Birisi aşık nasıl

Türkiyede yaşanılabilecek ortalama br hayatın özeti.

2020.09.18 03:33 RaufYildirim Türkiyede yaşanılabilecek ortalama br hayatın özeti.

48 saat içerisinde seni ortaya çıkaracak olan iki gamet hücresi birleşiyor ve anlık kimyasal reaksiyonlar ile seni sen yapacak bir zigot ortaya çıkıyor. Büyüyorsun, hücrelerin sayılarını çoğaltıp yavaş yavaş doku topluluklarını oluşturmaya başlıyor, seni karnında taşıyan annen ve seni her daim koruyacak olan ya da bunu beceremeyecek ve hatta sana karşı gaddarlaşacak olan baban senin varlığınla mutlu ve heyecanlılar, imkanları el verdikçe kendilerini ve senin yaşam alanını hazırlıyorlar.
Koskoca 9 ay geliyor anneni yatırıyorlar, senin kalp atışlarının 200'ün üstüne çıkmasını bekliyorlar ve damar yoluyla Pitocin vererek doğumunu hazırlıyorlar ya da bunların hiçbirisini yapmıyorlayapamıyorlar ya da tıpkı benim yaşadığım gibi hayati bir risk taşıyan gebelik hastalığı seni vuruyor, sersemletiyor ve ilk yaşam sınavını veriyorsun. Ama sen ne olursa olsun doğuyorsun, kordonunu kesiyorlar, seni kontrol ediyorlar, burnunu açıyorlar, annene ve sana bez bağlayıp koruyucu bir cihazın içine koyuyorlar, baban sana bakıyor ya da kucağına alıyor, önce seviniyor ve gururlanıyor, ardından gerçekler yüzüne vurduktan sonra aklını binbir türlü düşünceler ve endişeler kaplıyor ne de olsa burası Türkiye nam-ı diğer Dert kafesi ya da Tımarhane artık ne diye çağırırsan.
İlklerle dolu yıllarını geçirdikten sonra 7 yaşına kadar kişiliğin değişiyor, Almanyada kutlamalarla insanlar okula giderken sen endişeler, baskılar içerisinde ve ağlayarak gidiyorsun, baskı görüyorsun hem ailenden hem dışarıdan çünkü Türkiye tımarhaneler ülkesi. 9, 10, 11, 12 yaşlarına kadar geldin derken cinsel organını keşfediyorsun ama o esnada parasızlık, hayaller, baskı, başarısızlık, eziklik, güçsüzlük ve aile bireyleri seni daha çok genç olmana rağmen senin kişiliğini yok ediyorlar ve sen organınla adeta bir enstrüman gibi oynamaya başlıyorsun. Keman ile Paganini çalmak nasıl bir duygu ise sende organınla hayallerine erişiyorsun ve tebrikler! Yepyeni alışkanlıklar kazandın artık Avustralya da yaşıtların haftasonu surf yaparken sen kendini saatlerce kötü bir bilgisayarda takılarak ve kendine ister istemez dikkat edemeyerek kilolu, asosyal, umutsuz ve hayattan beklentileri olmayan bir kişiliğe dönüşüyorsun ve böyle olman çok normal çünkü dışarıda insanlar zaaflarını kullanarak zorbalıkta çığır açmış, kimse seninle ilgilenmiyor, ailen geleceğin hakkında seni çok korkutuyor ve yetmezmiş gibi gereksiz baskılar uygulayıp seni adeta bir köleye çeviriyor. Hayatını ya asosyal ve dejenere bir et parçası olarak ya ders çalışmaktan insanlarla sosyalleşmeyi, merak etmeyi, keşfetmeyi ve aşık olmayı unutmuş ya da sosyal çevresi olan ve yine zorluklata kafa tutan bir şahıs olarak geçireceksin, üçünden birini seçmen gerekiyor, hepsinin bir kötü yanı var ve Avrupaya gözünü çevirdiğinde insanlar rahat rahat hem mutluluğu ve hem keşfetmeyi hemde başarıyı yakalarken sen bunlardan birini seçmelisin. Eğer ders çalışmazsan 50 yaşında, bej renginde gömlek giyen, açlık ve sindirim sistemi rahatsızlıklarından ağzı sarımsak kokan, damağı ve ağız kenarlarında tarhana kalıntıları bulunan, vücudu 14 gün önce sanki parçalarına ayrılıp bir kenara atılan bir leş ya da Hindistan'ın Kolkata şehrinde 300 yıldır aktif olarak insanların malum amaçlar için kullandığı göl ya da sulama nehri gibi kokan, konuşmayı, düşünmeyi, tartışmayı ve anlamayı beceremeyen, gerici ve primitif