi belirttim. gözlerinden okudum bir yıllar öncesine gitti.. hiçbir şey demedi, ilk yardım gereçlerini getirdi. bunların yararı olmayacağını, acil bana merve'nin ojelerinin lazım olduğunu söyledim, takmadı. benim de kalkıp onları getirecek halim yoktu açıkçası. her tarafım acıyordu. daha sonra babam oç geldi annemle sırtladılar beni odama taşıdılar. güya şefkatli görünüp joe biden'ı aramama, onları terk etmeme engel olacak oç. ama yağma yok.. iyileştikten sonra ona gününü göstermeye karar verdim. gözlerim dolacak gibi oldu, kendimi tutmak için youtube'a girip harun kolçak'ın ''gir kanıma'' klibini izledim. biraz daha iyiydim.. biraz kafamı farklı şeylere odaklamam gerekiyordu yine. zeki insanların da dinlenmeye ihtiyacı vardır. o yüzden kafamdaki bir diğer önemli soru önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? ya yeniden cevap aramaya çalıştım. kendisinin okan bayülgen ile eşit iq'da olduğunda bir kez daha karar kıldım ama dediğim gibi bunu zaten biliyordum. bana daha farklı argümanlar lazımdı.
not: babam oç önder açıkbaş'a kızıyor, sinirini bizden çıkarıyor.
neyse google görsellerden ibrahim erkal fotoğraflarına bakıp sakinleştikten sonra youtube'a girip mustafa karadeniz kamera şakaları izledim. artık iyiydim... şimdi joe biden'a ulaşmak lazımdı. twitter'da kendisini followlayıp birkaç mention attım. facebook duvarıma joe biden beni bul, konuşmamız gerek yazarak telefon numaramı paylaştım. son olarak serkan inci'ye pm atıp beni joe biden ile tanıştırmasını rica ettim. bu ikilinin liseden arkadaş olduğunu düşünürken keşfetmiştim. her tarafım ağrıdığından aşağı inemezdim. anneme seslenip gelmesini söyledim. gelince robert plant'in vokalistliğini yaptığı efsane ingiliz rock grubunun ismini sordum. bilemedi cahil oç... yine de içeri aldım çünkü durum ciddiydi. annem içeri girince manidar olsun diye youtube'dan metin ışık'ın lay lay lom eserini açtım. böyle zekiliklerim vardır. yaptığım eylemlerle insanlara mesajlar verir, onları beynimin labirentlerine davet ederim. ne diyorsun söyle çabuk? bir ihtiyacın mı var? dedi. anne joe biden'a acil ulaşmam lazım. telefon numarası vardır sende, versene.. dedim. hiçbir şey demeden çıktı odadan oç. beni peydahlamayı biliyorsun. o zaman bazı sorulara da cevap vereceksin amk. neyse ben yeteri kadar zekiydim, kimseye ihtiyacım yoktu. açtım yeniden twitter'ı baktım beni ne followlamış, ne sorduğuma cevap vermiş. bu beni biraz üzdü. herkesten sonra onun da bana sırtını dönmesi fazla ağır olmuştu. tavrımı anlasın, kendine çeki düzen versin diye son kez ''followa follow aqar agaaaaaaa'' yazıp kendisini unfollowladım. baktım facebook'taki çağrıma da cevap verdiği yok, dikkat çekmek için gönderimin altına ''a tempest of siblings, business and fame engulf olympic decathlete bruce jenner and paparazzi fave kim kardashian as their huge hollywood families collide.'' yazdım. hani adam ingilizce biliyor ya.. o açıdan. böyle zekiliklerim vardır. her bireyi kendi başına, kendi şartlarıyla değerlendirip onları aklımın kapanına sokarım. inci'deki inboxım da hala boş olduğuna göre biraz daha beklemem gerektiğine, bu sırada hegel şükran teyze akrabalığının ne anlama geldiğini düşünebileceğime karar verdim.
not: mustafa karadeniz hegel'i çok komik şakalardı.
sağ dizimdeki, dirseklerimdeki ve elmacık kemiğimin üst kısımlarındaki morluklara merve'nin daha önce kaçırdığım ojesini sürüp biraz dinlenmeye çekildim. 2-3 saatlik bir uyku çektikten sonra inci'ye girdim. inboxım hala boştu. serkan inci'ye sen git hala fakir gibi dilen, bir işimize yardımcı olma oç yazdıktan sonra balkona çıkıp ela'nın gelmesini bekledim. bir kere de sözünde dur amk kızı yaralıyız bir de. tam 45 dakika bekletti. ben de daha fazla beklemedim ki tavrımı anlasın. böyle zekiliklerim vardır. gerekli durumlarda sinirimi beynimin kıvrımlarıyla harmanlayıp ortaya akıl ürünü, zekice tepkiler çıkartırım. kapım tıklandı, gelen manevi babammış. steven spielberg mü? david lynch mi? diye sordum. gibtirme onları bana aç şu kapıyı dedi. bu adamda gelişme var amk. bu ara hiçbir soruyu kaçırmıyor. doğru yanıtı duyar duymaz açtım kapıyı. buyur ne vardı? dedim. oğlum bir an aşırı sinirlendim, böyle olsun istemezdim, kusura bakma dedi. joe biden'a ulaşacağımı anlayınca arkaü tutuştu oç nin. yine de asıl niyetini anlamamazlıktan gelerek olur böyle şeyler baba dedim. aferin bak, yarak yarak konuşma adam ol şöyle diyor. güzel ortamı bozmamak, lafı değiştirmek için dostoyevski'deki st. petersburg tasvirleri başka kimde var allasen? diye sordum. aval aval baktı. bak baba dedim, madem yapıcı konuşuyoruz. ben önemli değilim, artık düşünme beni.. ben bakarım başımın çaresine dedim. aferin oğlum dedi. ama merve adına endişeleniyorum baba, face'den sınıfındaki erkek arkadaşlarıyla konuştum kimseyle sevişmemiş dedim. daha lafa devam edecektim kalktı gidiyor saygısız oç.. dur dedim nereye gidiyorsun amk? almayım ayağımın altına bak zor tutuyorum kendimi diyor. bu adamın pgibolojik desteğe ihtiyacı var amk. olur olmaz yerde dayak atmaya çalışıyor. merdivenlerden inerken annen yemek hazırladı getirsin odana söyleyim de dedi. annemden sanane oç deyip kapıyı kapattım, üzerine kitledim.
not: ela'yı david lynch'e yar etmem. niyetlerinin farkındayım ama bu asla olmayacak.
baktım face'e, twitter'a joe biden'dan hala ses yok. bu annem de 1 kere olsun adam gibi adama vermiyor amk. babam olma ihtimali olan herkes oç. neyse çıktı annem yemek getirdim aç kapıyı diyor. önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? dedim. oğlum aç kapıyı uğraşamam senle diye karşlık verdi. fakat yağma yoktu. şu sorularıma bu evde artık cevap verilecek amk. ciddi bir şey soruyorum, önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? diyerek sorumu tekrarladım. buraya bırakıyorum yemeği alırsın dedi. açtım kapıyı pilav nohut var.. üzerine vişneli cappy döküp afiyetle yedim. tam hatırlayamadığım bir şeye sinirlenip boşların olduğu tepsiyi yatağın altına sakladım. harun kolçak'ın gir kanıma klibini izleyip sakinleştikten sonra yeniden joe biden'ı bulmanın yollarını aradım. birden joe biden'ın bizim apartmandaki öğrenci kızın akrabası olduğu aklıma geldi. o kızla hemen konuşmalıydım. evden çıkmama izin vermeyeceklerinden üst kattan sıvışmaya karar verdim. böyle zekiliklerim vardır. insanların benim üzerimde kurmaya çalıştıkları baskıya, onlara akıl oyunları yapıp, beklenmedik anda beklenmedik eylemlerde bulunarak cevap veririm. yürümekte zorlandığım için kızın katına inmem 15 dakikamı aldı. ama sonunda varmıştım. tıkladım kapıyı, açtı. konuya alakalı bir yerden girmek için bu model grubunun solisti neden spastik kız çocuğu taklidi yapıyor? diye sordum, gülümsedi. bu olumlu bir gelişmeydi, balık oltaya geliyordu. ne vardı? dedi. joe biden'ın telefon numarası lazım dedim. o kim? diyor amk. yeni nesil ecdadını akrabasını tanımıyor ayıp oç dedim. şaşırmış görünüyordu.. daha sonra anlamlı bir sosyal mesaj vermek için ''ecdad tarih yazmış, torun okumaktan aciz.'' diye bağırdım. ehehe ne kullanıyorsan aynısından istiyorum deyip kapıyı kapattı. oha! oha oha oha oha wowwww... ekşici lan bu dedim. espriyi kest dedim. telefon numarasını alamasam da kızın ekşici olduğu bilgisine ulaştım. bu da joe biden ile ekşiyi direk ilişkili kılıyordu. zaten daha önce şüphelendiğim bir durum olduğundan bir an önce odama çıkıp bunun üzerine düşünmeye karar verdim. yaklaşık yarım saat sonra kimseye farkettirmeden odamdaydım.