bir zihne sahip bir yaratık tarafından sana sadece iş olarak teklif edilen, ama Rusya da Sosyalist Devrim için Lenin ve Plehanov'un örgütlediği 11 saat boyunca soğuk ve sıcak arasında çalışan ve Sibirya ile cezalandırılan işçilerden bile daha kötü bir şartlarda, dinlenmeksizin 14 saat boyunca, basık, rezalet ve pislik içerisinde ya da kavurucu Ankara(Bir diğer ismiyle "Atatürk'ün kurduğu Riyad") sıcağında, sadece ekmek ve sarımsak ya da şanslıysan soğan, domates ve çürümüş peynir gibi lükse kaçan yiyeceklerle ve 250 mililitreden daha az su içerek Mısırlı bir kölenin günlük sarfettiği eforun iki ya da üç katını sarfedeceksin ya da hayatı boyunca durmaksızın ve dinlenmeksizin ders çalışarak sosyalleşemeyecek, keşfedemeyecek ve hayatı anlayamayacaksın. Ama bu sefer iyi bir maaşı, statüsü ve bolca vakti olan ama sosyalleşemediğin için arkadaşı, tanıdığı, sevdiği, baktığı kimsesi olmayan, zevksiz, vizyonsuz, mutsuz, soğuk, utangaç, evlenmesi için arkadaşlarından, ailesinden ve akrabalarından inanılmaz seviyede baskı gören ve çekingen bir beyaz yakalıya/memura/akademisyene dönüşüyorsun. İş yerinde durmaksızın ve dinlenmeksizin çalışırken ve işyerinin en parlak çalışanıyken her nasılsa arkadaşların senin için doğum günü partisi düzenliyor, bakımlı erkekler ve güzel kadınlar senin zaaflarını kullanarak binbir türlü bir şekilde seni kutlama yapacakları yere götürüyorlar. Sen çocukluğundan beri sabaha kadar ders çalışmaktan eğlence ve kutlamanın daha ne demek olduğunu bilmiyorken insanlar büyük, süslü ve eğlenceli bir odada bütün ışıkları bir anda açarak "Doğum günün kutlu olsun!" diye bağırıyor, sen korku içerisinde insanları ve onların giyim tarzını anlamaya çalışırken arkadan iki kişi seni pastanın önüne doğru sürüklüyor, bir diğeri elindeki DuPont çakmak ile mumları yakıyor ve bir diğeri "Instagram" denilen bir uygulamaya story denen bir hareketli görüntü yanı "video" atıyor, sen daha çakmağın ismini anlayamamışken senden pastayı üflemeni istiyorlar, yavaşça üflüyorsun, ama ateşi söndüremiyorsun ve mumlar zamanla erimeye başlıyor. Üfleyemediğin için bir başkası etraf yanmasın diye bir yelpaze ile bütün mumları söndürüyor ve herkes tebrik etmeye ve sarılmaya başlıyor o esnada konfeti ve volkanlarla görsel şölen oluşturuluyor. Konfetinin yivsiz namlusundan aniden püsküren kırmızı güller ve partiküller ilgini çekiyorken bir anda iş arkadaşların sana hediyelerini getiriyorlar. Patronun sana dört tane çok pahalı ve ismine "Sauvignon Blanc" denilen bir şarap getiriyor ve kapağını patlatıp içmeni istiyor. Sen daha "Sa, sa, savin-" diye kekelerken bardak çoktan dolmuş oluyor ve bir yudum içmen isteniyor, herkes sessizce sana bakıyor. Ailenin baskıları ve ülkenin gerçekleriyle adeta kurtuluş kapısı olarak gördüğün Fen Lisesine girebilmek için ölümüne çalıştığın liseye geçiş sınavından önce kahvaltıda içtiğin şekerli çayın tadını hala unutamamışken o şaraptan küçücük bir yudum alıyorsun ve alır almaz çok ilginç, farklı ve aromatik bir tat aldığın için aniden patronunun beyaz trikosuna tükürüyorsun, bir anda saniyede iki defa özür dilemeye ve korkudan titremeye başlıyorsun ama patronun gülümsüyor ve omzunu sıvazlıyor ve sen korku ve panikten terlemeye ve titremeye devam ediyorsun ve ikinci bir yudum almanı istiyorlar, azıcık içiyorsun ama tadı çok farklı ve alışılmışın dışında olduğu için bu sefer yine yere tükürüyorsun ve içemiyorsun patronun sana bir başka ve bu sefer daha büyük bir kutu veriyor. Kutudan 4 tane her birinin içinde 9 tane şişe bulunan