not: öğrenci kız geceleri evinde harun kolçak'ı misafir ediyor.
daha sonra odamda enrique iglesias'ın hero klibini izlerken joe biden-ekşi ilişkisini düşündüm bir süre. tüm bu karışıklığın arkasından roberto baggio'nun çıkabileceğini tahmin ediyordum. twitter'da ve facebook'ta durumumumu edit:imla diye güncellendim. birkaç film izledim beğenmedim, birkaç şarkı dinledim ağır eleştirdim. aralarına sızarsam belki daha kolay çözülürler diye düşündüm. böyle zekiliklerim vardır. insanlara yakın davranıp bana güvenmelerini sağladıktan sonra onları beynimin duvarlarına hapsederek istediklerimi vermelerini sağlarım. fakat 2 saat boyunca kimseden ses çıkmamıştı. merve'nin odasına inip konuyu kapıya açmaya karar verdim. indim aşağıya, bak dedim kapı; aramızda çeşitli gerginlikler, hoş olmayan olaylar yaşandı. gel geçmişe bir sünger çekelim. dedim. hiç cevap vermedi oç. yine de büyüklük bende kalmalıydı. eğer barışmak istersen ben odamdayım, harun kolçak dinleyip birbirimize el şakası yaparız dedim. tamam gibilerinden kolunu oynattı. merve açtı kapıyı.. napıyorsun abi burda? diyor. hiç dedim bir meseleyi hallettik. bak merve dedim kaç gündür babamı arıyorum ve kendisine ulaşmama ramak kaldı. ona ulaştıktan sonra sizi terk edecem. aklım sende kalarak gitmeyim, şu aldığım sütyenleri kullan artık dedim. bak çağırırım babamı? diye tehdit ediyor oç. hemen konuyu değiştirdim. bu egemen bağış ne komik adam değil mi? seviyorum vallahi dedim. o kim abi diyor cahil oç. hem sütyensizsin, hem cahil daha fazla muhattap olamam deyip odayı terk ettim. giderken kapıya selamımı çaktım. daha sonra apartmandaki daireleri gezip behzat ç. izleyip izlemediklerini sordum. verilen cevaplara göre apartmandaki oçlik oranını hesapladım. sonuçlar beni üzmüştü.
not: roberto baggio ve akbaba aynı kızdan hoşlanıyorlar.
ertesi gün akşsevgi kadar incide takıldım, eti cin yedim, ela'yı bekledim vs.. akşam olduğunda aşağı indim. herkes salondayken mandalina aşıracaktım. sesimi duymuş olacaklar ki manevi babam salona çağırdı, gittim. ne vardı? dedim. gel yanımızda otur, dizi izleyelim dedi. arkaü tutuştu oç nun.. yine de annemin hatırına oturdum. hiç ağzımı açmadan 20 dakika bekledim. daha sonra fatmagül'ün teyzesine sinirlenip masanın üstündeki bardağı televizyona fırlatınca babam elinin tersiyle suratıma bir tane yapıştırıp odadan kovdu. üvey baban mı var derdin var amk.. neyse odama çıkıp bir süre astrofizik üzerine düşündüm, hubble ultra derin alanını seyrettim. bundan da sıkılınca şükran teyzelerin kapısını çalmak için üst kattan sıvıştım. kapıyı tıkladım, şükran teyze açtı. oo nasılsın şükran teyze, mehmet amca yok mu? dedim. var içeride demeye kalmadı o oç da geldi. kapat kapıyı şükran diyor oç.. mehmet amca babam karınızı tokmaklıyorsa sorunu onla çözün, zaten kendisi öz babam bile değil dedim. git elimden kaza çıkacak diyor amk oğlu. neyse alt kata benden hoşlanan öğrenci kızın dairesine indim, kapıyı tıklatınca hemen açıyor. bu çok iyi bir özellik. insan ilişkilerinin etik kuralları gereği naber? dedim. iyi canım sen diyor. bu da hemen atacak kapağı oç.. ağırdan al kızım. evlenecez demedik. canım manım ne ayaksın? neyse kardeşimin pedi bitmiş de sizden alabilir miyiz? dedim. tabi dedi. ama mümkünse kullanılmış olsun diye rica ettim. öyle deyince bir döndü kaç yaşında senin kardeşin? diyor. ne alakaysa amk bu kızın kafada bir kırıklık var. 12 ne oldu da? dedim. kapıyı yüzüme kapattı. amk sen bana naz yapacan diye kardeşim zor durumda kalacak bencil oç. ilişkimizle ilgili meseleleri bire bir halledelim kızı niye mağdur ediyorsun? bunları söylemek için kapıyı bir kez daha tıkladım, yine açtı sağ olsun. konuya farklı yerden girip tepkisini azaltmak için plüton'a da çok ayıp ettiler ha.. dedim. ya arkadaşım ne istiyorsun benden? dedi. 1 ped rica ettik küfretmediğin kaldı. aramızdaki sorunları baş başa halledelim, şimdi pedi ver dedim. annenle tanışıyoruz, ona bir bir söyleyecem bunları deyip kapıyı kapattı. sanana annemden oç deyip kapıya bir tekme attım ve ben de yukarı çıktım. manevi babam çağırdı yanına, gittim. he dedim, noldu? haftaya azize halanlar geliyormuş, 1 hafta kalacaklar dedi. burcu bakireyse almam eve deyip odama çıktım. azize halam ilginç bir kadındır.. daha önce mehmet amca ve 1. kattaki kadının kocasıyla kısa süreli ilişkiler yaşadı, yürütemedi. gençliğinde mehmet demirkol ile 2 yıllık bir beraberlik yaşamış. şimdi bizim süleyman enişteyle evli görünüyor.
not: benim manitanın babasıyla süleyman eniştenin sık sık öpüştüğünü duydum.
halamların geleceği gün erkenden kalktım. vücudumun kıldan muzdarip yerlerini tıraş ettim. duşumu alıp, kolonyamı sürdükten sonra artık hazırdım. annemler aşağıda hazırlıkları tamamlamıştı. annem geleceklerinden dolayı baya sevinçli görünüyor ama eniştemin gelmediğinden haberi yok herhalde. 2 yıl önce yazlıklarına gittiğimizde eniştemle mutfakta buluşuyorlardı. gözlerimle gördüm.. neyse kapı çaldı indim hemen aşağı. halamlar geldiler falan, burcu ve ekrem de gelmişti. ekrem oç benim hasmım.. benden nefret ediyor biliyorum. yine de burcu'nun hatrına ona katlanmak zorundayım. neyse halamın elini öptüm burcu'yu öptüm falan. tokalaşma merasimi vs.. merve malıyla burcu bir garip hareketler yapıyorlar, ilginç sesler çıkarıyorlar falan. ne yapmak istediklerini tam anlamadım ama sonunda sarıldılar da olay tatlıya bağlandı allahtan. neyse salona geçtik biraz sohbet etmek için. annem açlığınız var mı? diye sordu. ne biçim soru soruyorsun anne, yıllardır giriş katında kirada oturuyorlar? dedim. sen sus diye yanıt verdi. bu kadın tam mal ya.. neyse sen nasılsın oğlum? diye sordu halam. iyiyim hala kız arkadaşım ve yeterli eti cinim var. sen nasılsın? dedim. biz de iyiyiz çok şükür dedi. nasıl iyisin hala? burcu'nun hala göğüsleri büyümemiş. ne rahat insanlarsınız? dedim. babam gibtir ol git gelme buraya diye kolumdan sürükleyerek odadan kovdu. oç 2 dakika hasret gidermemizi de kıskandı. gerçek babam olmadığını sanırım halam da bilmiyor. telaşı ondan... neyse merve'lerin odasına gidip burcu ile merve'yi beklemeye karar verdim. beraber yatacaklardı çünkü.. onlarla etraflıca bu göğüs meselesini konuşmalıydım. gittiğimde kapı kilitli değildi, girdim içeri. kapıyla 5 dakika kadar sohbet ettikten sonra merve ile burcu geldi. kevaşe merve abi ne işin var burda? çık diyor oç. bekle dedim burcu'ya bir şey sormam lazım. sor abi dedi burcu. ekrem hala kızgın mı bana? dedim. niye ki? dedi. ben ten kol saatini cinsel uzvuma taktığımdan beri bana hep ters davranıyordu dedim. yok abi seviyor seni dedi.. oç ekrem o imajı yaratmış ailesinde bilerek.. böyle şeytanlıkları vardır. asıl düşündüğünü son ana kadar söylemeyip, olayların istediği gibi şekillenmesini ister. açıkçası ekrem'den korkuyordum ve bu konuyu annem benim için çözmeliydi. gittim mutfağa annemi yanıma çağırdım. korkumu belli etmemek için konuya farklı yerden girerek okul filmi vardı taylan biraderlerin, sinem kobal oynuyordu. ne korkmuştuk değil mi? dedim. cevap vermiyor oç.. bak anne dedim bu ekrem beni üzüyor. garip hareketleri var deli gibi bir çocuk bu. ayrıca biliyorum ki benden kurtulmanın planlarını yapıyor, benden nefret ediyor dedim. saçmalama oğlum 8 yaşında çocuğun senle ne derdi olsun? diyor oç. ölsem gitsem umurlarında değilim.
not: ekrem okul filminden daha korkunç.
submitted by Cratix16 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.05.13 18:00 ayseakarsu Allah'ım korlularımla sınama beni

En büyük korkum ev hanımı olmak ve sünepe bir kocayla yaşlanmak beş parasız. İş arıyorum iş bulamıyorum. Baba parası yemek koymuyor bana ama koca parası yemek koyar. İş tecrübem olup çalışan kadın olmam lazım. Ne olur ne olmaz boşanırsam kendi ayaklarımın üzerinde durabileyim
submitted by ayseakarsu to u/ayseakarsu [link] [comments]


2020.03.13 18:09 JPDragao Kaybolan amcam

Geçen amcamın doğum gününü kutluyoruz. Bir ara kayboldu bu. Dedim bakayım eve mi geçti acaba. Koştum gittim evde bir aile dostumuz bekliyor. Dedi amcan gezmeye gitti artık ne zaman döner ya da döner mi bilemem. Ama bütün mal varlığını sana bıraktı dedi. Aradan dokuz yıl geçti. iBen evde takılıyorum, aile dostumuz geri geldi. Bu dedi amcanın sana bıraktığı zarfı çıkar bakayım bir. Çıkardım koydum masaya. Zarfı. Dedi ki bu tek belgü. Bunu dedi al, benle şehrin dışındaki meyhanede buluş. Kimseye de bahsetme. İş buyuruyor ama yaşlı adam bir şey diyemiyorsun. Meğerse o esnada bizim bahçıvan da bizi dinliyormuş. Aile dostumuz da eski kulağı kesiklerden, aldı bunu sen laf mı dinliyon lan falan dedi. Bahçıvanı da yanıma verdi. Dedi ki ağana göz kulak ol. Neyse bahçıvanla çıktık gidiyoruz. Tam şehrin dışına çıkacağız. Bu bizim mahallede iki kuzen var. Çok hergele tipler. Bütün itlik puştluk bu ikisinde. Baktım çiftçinin tarlasından mal çalmışlar kaçıyorlar. Karşılaşınca bunlar da peşimize takıldı. Dört kişi gidiyoruz. Neyse gittik gittik, peşimize dokuz tane atlı takıldı. Gece vakti, bizim de boyumuz küçük. Çocuk sandılar. Bunlardan kaçarken başka yaşlı bir adama rastladık, çok vurdumduymaz bir kimse. Böyle dün buldum bugün yedim yarına Allah kerimci böyle, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasıncı. Ama bizi iyi misafir etti sağ olsun. Belgüye bakayım dedi. Çıkardım verdim. Belgüyü. Bir işe yaramaz dedi bana geri verdi. Neyse amcadan da ayrıldık, meyhaneye vardık. Aile dostumuzu soruyorum, böyle yaşlı şapkalı falan diyorum. Hancı diyor ki valla haftalardır görmedim. Olm diyorum buraya gelecekti, valla yok diyor. Neyse üzerine uyuyalım dedik, sabah düşünürüz. Orada köşeden tekinsiz bir tip bizi kesiyor. Böyle haşın haşın bakıyor. Bir kötü olduk ama sonra geldi tanıştırdı kendisini. Ben dedi sizin aile dostunuzun dostuyum. İkinci derece akraba gibi. Ben dedi sizi götüreyim. Tamam dedik uzaktan tekinsiz gözüküyor ama tanıyınca kral adam. Yolda bu 9 atlı yine peşimize düştü. Yakalandık, kral adam bunlarla kapışırken bir tanesi bağrımdan bıçakladı beni ama nasıl yanıyor. Ben bayıldım. Sonra bir yatakta uyandım. Baktım amcam orada. Vay dedim emmi napıyosun ya? Ama nasıl yaşlanmış 9 yılda. Fidan gibi eğilmiş küçülmüş. Neyse dediler ki yaşlılar heyeti toplanacak bu belgüyle ne yapacağımızı konuşacağız. Biz de oradayız hani. Ağırlığımız var. Heyet de yani, duyan gelmiş. Götten bacaklılar orada, bizim kral adam ve ona benzeyen bir abi orada. Allah affetsin kadına benzeyen birkaç abi orada falan. Bir tek gerçekten kadın yok, çünkü yok. 2020 standartlarıyla sorgulamayın. Sosis festivali yapıyoruz. Neyse heyetin başı bir abi var dedi ki bu belgünün dedi yok edilmesi lazım. Oradan götten bacaklı abilerden biri atladı dedi ki ben halledeyim hemen çıkardı baltayı vurdu belgüye. Abinin baltası göt oldu. Ama nasıl ses çıktı. Sonra lider abi dedi ki öyle olmaz çocuğum mal mısın sen? Bunu dedi lavaya atmak lazım. Kim atacak? Kimseden ses yok. Biraz önce herkes diyordu ki kesin yok edelim, anasını sikelim falan, şimdi kimseden ses yok. Bir tek Kral abiye benzeyen abi dedi ki olm dedi, niye yok ediyoruz? Mal mıyız biz? Alalım saklayalım verelim düşmanın eline, biz kullanalım. Ama heyet hemen yok dedi. Neyse baktım hâlâ kimseden ses yok, ya dedim bırakın bu işleri. Ben atarım getirin malı dedim. Boyunuzdan posunuzdan utanın yani. Ben öyle deyince hemen atladılar biri diyor ki bu yolda sana hizmet edeyim, öbürü sana yardım edeyim, bizim aile dostu diyor ki arkandayım. Olm madem öyle siz götürün ben size hizmet edeyim. Bunlar şey yaparken bizim bahçıvanla kuzenler de yine arkadan laf dinliyorlarmış. Hemen atladılar bizsiz olmaz diye. Yine bastık gidiyoruz. 9 kişiyiz. Yollar karla kaplı. Dağlardan gidiyoruz. Zincir takamıyoruz çünkü tabanvay hizmetleri kullanıyoruz. O esnada bizim götten bacaklı abi diyor ki ya diyor niye bu yollardayız gelin benim hısmımın oradan geçelim. Krallar gibi bakarlar orada bize falan. Neyse en son tamam dedik. Gittik Mecnun gibi dağların arasından geçeceğiz. Bu sefer vardık ama kapı kilit. Nasıl yapsak ne yapsak? Kapıda bilmece var diyor ki "Söyle dost öyle gir" Bizim de kafamız az buçuk çalışıyor, dedim ki bremin. Kapı açıldı. Bir girdik içeride herkesi öldürmüşler. Taş üstünde taş omuz üstünde baş kalmamış. Dedik kaçalım ama içerde bize de saldırdılar, geçmek zorundayız yapacak bir şey yok. Gİdiyoruz en son bir köprüye geldik. Ortaya bir iblis çıktı. Yok artık. Aile dostumuz sağ olsun. Hepimizi yolladı, ben bunu alırım dedi. Göt adam partiyi yolluyor bütün Ex'i kendisi kasacak. Neyse biz de canımıza susamamışız yani, gittik. Yine ormanlara girdik. Bu dünyada çok orman var blu arada. Ormanda bizim bu kadına benzeyen abinin akrabaları vardı. Onlar bizi ağırladı. Oranın hanım ağasıyla küçük bir atışma yaşadıysam da, aynalara falan baktım, güzeldi. Yatakta uyuduk en azından. Sonra yine gidiyoruz. Yolda bir grup terörist yine peşimize düştü. Yakalandık. O esnada da bu en başta belgüyü saklayalım diyen abi, belgüyü benden çalmaya çalıştı. Taktım belgüyü parmağıma, buna ver Allah ver. Boyumuzu küçük görünce döverim sandı ama biz Karamürsel Sepeti gibiyiz yani bir bu kadar da yerin altında var anlatabiliyor muyum? Sonra dedim ki ben burada güvene değilim yolun devamını kendim devam edeyim. Bir tane sandal buldum. Yolda bir tane yine akraba evliliği olan bir vatandaş bizi takip ediyor. Bayağıdır takip ediyordu ama herhalde kalabalıkken götü yemedi. Neyse bunu yakaladık tamam mı, tasma falan taktık. Dedik ki yol göster bize. Ağam paşam çekiyor bana. Gidiyoruz tam siyah bir kapının oradayız. Baktık içeri bir ordu giriyor. Bu beni bağrımdan bıçaklayan komutan da orada. Lan dedim tutmayın beni. Akraba evliliği geldi, ağam ne edersiniz, buradan geçemeyi, sizi başka bir yoldan götüreyim dedi. Tamam dedim neyse ama bıraksalar dalacağım yani. Aylardır yoldayız. Yüküm ağır. Yine ormanlık bir alanda, çünkü ormandan geçilmiyor, insanlara yakalandık. Komutan benden belgüyü çalmaya çalışan itin kardeşiymiş. Kardeş delikanlı çıktı. Biraz eskitti tutsak etti falan bizi. Bu akraba evliliğine kötü davrandı ama saldı sonra. Bu arada yolda benim bahçıvan ile bu akraba evliliği sürekli kapışıyor. Fark ediyorum ama bahçıvanın da gözü belgüde. Neyse şey yapmayalım şimdi. Neyse gidiyoruz yine böyle bir merdiven çıkıyoruz. Belimizin ağrısı ahiretlik. Çıkıntılı bir yolda dedim biraz uyuyalım. Uyuduk uyandık, bir şeyler atıştıracağız. Sonra diyor ki, bakın bu akraba evliliği aramızı bozuyor hep. Bence gitsin o. Olm o gitse yolu kim gösterecek, iyice kafamı bozdu. Bahçıvan abi işçi sınıfı yani. Dedim ki sen git lan. Git evine dön. Sanki iki sokak ötedeyiz. Neyse git lan dedim buna. Gitti. Biz de mağaraya girdik. Mağarada bu akraba evliliği kayboldu. Lan arıyorum bağırıyorum çıkmıyor. Her yer örümcek ağı. Ben de bağırınca bu örümceklerin anası ortaya çıktı. Fil gibi örümcek nereye kaçacağımı şaşırdım. Zaten kaçamadım da ensemden soktu beni. Gerçekten başıma gelmedik kalmadı yani. Bayıldım Bir uyandım başımda yine bahçıvan var. Ağam paşam size ne oldu dedi. Lan meğerse göt olan gerçekten akraba evliliğiymiş. Tebaama iyi bakamadım. Aslanım dedim bu dünyada herkes göt olmuş, bir adam sensin falan ama dedim artık bitti yani belgü'yü kaybettim dedim. Hadi dönelim neyse Ağam dedi, kusura kalmazsanız bir şey söylemek istiyorum. Söyle dedim, sizi dedi öyle mortingen şıtraytze olmuş bir şekilde bulunca dedim, belgüyü ben sizden alıp sakladım. Vay hırsız piç ver lan malı dedim. Bir sinir geldi. Ama çıkardı verdi sonra. Belgüyü. Sinirim geçti yani. Yolda birkaç tane askerin üniformasını çaldık falan çok yaklaşmış durumdayız yani atacağız artık. Yolda yine bu akraba evliliği geldi saldırdı, bize verin lan belgüyü dedi. Bahçıvanım sağ olsun aldı yerden taşı bunun başına BAM bir koydu, kurtulduk. Ama ben de dayanamıyorum artık. Attım kendimi yere, bahçıvana dedim ki beni sal moruk. Bu dedi ki ağam paşam belki malınızı kaldıramam ama sizi kaldırabilirim, sırtladı beni götürüyor. Bu akraba evliliği geldi yine. Son düzlükteyiz ama artık. Beni düşürdü bu. Bahçıvan bununla kapışırken ben bir depar kopardım. Bu lavların başına geldim. Tam atacağım. Lan dedim ki, niye atayım buraya kadar getirmişim. Belgü de bizim için kıymetli yani, anlıyor musun? Vazgeçtim amk. Atmıyorum. Hadi bakalım. Bahçıvan geldi. Ağam atsanıza falan dedi. Yok dedim atmayacağım. Aldım taktım belgüyü parmağıma. Ama bunlar gidince bir deprem oldu böyle bir yer sallanmaya başladı bahçıvanla kaçıyoruz. En son bir yerde durduk yolun sonu dedik. Buradan kurtulamayız. Tam da dedim canım çilek çekti falan. Sıcaktan yine bayılmışım. Yine bir uyandım, sıcacık yatağımdayım. Lost mu falan bu dedim. Meğerse aile dostumuz dönüp kurtarmış bizi. Güzel. Bu kral abi de aslında zaten kralmış. Ben biliyordum. Bizim dokuzun sekizi tekrar birlikte olduk. Krala tacını taktım ayıptır söylemesi. Ağırlığımız var diyorum abi anlatamıyorum Sonra aynı yaprak dökümü gibi birer birer ayrıldık. En son yine ben bahçıvan ve garip bir şekilde boy atmış kuzenlerle memlekete döndük. Memlekette siyah dumanlar uçuşuyor. Lan dedik bir sene yoktuk memlekete ne yaptınız? Meğersem orada da savaş çıkmış nefesi güçlü bir hoca bizim halkı yönetiyormuş falan. Ya dedim biz neler gördük. Hemen küçük ayarlamalarla ayaklanma çıkarttık. Hani krala taç taktık diyoruz, anarşist bir yanımız da var. Halkı da kurtardık, bu üfürükçünün çırağı bunu öldürdü. Garip oldu. İşte sonra bizim bahçıvan vali oldu falan. Benim de bıçaklandığım yer hâlâ ağrıyor. Bir kitap yazdım. Kültürlü adamım. Sonra dedim ki bahçıvana gidelim bizim aile dostunu yolcu edelim. Oraya gidince de dedim ki "Kandırdım nazlı yari sonunda çılgın sözlerle." Ben de gidiyorum. Sonra bastım gittim terk ettim bu fani dünyayı. Biz kurtardık ama kendimiz için değil yani anlıyor musun?
submitted by JPDragao to kopyamakarna [link] [comments]


2020.01.12 17:48 MachineKeyboard Taya Valkyrie: Riho'yu ortadan ikiye bölerim.

Taya Valkyrie Wrestling INC'e verdiği röportajda şirketler arası rüya maçlarından bahsetmiş:

"Liste sonsuza kadar uzar. Kadın güreşçiler şu anda tam gaz gelişiyor ve kadınların kendilerini teknik, karakter ve geri kalan her şeyde ileri çıkarmada daha özgüvenli olduklarını hissediyorum. Bence şu an tüm zamanlara göre daha çok "tam paket" güreşçiler görüyoruz. AEW'den bir kişi seçecek olsaydım şampiyon Riho'yu seçerdim çünkü onu ortadan ikiye bölebilirim. Riho, her neredeysen...

WWE'ye gelirsek de, oradan da birkaç rüya maçım var. Kesinlikle kendim için Charlotte Flair gibi birini arıyorum. NXT'den birçok kızı gözüme kestirdim. Oradan sadece Mia Yim ile güreştim, onun çok yetenekli olduğunu düşünüyorum ve gelecekte bir gün bir daha güreşmek isterim. Candice LeRae, onunla da bir tag team maçında karşı karşıya gelmiştik. Chelsea Green gibi kişiler var. AEW'den Britt Baker olabilir. Tüm bu insanlarla güreşmemiş olmama inanamıyorum ama bilemiyorum, 2020'ye girdik, hayranlara rüya maçlar sunabilmek için herkes bir araya geliyorken ve güreş camiası birlikte çalışıyorken neler olabileceğini bilemiyorum. Kısaca, bunlar öğrenebileceğiniz, kafamın içindeki yüzeysel şeyler."

https://411mania.com/wrestling/taya-valkyrie-says-she-would-break-riho-in-half/
submitted by MachineKeyboard to HotTagTurkey [link] [comments]


2019.11.03 15:45 masalokucomtr Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca Fıkrası
https://preview.redd.it/0y8fj25ghhw31.jpg?width=640&format=pjpg&auto=webp&s=f2c18a0c03825f6f5779aa53e5d2ca619c73c2ee

Parayı Veren Düdüğü Çalar Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca‘nın pazara gideceğini duyan çocuklar çevresine toplanırlar. – Hoca, bana düdük al! – Bana da, bana da! -Ben de düdük isterim! – Bir tane de bana! Ama çocuklardan sadece biri Nasrettin Hoca’ya düdük parası verir. Akşama doğru Hoca pazardan döner. Çocuklar sevinçle düdüklerini isterler. Nasrettin Hoca cebinden bir düdük çıkarır. Parayı veren çocuğa düdüğü uzatır. Tabii diğer çocuklar hep bir ağızdan bağırırlar. – Hani bizim düdüğümüz? Nasrettin Hoca gülerek, – Eee, çocuklar! Parayı veren düdüğü çalar, der.