kutular var, her birinin üzerinde sırasıyla Provence France, Naples Italy ve Novi Sad Serbia yazıyor ve bir diğerinin üstünde ise koskoca harflerle "Don Julio" yazıyor patronun yanına yaklaşıp bunların şarap olduğunu ve "Don Julio" denen şeyin ise "Tekila" olduğunu söylüyor. Koca bir paketle yanına kafadar bir çocuk geliyor, senin eline bir kutu veriyor ve açmanı istiyor ki o da ne! daha çıkalı 3 hafta olmamış arkadaşın sana PlayStation 5 hediye etmiş! Başta her zaman olduğu gibi analiz ediyorsun ama nasıl kullanıldığına dair bir anlam çıkaramıyorsun ama neyse hediye hediyedir bir kenara koyuyorsun. Bir diğer iş arkadaşın geliyor ve sana 25.000₺ değerinde bir şekilli çanta hediye ediyor, içini açıyorsun ve üzerinde 6 teli olan, 90 cm uzunluğunda ve bayağı ağır olan bir metal yığını hediye ediyor, ve senden eline almanı istiyor, düzgünce tutmak yerine gövdesinden tutuyorsun ama arkadaşın sağ elini klavyeye, sol elini tellere koymanı istiyor ve tellerden birine parmağınla dokunmanı daha doğrusu vurmanı istiyor dediğini aynen yapıyorsun elin çok acıyor ve bir anda metal yığınını düşürüyorsun ve arkadaşın tekrardan eline geri veriyor ve bu gitarı düşürmemen gerektiğini söylüyor, bu gitar denilen alet hoşuna gidiyorken bir anda yapılı, selvi boylu, güzel sesli, bakımlı ve zarif bir kadın muhtemelen topukları çok sert bir tahtadan yapılmış, bileklerine kadar uzanan ve siyah renkte bir topuklu ayakkabıyla tahta zeminde bacaklarını öne atarak yürüyüp ses çıkartarak insanlara doğru geliyor. Görünüşe bakılırsa iri postürlü, güçlü ve çok zarif bir vücudu olduğu ve ince tabanlı topuklusuyla ses çıkartarak diğerlerinin ve senin ilgini çekmiş durumda. Bir anda insanların karşısına çok farklı bir enstrüman ile geliyor ve anlaması güç ama inanılmaz derecede etkileyici bir ses çıkartıyor bu sefer elindeki şeyin tahta olduğunu ve diğer elinde bir çubuk ile gövdeyi sürterek ses çıkarttığına hayret ediyorsun ve sen utancından başını yere eğip yüzün kızarmaya ve vücudun titremeye başlıyor. Sonra kadın sana yaklaşıp ilginç bir hediye veriyor ve bu sefer hediyenin içinden büyük bir paket çıkıyor, paketin içerisinde CD ve USB disk var ve kadın bu aygıtların içinde çoğu bestecinin icra ettiği besteler olduğunu söylüyor. Dış ambalajında kıvırcık saçlı adamlar, kimilerinin ellerinde kadının elinde gördüğün tahta parçasının aynısını onların ellerinde olduğunu farkediyorsun ve üzerlerinde "Etude, sonata, nocturne, concerto" yazdığını farkediyorsun. Bir diğer arkadaşın sana "Ayfon" denen bir cihaz veriyor ve sen önceden ailen tarafından sadece iletişim için kullanılan eski Nokia telefonunu neredeyse 18 yaşından beri kullanıyorken bu alet sana çok yabancı geliyor ve saatin yaklaştığını aniden farkedip odadaki bütün insanlardan özür dileyip sadece "Ayfon" denen bir cihazı eline alarak apar topar taksi yakalayıp evine gidiyorsun ve bütün görevlerini şimşek hızında tamamlayıp yatıyorsun ve yıllardan beri hep aynı tempoda olan zevksiz ve tatsız hayatına aynen devam ediyorsun. Gençlik yıllarında sadece sosyalleşir ve başka uğraşlarla ilgilenmezsen maalesef ders çalışmayanlarla aynı kaderi paylaşıyorsun ve bir anda "tanıdık" denen birisi görünüşe bakılırsa içler acısı olan haline üzülüp senden "KPSS" denen bir sınava girmeni ve eğer kazanırsan o sınav sayesinde 14 saat boyunca çok kötü şartlar altında çalışmaktansa 7 saat boyunca huzur içinde rahat rahat çalışabileceğini söylüyor ve KPSS ye çalışmak senin için bir ikinci mesleğe dönüşüyor, hayatın bütün bu seçeneklerden ibaret.