Ya Tutarsa Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir gün Nasrettin Hoca göl kenarında gider. Elinde de bir kase yoğurt vardır. Hoca, yoğurdu kaşık kaşık göle boşaltmaya başlar. Bu sırada onu gören biri şaşırarak, – Hoca ne yapıyorsun, diye sorar. Hoca gülerek, – Görmüyor musun göle yoğurt mayalıyorum, der. Adam, Hoca’nın delirdiğini düşünür. – Vah, vah, vah! Sen çıldırdın mı Hoca! Koskoca göl maya tutar mı, deyince Hoca gayet ciddi cevap verir. – Peki ama ya tutarsa

Ben Sözümden Dönmem Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir gün Hoca’ya bir komşusu sorar. – Hoca’m, sen kaç yaşındasın? Hoca ak sakallarını sıvazlar. – Kırk yaşındayım. Komşusu hemen itiraz eder. – Nasıl olur Hoca’m? On yıl önce de aynı şeyi söylemiştiniz, deyince Hoca gülümser. – Bak komşum sözünden dönmek bize yakışmaz. Sen bu soruyu on yıl sonra yine sor. Göreceksin aynı cevabı vereceğim. Ben sözümden dönmem, der.

Vasiyet Etmiş Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir gün Nasrettin Hoca, karısına, – Bak Hatun, size vasiyetimdir. Öldüğüm zaman beni baş aşağı gömün! Tam mı, der. Karısı şaşırır. – Bu ne biçim vasiyet Hoca? Niye baş aşağı gömülmek istiyorsun, diye sorar. Hoca kendisinden emin bir şekilde, – Niye olacak. Yarın kıyamet koptuğunda her şey alt üst olacak. İşte o zaman ben dosdoğru kalkarım, cevabını verir

Rüyada Gözlük Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca bir gece aniden uyanır. – Hatun, çabuk kalk. Gözlüğüm nerede, bulamıyorum? Kadın, uykulu uykulu, – Hoca, gece yarısı niçin gözlük arıyorsun, der. Hoca telaşlı telaşlı gözlüğünü takar. – Ne demek niçin? Tabii ki rüyada daha iyi görmek için!
Nasrettin Hoca Nasrettin hocanın fıkralarıNasreddin Hoca

Hepsinin Tadı Aynıdır Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca, bağdan topladığı üzümleri eşeğine yükler. Evine giderken yolda çocuklar peşine takılır. – Hoca Efendi bize de üzüm verir misin, dedikleri zaman Hoca çocuklara bakar. Bu kalabalık çocukların her birine bir salkım verse, üzümler bitecek. Tutar, her birine bir tane üzüm verir. Çocuklar sızlanmaya başlar. – Ama Hoca efendi, çok az verdin. Nasrettin Hoca: – Canım niye ısrar ediyorsunuz. Ha bir tane ha on tane ne fark eder. Nasıl olsa hepsinin tadı aynı değil mi, diyerek gider.

Yağmurdan Kaçıyorum Nasrettin Hoca Fıkrası

Yağmurlu günde Hoca pencerenin kenarında otururken. Yağmurda ıslanmamak için kaçan bir komşusunu görür. Pencereyi açarak, – Çok yazık, sana hiç yakıştıramadım. İnsan hiç Allah’ın rahmetinden kaçar mı, diye seslenir. Onu duyan adam utanarak yavaş yavaş yürümeye başlar. Tepeden tırnağa kadar ıslanır. başka gün Hoca dışarıdayken yağmur yağmaya başlar. Hoca evine doğru koşarken komşusu pencereden seslenir. – Heyy Hoca’m ayıp değil mi? Allah’ın rahmetinden niçin kaçıyorsun? Hoca kendisinden emin koşarken şöyle der: Ne diyorsun komşum. Ben rahmetten kaçmıyorum. Tam tersi yere düşen rahmeti çiğnememek için koşuyorum.

Parayı Kim verecek Nasrettin Hoca Fıkrası

Arkadaşları Küçük Nasrettin’e bir oyun oynamak isterler. – Nasrettin, biz hamama gidip yumurtla yapacağız. Bizimle gelmek ister misin, deyince küçük Nasrettin arkadaşlarının yine bir şeyler planladıklarını anlar. – Tabii gelirim, der. Böylece bütün çocuklar hamama giderler. Çocuklar gizledikleri yumurtaların üzerine otururlar. İçlerinden biri: – Hey Nasrettin! Şimdi hep beraber yumurtlayacağız. Kim yumurta yapamazsa bütün hamam paralarını o verecek, der. Hep bir ağızdan gıdaklamaya başlarlar. “Gıt, gıt, gıdaak. Gıt, gıt, gıdaak.” Sonra da gizledikleri yumurtaları çıkarırlar. İşte tam bu sırada küçük Nasrettin horoz gibi öter. “Üürü üüü. Üürü üüü.” Çocuklar şaşırır. – Nasrettin sen ne yapıyorsun, derler. Kçük Nasrettin gülerek, – Eee, arkadaşlar! Bu kadar tavuğa bir de horoz gerekir. Öyle değil mi, der.
Nasrettin HocaKısa fıkralarEn komik fıkralar

Ayın Kaçı Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca bir iş için Konya’ya gider. Yolda adamın biri Hoca’yı durdurur. – Affedersin, Hoca efendi, bugün ayın kaçı, biliyor musun, diye sorunca. Hoca: – Nerden bileyim, ben buranın yabancısıyım, diye cevap verir.
Nasrettin Hoca Nasrettin hocanın fıkralarıNasreddin Hoca

Mektup Aceleye Gelmiş Nasrettin Hoca Fıkrası

Akşehir’in zenginlerinden birinin düğünü yapılır. Düğünde tatlılar, börekler, çok güzel yemeklerle sofra kurulur. Telaştan, Hoca’yı düğüne çağırmayı unuturlar. Nasrettin Hoca ” Ne yapsam şu düğüne gitsem.” diye düşünür. Birden aklına bir fikir gelir. Hemen boş bir kağıdı zarfın içine koyar. Koşarak düğün evine gelir. Elindeki zarfı zengin adamın hizmetçisine verir. – Beyefendiye bir mektup getirdim, diyerek içeri girer. Hemen sofraya oturur ve karnını bir güzel doyurur. Bu sırada mektubu ev sahibine verirler. Ev sahibi şaşırır. – İyi ama bu zarfın üzeri yazılı değil. Hiçbir şey anlamadım, deyince Hoca lokmasını yutarak. – Evet, doğru diyorsunuz. Aslında onun içi de yazılı değil. Kusuruma bakmayın, biraz aceleye geldi de, der.

Kendisi Sanmış Nasrettin Hoca Fıkrası

Hoca, bir gün karşılaştığı birisiyle sohbet etmeye başlar. Uzun uzun konuşurlar. Vedalaşırken Hoca: – Kusura bakma arkadaş. Ben seni tanıyamadım, adın neydi, diye sorar. Adam şaşırıp kalır. – Tanımadıysan benimle ne diye iki saattir konuşuyorsun, deyince Hoca güler. – Ne bileyim, sarığın ve cübben benimkine çok benziyordu. Ben de seni kendim sandım, der.

Hırsızın Ardından Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir gece Nasrettin Hocanın Evine hırsız girer. Adam eline geçen her şeyi torbasına atarak evden çıkar. Hoca her şeyi görür. Hemen eline birkaç eşya alarak hırsızın peşinden gider. Sonunda hırsız kendi evine gelir. İçeri giren hırsız, Hocayı arkasında görünce şaşırır. – Sen kimsin, burada ne işin var? Hoca cevap verir. – Biraz önce bizim evdeki her şeyi topladın. Yoksa bu eve mi taşındık?

Yıldız Yaparlar Nasrettin Hoca Fıkrası

Hoca’ya sorarlar. – Hoca’m, yeni ay çıktığı zaman eskisini ne yaparlar? Hoca, cevabı yapıştırır. – Ne yapacaklar, kırpar kırpar yıldız yaparlar!

Pazarlık Nasrettin Hoca Fıkrası

Dere kenarında bekleyen iki kişi Nasrettin Hocayla karşılaşırlar. – Hoca efendi. ikimiz de yüzme bilmiyoruz. Bizi karşı tarafa geçirirsen sana iki altın veririz, derler. Hoca bu teklifi kabul eder. Birinci adamı kolayca karşıya geçirir. Ama ikincisini geçirirken su, adamı alıp götürür. Bunun üzerine arkadaşı Hoca’ya bağırmaya başlar. – Ne yaptın? Su arkadaşımı götürüyor? Çabuk, çabuk kurtar onu! Hoca, adamı boğulmadan yakalayıverir. Bir tarafdan da şöyle der: – Kardeşim, niye telaş ediyorsunuz. Siz de bir altın eksik verirdiniz. Böylece ödeşirdik!

Doksan Dokuza Da Razıyım Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca bir gece garip bir rüya görür. Rüyasında avucuna doksan dokuz altın para koyarlar. Ama Hoca bununla yetinmeyip, – Olmaz, doksan dokuzu veren yüzü de verir. Yüz altın isterim, diye sayıklar. İşte tam bu sırada Hoca uyanır. Gördüklerinin rüya olduğunu anlayınca hemen gözlerini kapatır. Avucunu uzatarak, – Peki, doksan dokuza da razıyım, der.

Turşuyu Sen Mi Satacaksın Nasrettin Hoca Fıkrası

Hoca turşu satmaya karar verir. Turşuyu eşeğini yükleyerek mahallede dolaşmaya başlar. – Çok güzel turşularım var. Turşucu, Turşucu! Hoca “Turşucu!” diye bağırırken eşeği de durmadan anırır. Eşek bir türlü Hoca’ya ağız açtırmaz. Eşeğini susturamayan Nasrettin Hoca daha fazla dayanamaz. – Yeter artık! Turşuyu sen mi satacaksın, yoksa ben mi, der.
Nasrettin Hoca En komik fıkralar Nasrettin hocanın fıkraları

Yıldızların Sayısı Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir Gün Nasrettin Hoca vaaz verirken dinleyenlerden biri: – Hocam sen çok bilgilisin. Bize söyler misin gökyüzünde kaç tane yıldız vardır? Hoca gülümseyerek sakallarını sıvazlar. – Şu gördüğünüz sakallarımdaki beyazlar kadar, der. Soruyu soran şaşırır. – Hocam bu nasıl olur, şaka mı yapıyorsunuz, deyince Hoca kendisinden emin şöyle der: – İnanmazsan gel de say!

Ben Zaten İnecektim Nasrettin Hoca Fıkrası

Küçük Nasrettin çok sevdiği eşeğine binerek gezmeye çıkar. Bu arada eşeğinin tökezlemesi yüzünden yere düşer. Mahallenin yaramaz çocukları gülmeye başlar. – Ha ha ha. Nasrettin’e bakın eşekten düştü. Ha ha ha. Nasrettin eşeğe binmesini bile bilmiyor! Küçük Nasrettin, hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalkar. Cevabı yapıştırır. – Arkadaşlar, ne diyorsunuz? Düşmeseydim inecektim.

Kaybolan Heybe Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca misafir olduğu bir köyde heybesini kaybeder. Sinirinden bağırıp çağırır. – Eğer heybemi bulamazsanız, ben ne yapacağımı bilirim! Köylüler hep birlikte Hoca’nın heybesini ararlar. Sonunda heybe bulunur. Koşarak Hoca’nın yanına giderler. – Hoca, çok merak ettik. Heyben bulunmasaydı ne yapacaktın, diye sorarlar . Nasrettin Hoca gülerek cevap verir. – Ne mi yapacaktım? Tabii ki yeni bir heybe alacaktım.

Öteki Kapıdan Çıkmıştır Nasrettin Hoca Fıkrası

Canı çok sıkılan Hoca, evine giderken komşularıyla karşılaşır. – Hoca’m, biz de seni ziyarete geliyorduk. Birer kahve içip biraz sohbet edelim diyorduk, deyince Hoca istemeyerek kabul eder. Birlikte Hoca’nın evinin önüne kadar gelirler. Hoca: – Siz burada biraz bekleyin, diyerek içeri girer. Karısına, – Hatun, sen şu adamlara bir şeyler söyle gitsinler. Bugün kimseyle konuşmak istemiyorum, der. Kadıncağız ne yapacağını şaşırıp kapıyı açar. – Şeyy, boşuna beklemeyin hoca evde yok, der. Adamlar: – Nasıl olur, daha şimdi biz beraberce eve geldik. Az önce içeri girdi, diyerek içeri girmek isterler. Bunun üzerine Hoca içeriden seslenir. – Yahu, siz ne tuhaf adamlarsınız! Belki evin iki kapısı vardır. Öteki kapıdan çıkmış olamaz mıyım, der.

Gömleğin Parası Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca bir gün Konya çarşısında dolaşırken, – Şu dükkandan bir çift ayakkabı alayım diyerek içeri girer. Güzel bir çift ayakkabı beğenir. Dükkan sahibi tam da ayakkabıyı sararken fikrini değiştirir. Hoca: – Aslında ayakkabılarım o kadar da eskimedi. İyi mi ben ayakkabı değil, bir gömlek alayım. Haydi, sen bana güzel bir gömlek ver, der. Dükkan sahibinden gömleği alan Hoca, – Ben artık gideyim der. Haydi hoşça kal, diyerek gidecekken dükkan sahibi, – Hoca’m dur, gömleğin parasını vermedin, diyerek onu durdurur. Hoca anlamamış gibi yapar. – İyi ama ayakkabı yerine gömleği aldım ya, deyince adam şaşkın şaşkın, – Peki ama ayakkabının parasını da vermemiştin ki, der. Hoca güler. – Ne garip adamsın. Yahu almadığım ayakkabının parasını niye vereyim?

Biraz Da Biz Ölelim Nasrettin Hoca Fıkrası

Soğuk bir kış günü Nasrettin Hoca misafirliğe gider. Ev sahibi sofraya büyük bir kase dolusu çorba koyar. Kendisi eline bir kepçe alır. Hoca’ya ise küçük bir kaşık verir. Çorbadan içmeye başlarlar. Ev sahibi sıcak çorbayı koca kepçeye doldurur. – Oh, Allah’ım öldüm!… Bu ne güzel çorba. Oh öldüm, öldüm, diyerek içerken bizim Hoca bir türlü karnını doyuramaz. Sonunda dayanamayarak elindeki kaşığı ev sahibine uzatır. – Kardeşim, şu kepçeyi ver, biraz da biz ölelim, der.
Nasrettin Hoca Nasrettin hocanın fıkralarıNasreddin Hoca

Ne Duruyorsun Yesene Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca, gittiği bir şehirde parasız kalır. Şehirde yardım isteyebileceği bir tanıdığı da yoktur. Karnı öyle acıkır ki ne yapacağını şaşırır. Fırının önünden geçerken mis gibi ekmek kokusu gelir. Hoca daha fazla dayanamayıp içeri girer. Taze ekmekleri düzelten fırıncının omuzuna dokunur. – Merhaba fırıncı! Bu ekmeklerin hepsi senin mi, diye sorar. Fırıncı bu garip soruya şaşırır. – Tabii benim. Niye sordun? Hoca yutkunur. – Öyleyse ne duruyorsun yesene kardeşim!
Nasrettin Hoca Nasrettin hocanın fıkralarıNasreddin Hoca

Al Elimi Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca göl kenarında dolaşmaya çıkar. Bu sırada bağırma sesleri duyarak sesin geldiği yere koşar. Meğerse göle düşen bir adamı çıkarmaya çalışıyorlarmış. Herkes suyun içine girip, – Ver elini, ver elini, diye bağırır. Ama adam bir türlü kimseye elini vermez. Nasrettin Hoca hemen suya girer. – Al elim, al elim, diye bağırınca adam elini Hoca’ya verir. Nasrettin Hoca’ya bu işi nasıl başardığını sorarlar. Hoca gülerek, – Siz bu adamı tanımazsınız. O çok cimridir. Bu yüzden ” Ver elini.” deyince size elini bile vermedi. Ben “Al elimi.” dedim. O da her zamanki gibi aldı. Yaa işte böyle, der.
Nasrettin Hoca Nasrettin hocanın fıkralarıNasreddin Hoca

Ya Üstünde Olsaydı Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir gün Nasrettin Hoca eşeğini kaybeder. Eşeğini aramaya koyulur. Arada bir de ellerini açarak, – Allah’ım şükürler olsun, diye dua eder.. Bunu gören komşusu: – Hoca’m bu ne iştir? Sen eşeğini kaybetmişsin, üzüleceğin yerde şükrediyorsun, der. Hoca şöyle cevap verir: – Öyle deme komşum. Tabii şükrediyorum, ya bir de eşeğin üzerinde olsaydım! Ben de kaybolup gidecektim.

Ya Kabak Kafama Düşseydi Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca, bir gün tarlasında çok çalışıp yorulur. Gidip bir ceviz ağacının dibine oturur. Sırtını ağaca yaslayarak düşünmeye başlar. – Allah’ım şu ceviz ağacında ne çok ceviz var. Keşke benim kabaklarım da ağaç ağaçta yetişseydi. O zaman bu kadar yorulmazdım. Hoca böyle düşünürken ağaçtan bir ceviz “taakk” diye Hoca’nın başına düşer. O anda Hoca’nın aklı başına gelir. – Tövbeler olsun Allah’ım! Sen her şeyi çok güzel yaratmışsın. Eğer kafama ceviz değil de kabak düşseydi ne olurdu halim!

Bir Fil Daha İsteriz Nasrettin Hoca Fıkrası

Timur, bir gün fillerinden birini Nasrettin Hoca’nın köyüne gönderir. File iyi bakılmasını emreder. Fil, köylülerin tarla ve bahçelerine girer. Her şeyi yiyip bitirir. Köylüler ne yapacaklarını şaşırırlar. – Bu koca fil yüzünden her şeyimiz mahvoldu. Ne yapsak da ondan kurtulsak, diye düşünmeye başlarlar. Sonunda kalkıp Hoca’nın yanına giderler. – Hoca’m ne olur bize yardım et. Timur , seni sever. Sözüne değer verir. Bizimle beraber gelirsen ona rica ederiz. Fili köyümüzden götürmelerini isteriz, diyerek Hoca’yı ikna ederler. Hep birlikte yola çıkarlar. Ama tam Timur’un bulunduğu yere yaklaşınca, – Hoca, biz vazgeçtik. Sen bu işi tek başına yap, derler. Hoca’yı tek başına bırakıp köylerine geri dönerler. Nasrettin Hoca köylülere çok kızar. Timur’un yanına gider. Timur onu görünce çok şaşırır. – Hoş geldin Nasrettin Hoca. Ne oldu, yoksa filime bir şey mi oldu, diye sorar. Nasrettin Hoca cevap verir. – Hükümdarım. Gönderdiğiniz fil çok iyi. köylüler de onu çok seviyor. Ama zavallıcık çok yanlız. Bize bir fil daha gönderir misiniz?
Nasrettin HocaKısa fıkralar En komik fıkralar

Ayaklarını Kaybeden Çocuklar Nasrettin Hoca Fıkrası

Mahallenin çocukları Nasrettin Hoca’nın geldiğini görürler. Ona güzel bir şaka yapmak isterler. Yere oturup ayaklarını üst üste koyarlar. İçlerinden biri: – Hey Nasrettin Hoca! Ne olur bize yardım et. Ayaklarımızı karıştırdık. Kimse kendi ayağını bulamıyor, der. Nasrettin Hoca da, – Öyle mi? Biraz bekleyin, ben şimdi ayaklarınızı bulurum diyerek yerden kalın bir sopa alır. Çocukların ayaklarına hafifçe vurmaya başlar. Çocuklar hemen ayaklarını çekerler. Nasrettin Hoca da gülerek, – Çocuklar, her kes ayağını kolayca buldu, değil mi, der.

Kendisi Haber Vermiş Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca bir gün kırlarda dolaşıyormuş. Birden başı dönmüş ve bayılmış. Kendisine geldiğinde, – Galiba ben öldüm. En iyisi gidip haber vereyim de gelip beni gömsünler, diye düşünerek evine gitmiş. Karısına olanları anlatmış. Karısı ağlayarak komşulara haber vermiş. Komşuları üzülerek, – Allah Allah! Nerede öldü, kim haber verdi, diye sormuşlar. Hocanın karısı: – Zavallının kimi var ki! Kendisi haber verdi. Sonra da öldüğü yere gitti, diye cevap vermiş.

Sana Ne Nasrettin Hoca Fıkrası

Adamın biri yolda Nasrettin Hoca’yı durdurur. – Hey Hoca’m! Demin büyük bir tepsi baklava götürüyorlardı. Nasrettin Hoca ilgilenmez. -Bana ne, der. Adam devam eder. – İyi ama Hoca’m, tepsiyi sizin eve götürüyorlardı. Bunu duyan hoca adamı tersler. – O halde sana ne?

Kuyuyu Ters Çevirmişler Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca ile bir arkadaşı Konya’yı gezerler. Bu sırada yüksek minareli bir cami görürler. Arkadaşı merakla, -Hoca’m sen bilirsin her halde. Şu minareleri acaba nasıl yaparlar, diye sorar. Nasrettin hoca kendisinden emin, – Bunda bilmeyecek ne var! Tabii ki kuyuyu ters çevirince minare olur, cevabını verir.

Kazan Öldü Nasrettin Hoca Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca, Bir gün komşusundan bir kazan ödünç alır. Ertesi gün kazanı geri götürür. – Sağ ol komşu. Senin kazan çok işime yaradı. Haa unutmadan şu küçük tencereyi de al. Şeyy senin kazan doğurdu da! Adamcağız, Hoca’nın söylediklerine şaşırır. Ama hiç yoktan bir tencere kazandığına çok sevinir. Memnuniyetle tencereyi alır. Birkaç gün sonra Nasrettin hoca, Komşusundan yine kazanı ister. Komşusu sevinçle kazanı ona verir. Aradan günler geçer. Ama Nasrettin Hoca bir türlü kazanı getirmez. Merak eden komşusu Hoca’nın evine gider. – Hoca’m, neredeyse bir ay oluyor, bizim kazanı getirmedin, deyince Hoca üzgün – Ah komşum. Sorma, başın sağ olsun. Senin kazan öldü, der. Bunu duyan komşusu, – Ne diyorsun Hoca. Hiç kazan ölür mü, deyince Nasrettin Hoca şöyle cevap verir: – Neden şaşırdın komşum. Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun?