submitted by RaufYildirim to KGBTR [link] [comments]


2020.08.28 18:19 griljedi GRRM - 2014 Söyleşileri

- "Gerçek hayatta iyiyle kötü arasındaki savaşın en zor yanı, hangisinin hangisi olduğunu belirlemektir... Geleneksel mutlu sonlara karşı içgüdüsel bir güvensizliğim var.”
- 1991'de bu fikri ilk aldığınızda, bunun sadece bir roman değil, birçok roman olduğunu biliyor muydunuz?
Bana gelen ilk sahne, ilk kitabın birinci bölümüydü, ulu kurt yavruları buldukları bölüm. Bu bana birdenbire geldi. Aslında farklı bir roman üzerinde çalışıyordum ve birden o sahneyi gördüm. Yazdığım romana ait değildi ama bana o kadar canlı geldi ki oturup yazmak zorunda kaldım ve bunu yaptığımda ikinci bir bölüm oldu ve ikinci bölüm Catelyn'di. Ned'in yeni döndüğü ve kralın öldüğü mesajını aldığı bölüm ve bu da bir tür farkındalıktı çünkü ilk bölümü yazarken gerçekten ne olduğunu bilmiyordum. Bu kısa bir hikaye mi? Bu bir romanın bölümü mü? Hepsi bu Bran denen çocukla mı ilgili olacak?Ama sonra, ikinci bölümü yazdığımda ve bakış açımı değiştirdiğimde - tam orada, tam başında, Temmuz 91'de önemli bir karar verdim. Tek bir bakış açısına sahip olmaktansa ikinci bir bakış açısına gittiğim dakika, kitabı çok daha büyük yaptığımı biliyordum. Şimdi iki bakış açım vardı ve iki tane elde ettiğinizde, üç, beş veya yedi veya her neyse olabilir. Üç ya da dört bölüm içinde olduğumda bile, büyük olacağını biliyordum.
Başlangıçta, bir üçleme düşündüm ve nihayet piyasaya sürdüğümde, bu şekilde sattım.Üç kitap: A Game of Thrones, A Dance With Dragons, Winds of Winter. Bunlar üç orijinal başlıktı ve üç kitap için kafamda bir yapı vardı. O zamanlar, doksanlı yılların ortalarında fanteziye, altmışlardan beri olduğu gibi üçlemelerin egemenliği altındaydı. Yayıncılığın o küçük ironilerinden birinde Tolkien aslında bir üçleme yazmadı. Yüzüklerin Efendisi adlı uzun bir roman yazdı. Ellili yıllardaki yayıncısı, "Bu tek bir roman olarak yayımlanamayacak kadar uzun. Onu üç kitaba ayıracağız" dedi. Böylece üçlemeyi elde etti, Yüzüklerin Efendisi o kadar büyük bir başarıya dönüştü ki yirmi yıldan fazla bir süredir diğer tüm fantezi yazarları üçleme yazıyordu. Bu kalıbı kararlı bir şekilde kıran, sanırım bir üçleme olarak da başlayan, ancak hızla ötesine geçen The Wheel of Time ile Robert Jordan'dı ve insanlar şunu görmeye başladı, "Hayır, daha uzun. Esasen bir mega romanınız olabilir! " Ve nihayetinde ben de aynı farkındalığa ulaştım, ancak '95'e kadar, A Game of Thrones'da zaten bin beş yüz el yazması sayfam olduğu ve sonuna kadar bile yaklaşmadığım ortaya çıktığında... Böylece benim üçlemem o noktada dört kitap oldu. Sonra, daha sonraki bir noktada, altı kitap oldu. Ve şimdi yedi kitapta sabit tutuyor.
İnşallah yedi kitapta bitirebilirim.
Büyük, biliyor musun? Ve gerçek şu ki, bu bir üçleme değil.Uzun bir roman. Gerçekten çok uzun bir roman. Bu bir hikaye ve hepsi bittiğinde, bir