İçinde Ben De Vardım Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca, bir sabah evinden çıkarken komşusuna rastlar. Komşusu: Hoca’m dün akşam evinin önünde geçiyordum. Paldır küldür sesler geliyordu sizin evden. Ne o, yoksa bir şey mi oldu, diye sorar. Nasrettin Hoca: – Hiç bir şey olmadı canım. Sadece şu benim cübbem merdivenlerden düştü. Onun sesini duymuşsun herhalde der, Komşusu inanmaz. – Olur mu Hoca Efendi. Merdivenlerden yuvarlanan cübbe hiç öyle ses çıkarır mı? bunun üzerine Nasrettin Hoca, – İyi ama komşucuğum, cübbenin içinde ben de vardım, diye karşılık verir.

İçinde Bulunmayın Da Nasrettin Hoca Fıkrası

Mahalleli, cenaze meselesi yüzünden tartışmaya başlamış. Kimisi, cenaze götürülürken tabutun önünde durmalı diyormuş. Kimisi, sağında, kimisi solunda, kimisi de arkasında bulunmalıyız diyormuş. Sonunda: – Nasrettin Hoca’ya soralım, demişler. – Hoca’m, ne dersiniz, cenazede nerede bulunmak gerekir, diye sormuşlar. Nasrettin Hoca kimseyi kırmak istemediği için. – Vallahi, tabutun içinde bulunmayın da istediğiniz yerde bulunun, demiş.

Ne Arıyormuş Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir gece Nasrettin Hoca’nın canı çok sıkılır. O da biraz dolaşmak için dışarı çıkar. Ama o zamanlar geceleri dolaşmak yasakmış. Bekçi Nasrettin Hoca’yı görünce hemen yanına gider. – Hey, Hoca efendi. Geceleri dolaşmanın yasak olduğunu bilmiyor musun? Söyle bakalım burada ne arıyorsun, diye sorar. Nasrettin Hoca hemen bir cevap bulur. – Şeyy. Uykum kaçtı da onu arıyorum!

İnanmazsan Ölç Nasrettin Hoca Fıkrası

Bir Gün Komşusu Nasrettin Hoca’ya, – Hoca’m, sen çok bilgilisin. Söyle bakalım dünyanın ortası neresidir, diye sorar. Nasrettin Hoca gülümser, -Tam şu ayağımı bastığım yerdir, der Komşusu ona inanmayınca Nasrettin hoca şöyle der: – Eee, komşucuğum. İnanmazsan ölç!

Eşek Olmak Gerekirmiş Nasrettin Hoca Fıkrası

Timur, çok sinirli ve sert bir hükümdarmış. Köylüler ona bir eşek hediye etmek istemişler. Nasrettin Hoca’ya gitmişler. – Hoca’m, içimizdeki en akıllı ve en cesur kişi sensin. Şu eşeği bizim adımıza Timur’a götürür müsün, demişler. Hoca, köylülerin isteğini kabul etmiş. Eşeği alarak Timur’a götürmüş. Timur, keniisine bir eşek hediye edilmesine çok kızmış. – Ben büyük bir hükümdarım. Ne cesaretle bana böyle bir eşek hediye edersiniz, demiş. Hoca Timur’un çok kızdığını görünce, – Ama hükümdarım bu eşek çok zekidir. Kısa zamanda okumayı bile öğrenebilir, demiş. Timur şaşırmış. – Demek öyle. O halde on beş günde ona okumayı öğret, demiş Nasrettin hoca eşeği alarak köyüne dönmüş. Ne yapıp edip Timur’u ikna etmeliymiş. Sonunda aklına iyi bir fikir gelmiş. Önce bol miktarda arpa almış. Bir kitabın sayfalarının arasına yerleştirmiş. Hca eliyle sayfalarının arasına yerleştirmiş. Hoca, eliyle sayfaları çevirince, eşek bu işe iyice alışmış. Artık sayfaları diliyle de çevirebiliyormuş. Nasrettin Hoca kitabın arasına arpa koymamaya başlamış. eşek de sayfaları çevirip aiai diye bağırmış. On beş gün sonra Nasrettin Hoca, Timur’un yanına gitmiş. Elindeki kitabı eşeğin önüne koymuş. Eşek, bir yandan kitabın sayfalarını çeviriyor diğer yandan da bağırıyormuş. Timur, bunu görünce çok şaşırmış. – Çok güzel sayfaları çevirip bağırıyor. Ama ne dediğini nereden anlayacağız, diye sormuş. Hoca gülerek cevap vermiş. – Aman efendim. O bir eşek. Ne dediğini anlamak için eşek olmak gerekir!

Eşeğe Yardım Ediyorum Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca, bir gün eşeğine binip çarşıya gitmiş. Torbasını tıka basa doldurup omuzuna atmış. Tekrar eşeğine binip yola çıkmış. Yolda karşılaştığı komşusu, – Ya, hoca bu ne hal? Ne diye torbayı eşeğinde yüklemiyorsun, demiş. Hoca cevap vermiş. -Zavallı eşeğe yardım ediyorum. Zaten beni bile zor taşıyor!

Kapıdan Ayrılma Nasrettin Hoca Fıkrası

Küçük Nasrettin’in annesi çamaşır yıkayacakmış. – Oğlum, ben göl kenarında çamaşır yıkayacağım. Sen de burada beni bekle. Sakın kapıdan ayrılma, yoksa eve hırsız girer, der. Annesi gittikten sonra küçük Nasrettin beklemeye başlar. Biraz sonra teyzesi gelir. – Nasrettin, yavrum bu akşam size geleceğiz. Hemen annene haber ver. Unutma tamam mı, diyerek gider. Küçük Nasrettin düşünür taşınır. Sonunda aklına bir fikir gelir. Evin kapısını sırtına alıp, Annesinin yanına koşar. Annesi onu görünce çok şaşırıp, – Oğlum, bu ne hal, diye sorar. Küçük Nasrettin: -Anneciğim, sen bana sakın kapıdan ayrılma demedin mi, der.
Karanlıkta Nasıl Göreyim Nasrettin Hoca Fıkrası
Nasrettin Hoca ile karısı gece yarısı uyanırlar. İçerisi çok karanlıktır. Karısı: – Hoca, şu mumu yakıver, der Nasrettin Hoca: -Mum nerede hatun, diye sorar. Karısı: -Bak hemen sağ tarafında, der. Nasrettin hoca uykulu uykulu: -Aman hatun! Bu karanlıkta sağımı sorumu nasıl göreyim, diye karşılık verir.

Kaynak: https://masaloku.com.tnasrettin-hoca-fikralari
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.11.03 13:46 masalokucomtr Belgin Doruk Kimdir

Belgin Doruk Kimdir
https://preview.redd.it/mu5u3mmbwgw31.jpg?width=640&format=pjpg&auto=webp&s=baa98dfff830655ca75ca07e277e607d9c5187dd
Sinemalarda göstermiş olduğu performansla “Küçük Hanımefendi” olarak bilenen, herkes tarafından bu şekilde kabul gören ünlü sinema oyuncusu Belgin Doruk, 28 Haziran 1936 senesinde ankra’da dünyaya geldi. İstanbul Filmi’nin ve Yıldız Dergisi’nin ortak düzenlediği yarışmaya katılan Belgin Doruk; yarışmaya Mahir Özerdem ve Ayhan Işık ile zaferlendirdi. Yarışmaya katıldığı sırada ortaokulda okuyan ünlü sinema Oyuncusu Belgin Doruk, senama tarihinde bu yönüyle dikkatleri üzerine çekti. Çakırcalı filminde ilk kez sinema dünyasına adım atan oyuncunun, “Türkiye İkinci Güzeli “ olarak 1953 Senesinde ikinciliği de mevcut.
Ünlü sinema oyuncusu Belgin Doruk, filmlerde gösterdiği performans ve oyunculukla göz doldurdu, herkes tarafından sevildi. Yeşil Köşkün Lambası filminde adeta dikkatleri üzerine topladı. Hayat Bazen Tatlıdır (1964), İstanbul Kaldırımları (1963), Hep O Şarkı (1961), Bahçevan (1962), Kırık Plak (1959), Son Beste (1955) filmlerinde rol alan sanatçı, Zeki Müren ile filmlerde yer almayı başardı.
Duvarların Ötesi filminde daha sonra rol alan sanatçı, Tanju Gürsu ile baş rol oyuncusu oldu. Böylelikle, Orhan Elmas(ın yönetmenliğini üstlendiği filmde adından söz ettirdi.
Daha ortaokul son sınıfta Ayhan Işık’la tanışan ünlü oyuncu, kendisi gibi tanınan Ünlü oyuncuyla beraber Küçük Hanımefendi serisini çıkardı. Bu seri, herkes tarafından sevildi ve Belgin Doruk’un Küçük Hanım’efendi olarak tanınmasını sağladı.
En İyi Kadın Oyuncu ödülünü 1970 yılında kariyerine ekleyen sanatçı, 1975 yılında ülkenin ekonomik dalgalanmaları ve sinema sektörünün değişmesi sonucunda sinema dünyasına veda etti. İlk evliliğini yönetmen Faruk Kenç ile gerçekleştiren ünlü oyuncu, yine ilk çocuğuna 1955 yılında sahip oldu. Sanatçı ilk çocuğuna Gül adını verdi. Enver Paşa’nın yeğini olan Faruk Kenç ile evliliğini bitiren sanatçı, daha sonra Özdemir Birsel ile hayatını birleştirdi. 1967 Yılında Aydın isminde bir erkek oğlu oldu. Görev aldığı filmlerde duygusal gülüşlerde adından sıkça söz ettiren sanatçı, aldığı kilolar, yalnızlık sendromundan çok etkilendi ve İstanbul’da 58 yaşında 26 Mart 1995’te aramızdan ayrıldı.

Belgin Doruk Filmleri

  • Yavuz Sultan Selim Ağlıyor (1952)
  • Kanlı Çiftlik (1952)
  • Çakırcalı Mehmet Efe’nin Definesi (1952)
  • Köroğlu (1953)
  • Öldüren Şehir Selma (1953)
  • Son Beste (1955)
  • Ölüm Korkusu (1955)
  • Kader (1955)
  • Lekyon dönüşü (1957)
  • Çölde Bir İstanbul Kızı (1957)
  • Mahahşere Kadar (1957)
  • Çileli Bülbül (1957)
  • Beraber Ölelim (1958)
  • Daha Çekecekmiyim (1958)
  • Kederli Yıllar (1958)
  • Hayat Cehennemi (Nermin) (1958)
  • Kırık Plak (1959)
  • Ölmeyen Aşk (Semra) (1959)
  • Annemi Arıyorum(1959)
  • Binnaz (Binnaz) (1959)
  • Ömrümün Tek Gecesi (1959)
  • Samanyolu (1959)
  • Kanlı Firar (Türkan Akyol) (1960)
  • İlk Aşk (1960)
  • Yeşil Köşkün Lambası (1960)
  • Bir Yaz Yağmuru (1960)
  • Ayşecik Şeytan Çekici (1960)
  • Satın Alınan Adam (1960)
  • Gece Kuşu (1960)
  • Aslan Yavrusu (1960)
  • Zavallı Necdet (1961)
  • Düğün Olayı (1961)
  • Özleyiş (1961)
  • Bir Demet Yasemen (1961)
  • Bülbül Yuvası (1961)
  • Bir Yaz Yağmuru (1961)
  • Küçük Hanımefendi (Neriman) (1961)
  • Tatlı Günah (1961)
  • Aşkın Saati Gelince (1961)
  • Kızıl Vazo (1961)
  • Daima Kalbimdesin (1962)
  • Küçük Hanımın Şoförü (Neriman) (1962)
  • Yalnızlar İçin (1962)
  • Hayat Bazen Tatlıdır (1962)
  • Aşka Karşı Gelinmez (1962)
  • Gönül Avcısı (1962)
  • Küçük Hanım Avrupa’da Neriman (10962)
  • Aşk Tomurcukları (1963)
  • Kadınlar Hep Aynıdır (1963)
  • İlk Göz Ağrısı (1963)
  • Kahpe (1963)
  • Acı Aşk (1963)
  • Bahçevan (1963)
  • Akdeniz Şarkısı (1963)
  • Bitirimsin Hanım Abla (1964)
  • Şoförler Kralı (1964)
  • Aşk Ve Kin (1964)
  • Duvarların Ötesi (1964)
  • Evcilik Oyunu (1964)
  • Suçlular Aramızda (1964)
  • İstanbul Kaldırımları (1964)
  • Yasak Cennet (1965)
  • Güzel Bir Gün İçin (1965)
  • Kırık Hayatlar (Vadide) (1965)
  • Satılık Kalp (Selma) (1965)
  • Hep O Şarkı (1965)
  • Sayılı Dakikalar (1965)
  • Bir Gönül Oyunu (1965)
  • Şoförün Kızı (1965)
  • Bir Gönül Oyunu (1965)
  • Bozuk Düzen (1965)
  • Sevgilim Bir Artistti (1966)
  • Allahaısmarladık Yavru/Yarın Ağlayacağım (1966)
  • Allahaısmarladık (1966)
  • Toprağın Kanı (1966)
  • Yıkılan Gurur (1967)
  • Kanlı Nigar (Kanlı Nigar) (1968)
  • Atlı Karınca Dönüyor (1968)
  • İstanbul’u Sevmiyorum (1968)
  • Şahane İntikam (1969)
  • Ayşecik Yuvanın Bekçileri (Leyla) (1969)
  • Küçü Hanımın Şoförü (1970)
  • Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler (ana kraliçe) (1970)
  • Gönül Meyhanesi (1970)
  • Gecekondu Rüzgârı (1972)
  • Bilge Zobu Kimdir
  • Biyografi
  • Birsen Menekşeli Kimdir
  • https://masaloku.com.tr
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.10.24 00:48 maliunveren Ulan geçen gün durduk yere tecavüzcü oldum

Uyku problemi çekiyorum 4 aydır geceleri asla uyuyamıyorum göz bebeklerimde cinler sikişiyor. öğlen 11 e kadar duruyorum sonra yatıp 3 saat sonra uyanıyorum ve bir daha uyuyamıyorum işe girdim 2 3 saatlik uykularla 8 saat çalıştım ölü gibi oluyordum amk kovuldum... doktora gitmedim hiç sonra arkadaş unisom diye bi uyku ilacı önerdi reçetesiz veriyorlar git al faydasını görürsün dedi gittim amk bağcılar'ın da bir eczaneye ilacı sordum var dedi 1 tane alabilir miyim dedim tabi dedi gitti eczacı ve ilacı ararken nasıl tarif edeyim yanımda bi teyze vardı sarı saçlı kıvırcık ulusal kanal ve halk tv izleyen chp li emekli öğretmen tipi var teyze de 70 yaşlarında . Bana bakıyor içeri girdiğinden beri bende çaktırmadan kesiyorum eczacı ilacı getirdi neyse kadın bana döndü ne yapacaksın uyku ilacını dedi uyuyamıyorum teyze dedim amk gözlerde kan çağanı kızılay gelse 1 kilo kan çeker ama teyzenin bambaşka fantastik düşünceleri vardı aynen şu kelimeleri sarf etti Tüüü yalancı şerefsiz seni milletin karısına kızına içirecek biliyorum ben bunları adi herifler utanmıyomusun sen hee dur polisi arıyorum ırz düşmanı seni geçen sene bizim mahalle de böyle bi olay oldu dur sen duur dedi Amk bi an ben bile kendimi tecavüzcü sandım zaten ayakta zor duruyorum manyak mısın sen teyze dedim gene saydırmaya başladı şerefsiz ırz düşmanı falan allahtan eczacı araya girdi de tanıyorum abla kardeşimi ben uyku sorunu var gerçekten dedi halbuki ilk defa gördü ama surata bakınca tarlabaşı torbacılarına 2 kuruşluk mal için sakso çeken müptezel görüyorsun durumu anladı kadın zaten ama teyze hala susmuyor olsun bunların kanında var bunlar var ya bunlar hepsini hadım edeceksin falan diyor içimden diyorum kesin bunu uyutup siktiler zamanında deli orospu çocuğu yaa bak hala gözümün önüne geliyor parayı verdim çıktım gittim eczacı karı teyzeye laf anlatıyordu uzaktan kesiyorum ruh hastası
submitted by maliunveren to KGBTR [link] [comments]


2019.09.03 12:25 DrFordsleftball Solitaria & Ehvenişers Teorisi: Rin Kim?


Solitaria evreniyle kesişeceği artık kesinleşmiş oldu. Son yayında (10.bölümde) yayının sonlarına doğru bir 20-30 dakikalık muhabbet dönüyor oyun bittikten sonra, Youtube'da bu kısımlar yok. Tolgaisildar'ın yayın tekrarından izledim bu eksikliği fark edince. Ve yayının sonlarına doğru Günhan Alp'e "Ged ile konuştuğum timeline O timeline mı?" diye soruyor Alp de evet diye cevaplıyor. Sonra Alp Solitaria müziği açıyor yayında. Yani 10. bölümde Redoran'ın konuştuğu Ged Solitaria timeline ında gezinen Ged. Daha önce de 7. bölümde konuşmuşlardı Redoran ve Ged. Gelin sırayla 7.bölümdeki, sonra 10. bölümdeki konuşmalarını inceleyelim. Ondan sonra Solitaria'ya dönüp Rin'in rüyasını inceleyelim.

7.bölümdeki Redoran ve Ged konuşması
Redoran Ged'e ulaşmak için evrene ruhunu açıyor. Farklı bir sürü evren olduğunu, bir sürü yer olduğunu görüyor. Adım adım her yerde Ged'i soruyor. Her ruha, her enerji parçacığına. Küçük enerji parçacıklarını takip ediyor. Onun iz bıraktığını, bir yerde olacağını biliyor. Katmanları geçiyor, ve katmanların en uzağında Ged var. Ged'e sesleniyor. (konuşmanın hepsini aktarmayacağım, sadece önemli olduğu kısımları aktaracağım. Tüm konuşmayı dinlemek isterseniz ehvenişers 7.bölüm 3:26:25)
"Ged, neredesin ne yapmak istiyorsun?"
"Buradayım ve, her şey çok önemsiz Redoran, her şey o kadar önemsiz ki, hiçbir şey, zerre kadar…"
...
Her yerde farklı bir yüz, farklı bir Ged,Redoran ile konuşuyor.
"Kendinden kaç tane yarattın Ged? Kaç yaşam yaşadın, kaç boyuta gittin acaba? Ama seni durduracağım Ged, seni durduracağım çünkü seni durdurmam için beni geri getirdin."
"Defalarca denedin, sonsuz kere denediğini bilsen ve sonsuz kere başaramadığını, sonsuz kere bana aynı şeyleri söylediğini, burada uzun süre düşündüğünü, tekrardan geldiğini ve beni yeneceğini söylediğini, ama yaşama ve ölüme düşman olan ben, sayısız kez yaşamış olan ben, beni nasıl durduracaksın? Yine aynı sözleri mi söyleyeceksin?"

10.bölüm Redoran ve Ged konuşması ( Yine aynı şekilde hepsini aktarmayacağım. Ehvenişers 10.bölüm 1:58:19)
"Sen misin?"
"Evet benim, Redoran."
"Neredesin?"
"Bir gezgin gibi oradan buraya geziyorum. Buradan da kurtulduğumda inançlarım sona erecek. Sanırım bu son adımım."
"Uzaktasın öyle mi?"
"Senin düşüncelerinin almayacağı kadar uzaktayım."
...
Redoran en son:
"...sonra da senin peşinden geleceğim, sonra da sen her neredeysen orayı yok edeceğim."

Rin'in gördüğü kabus (Solitaria 10. bölüm 1:06:29)
Rin…Rin Rin Rin Rin…. Neden yalan söylüyorsun kendine Rin?
"Onlara gerçeği söyleyemem, onlar iyi adamlar"
Hepsini orada bıraktın, hepsini kaderine bıraktın Rin.
"Hayır ben bırakmadım, onlar beni bıraktı"
Dostlarını terk ettin, hepsi çok acılar çekiyorlar.
"Geri dönmenin yolunu arıyorum."
Kendi bencil şeylerin için bütün arkadaşlarını terk ettin, sen misin dünyayı kurtaracak olan?
"Nasıl döneceğim? Onları bırakmadım."
Sen döndüğünde hepsi iskelet olacak.
"Daha zamanım var, hayır, hayır..."
Bir sürü işlemeli iskelet görüyor, bir sofra hazırlamışlar, sofralarına davet ediyorlar. (bir iskelet taç takıyor bir iskeletin omzunda kuzgun var, diğerinde 3 kafa var)
İskeletler:
Aramıza katıl Rin, gerçek güç bizle birlikte Rin, sonsuzluk.
"Onlara yetişeceğim değil mi?"
Sen çok büyük bir günah işledin Rin. Bizim aramıza girmek için ilk adımı attın Rin.
Kuzgunun tüyleri eriyor ve bir iskelete dönüşüyor. 3 kafalı olan kuzgunu yiyor.
Rin sen bir hiçsin!
-Rin uyanırken Theodred diyor Solitaria 10. bölüm 1:10:07 Ama çok zor duyuluyor-
Aynı bölümde kahramanlarımız bir falcıyla karşılaşıyor. Falcının Rin ile ilgili söylediği şeyler:
Rin-> arkadaşlarından sakladığı bir şey var.
Son kehanet-> Aralarından biri söylediği kişi değil. Biri de onlara ihanet edecek.
Yine aynı bölümde Rin'in anlattığı bir hikaye var, bu anlattığı hikayelerin önemli olduğu söylendi (Alp mi Günhan mı söylemişti tam hatırlamıyorum)
Hikaye:
eski bir kral, bir uzay boşluğu, yanan bir parşömen
yanan bir odun
yanan bir kadın
yanan bir köy
uzak bir diyar, uzayın sonsuz boşluğu
başarısız bir asker
siyah bir yaşam, ruhların sonsuzluğu (Ruh yadigarı?)
derin bir rüzgar
esen, akan, uzuunca bir zaman...
İtalik ve kalın yazılan yerler konuşmak istediğim kısımlar. 7. bölümde farklı evrenler olduğunu, ve Ged'in bu farklı evrenlerde sayısız kez yaşadığını görüyoruz. Her yerde farklı bir yüz, farklı bir Ged,Redoran ile konuşuyor.
"Kendinden kaç tane yarattın Ged?"
Buradan da anlıyoruz ki Ged farklı yüzler yaratmış kendine, farklı insanlar olarak farklı evrenlerde yaşamış. Yani Rin adında bir karakter yaratıp yeni bir yüzle geziniyor olabilir, değil mi?
  1. bölümde konuştuğu Ged'in Solitaria evrenindeki Ged olduğunu biliyoruz. Ged Redoran'a uzakta olduğunu, olduğu yerden kurtulacağını, (ilginç bir kelime seçimi) ve olduğu yerin son adımı olduğunu söylüyor. Redoran da en son Ged'in peşinden gideceğini, gittiği yeri de yok edeceğini söylüyor. Burası önemli, buraya döneceğim.
Solitaria evrenine gelirsek, Rin'in zaten arkadaşlarına dediği gibi birisi olmadı belli. Bunu rüyalarından ve falcının kehanetlerinden anlayabiliriz. Rin bence kesinlikle Ehvenişers'ten bir karakter. Ama kim?
Rin'in rüyasından da anlaşılacağı üzere Rin geldiği evrende arkadaşlarını terk etmiş. Ve bunun için suçluluk duyuyor. Onlara geri dönmeye çalışıyor. Geri dönmenin yolunu aradığını söylüyor. Rin her nereden geldiyse ya da nasıl geldiyse, daha geri dönmeyi becerememiş ve bunun için çabalıyor. Sonsuz evrende sonsuz hayat yaşamış olan Ged neden Solitaria evreninde takılsın, geri dönemesin? Bunu geçelim, kurtarmaya çalıştığı, dönmek istediği dostları kim? Ged'in bizim kahramanlarımızı ya da herhangi birini dostu olarak göreceğini sanmıyorum bu noktadan sonra. Peki Rin Ged değilse, Rin kim? Ged Solitaria'da ne yapıyor?
Ged, Solitaria'da herhangi bir yerde herhangi bir zamanda herhangi bir kişi olabilir. Rin ise bence Redoran. Redoran işleri bitince Ged'i bulmaya, Ged'in olduğu evrene gideceğini söylemişti. Bence ileride Redoran bir şekilde arkadaşlarını kritik bir noktada terk edip Ged'i bulmaya Solitaria evrenine geliyor. Ama sonra pişman oluyor, geldiği şekilde geri dönemediğini anlıyor ve vicdan azabı çekiyor arkadaşlarını bırakıp bencilce davrandığı için.
Kendi bencil şeylerin için bütün arkadaşlarını terk ettin, sen misin dünyayı kurtaracak olan?
Rin'in anlattığı hikaye hakkında da hiçbir fikrim yok. Yine bu konuya bağlandığına eminim ama aklıma bir şey gelemedi. Sizin de düşünceleriniz, teorileriniz varsa yazabilirsiniz. Biraz uzun oldu ama buraya kadar okuyanlara teşekkürler!
Kaçırdığım, yanlış hatırladığım ya da eklemek istediğiniz kısımlar varsa lütfen söyleyin.
TL;DR: Rin, Ged'i bulmak için Solitaria evrenine giden ve böylelikle arkadaşlarını Ehvenişers evreninde terk eden, vicdan azabı çeken Redoran.
submitted by DrFordsleftball to ehvenisers [link] [comments]


2019.08.26 13:23 hoesteps bir yıldır olası durumlar için malzeme biriktiriyorum ve yanıma birini arıyorum.

Neden böyle bir şey yaptığımı ben de bilmiyorum aslında. bol bol vitamin, ilaç, yiyecek, acil yardım malzemesi, enerji verici yiyecekler, koruyucu kıyafetler ve maskeler biriktirdim. 3 ay yetecek kadın pedi, 6 ay yetecek tampon(tampon sadece regl için değil su arıtma ve yaraya pres yapma için de kullanılıyor) ve 40 tane de kondom, 2 kafa lambası, 1 büyük ışıldak, su altı feneri, kinetik enerjiyle çalışan fener ve çadır labam var, çift kişilik çadırım, -20 derece için uyku tulumum ve 80 litrelik sırt çantam var. her türlü hastalığa karşı ilaç biriktiriyorum, bu yüzden evde kullanmadığınız ne işe yaradığını bilmediğiniz ilaçlar da kabulümdür. Küçüklükten beri avcılık yapıyor ve belli zamanlarda poligona gidiyorum, kendo eğitimi alıyorum ve mağaracılık yapıyorum. bunların hepsini de ileride zombi istilası olur, iç savaş çıkar umuduyla yapıyorum. Boş bir hayatım da yok halbuki, akademisyen falan olmak istiyorum ama yine de dünyanın sonunun geldiği düşüncesi aşırı hoşuma gidiyor, malzemeleri biriktirirken böyle gözümde binbir türlü senaryo canlandırarak "eheheh ölmiycem" diyorum. yarrak gibi bir dünyada son yaşayan insan olmamak için de yanımdaki insanlarla paylaşabileceğim şeyler de biriktiriyorum ayrıca. mesela 3 tane türkiye haritam var birileriyle bir yerde buluşma planı yaparsak diye kalabileceğimiz yerleri de işaretledim haritalarda. aradığım birkaç malzeme var, öncelikle kurşun geçirmez yeleğim yok ve bu çok büyük bir problem benim için, onun yanısıra iyodür ilacı arıyorum, nükleer saldırılarda çok işe yaramasa ve tek bir organı koruyor da olsa yine de lazım olduğu düşüncesindeyim. bir de bir tane tıp eğitimi olan biri lazım yanıma, çünkü kurşun yarası gibi yaraları tıp eğitimi olmayan biri iyileştirmediği müddetçe ölüm riski %90 falan. yani o filmlerde gördüklerimiz, ateşle dağlama falan direkt enfeskiyon kapıp ölmemize neden oluyor. bir de motor veya araç ehliyetim yok, bu yüzden bu tıp eğitimi olan kişi araba kullanmayı bilse iyi olur. Ankara'da okuyorum bu yüzden Ankara'da yaşayan kişi tercihimdir.
submitted by hoesteps to burdurland [link] [comments]


2019.06.16 11:02 enobaba23 To some of the married women and men

EVLİ Bazı KADINLARA ve ERKEKLERE !!!
İNANIN NAMUSLU ŞEREFLİ ALLAHTAN KORKAN KULDAN UTANAN KİMSE YOK EVLENMEK AMAÇLI BURAYA YAZDIM AMA HİÇ DÜZGÜN İNSAN KALMAMIŞ SÖZÜM BUNA BENDE BUNU KISACA ÖZETLEDİM..
Sanalda sözüm onlara kısaca anlatayım geceleri çok görüyorum sayfalarda. Bazı dertli kadınların yazdıklarını hep mutsuz aşksız ama medeni hali evli .Duvarına bakıyorsun hep dertli paylaşımlar arabesk paylaşımlar yani kısacası huzuru yokmuş Soruyorsun hayırdır ne derdiniz var isyan etmeyin düzelir diye ;dediği cvp yaşamak istemiyorum.. neden diye soruyosun benim mutsuz giden evliliğim var yaşını soruyosun kadın 35 diyor veya 30 veya 45 ortalama BU .. nedir derdiniz? Eşimle anlaşamıyorum diyor neden diyosun anlatmaya başlıyor Artık SEVMIYORUM 🤔 10 senedir evliyim 3 tane çocuğum var ama yapamıyorum ayrılmak istiyorum kurtulmak istiyorum ...kisacasi macera arıyorum diyemiyor 😤 .çocuklarım için katlanıyorum diyor Haklısınız sabahlara kadar eşiniz köpek gibi çalışırken siz faceden yalan dolan erkeklerin özelinize gelen aşk sözcüklerini okuyosunuz, FOTOĞRAFINA yapılan iltifatlara kanıyosun yeri geliyor numaranı veriyosun telde konuşuyorsun Eşini kendini hatta çocuklarını unutuyosun kadın 40 yaşında yada Adam 40 yaşında sen senden büyük olgun bir kadınla yaşındaki kişiyle aşk yaşıyosun sonrada ben MUTSUZUM ben AYRILMAK istiyorum der durursun..Allah ıslah etsin diyorum..... Ya Erkek müsfettesi sen peki sen evde hanımın yolunu gözlesin soğuktan üşüdümü desin gecelerce kazamı yaptı diye kayıtlansın bir yudum kahveye vakti olmasın tüm hayatını sırtına yüklensin bumu yani Adamlığın sana da yazıklar olsun..... 😒😒Bu sanalda kaç insanın yuvası yıkıldı kaç tane ocaklar söndü kaç çocuk anasız babasız kaldı bilen yok ama . Mutsuzum diyenler sizlere yazıklar olsun ulan binlerce görme engelli binlerce özürlü yatalak hasta bile çok şükür deyipte mutluyum derken ...siz mutsuzum diyorsunuz O YÜZDEN KİMSE KİMSEYİ KANDIRMASIN VE EVLİ ERKEKLER BAYANLAR YUVANIZA SAHİP ÇIKIN HE MUTLU DEGİLSENİZ BAZI ŞEYLER YÜRÜMÜYOSA OZAMAN AYRILINNN ONDAN SONRA KİMİ SEVMEK İSTİYORSANIZ SEVİN Biraz empati yapın mesela Ya karşınızda ki kişinin hayata tutunma sebebiyseniz vay halinize vay vay OKTAY AK ANKARA
submitted by enobaba23 to copypasta [link] [comments]


Sikim kalkiyor indirecek kadin ariyorum :D Evlenmek İsteyen Dul Bayanlar - YouTube Sesligemi, Erkek Arayan Bayan ilanları,Arkadaş Arıyorum,Bayan Arkadaş Arıyorum,Erkek Arkadaş Dul bayan Şükran: acil erkek arkadaşa ihtiyacım var - YouTube Soner Sarıkabadayı - Seveni Arıyorum - YouTube Dul Bayan İrem: Webcam da sohbet edeceğim erkek ariyorum Selahattin cesur-bir güzel sevmiştim.MPG - YouTube kadın arkadaş bul, kadın partner arıyorum - YouTube GECELİK ERKEK ARKADAŞ ARIYORUM - YouTube

Dul bayan arıyorum dul bayanlar

  1. Sikim kalkiyor indirecek kadin ariyorum :D
  2. Evlenmek İsteyen Dul Bayanlar - YouTube
  3. Sesligemi, Erkek Arayan Bayan ilanları,Arkadaş Arıyorum,Bayan Arkadaş Arıyorum,Erkek Arkadaş
  4. Dul bayan Şükran: acil erkek arkadaşa ihtiyacım var - YouTube
  5. Soner Sarıkabadayı - Seveni Arıyorum - YouTube
  6. Dul Bayan İrem: Webcam da sohbet edeceğim erkek ariyorum
  7. Selahattin cesur-bir güzel sevmiştim.MPG - YouTube
  8. kadın arkadaş bul, kadın partner arıyorum - YouTube
  9. GECELİK ERKEK ARKADAŞ ARIYORUM - YouTube

Soner Sarıakabadayı'nın Seveni Arıyorum adlı şarkısı! Soner Sarıkabadayı - Ölümüne / Yeni Single: https://youtu.be/Wp9VDu7cpyk Daha fazla müzik için ... https://kofdy.com/kahraman-maras-tan-bayan-arkadas-347.html arkadaş arayan bayanların verdiği arkadaşlık ilan sitesi erkek arkadaş arıyorum diyerek arama yap... Sesli sohbete bağlanmak için www.sesliroom.com ' adresinden daha fazla bilgi alabilirsiniz Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. SesliGemi.com ailemizin tanıtım videosu sizlerle paylaşıyoruz ve hayatınız daki aşk burada sizi bekliyor olacak ilkarkadaşlık hizmetleri. Arkadaş arıyorum, bayan arkadaş arıyorum ... Dul Bayan Özge: Sevgilim olacak güçlü erkek arıyorum. - Duration: 2:55. ... Evlenmek İsteyen Güzel Kadın Hayatının Aşkını Bulduğunu Sanıyordu. Bakın Ne Oldu - Duration: 4:27. Cinsellik aşkın ön şartı mıdır? - Sikim kalkıyor, indirecek kadın arıyorum. http://www.evliliksayfasi.com/ ÜYELİK YOK , ÜCRET YOK LİNKİ TIKLA GEL ! İzdivaç tv arayan , evlilik tv arayanlar için televizyonlara alternetif gerçek evlili... Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube.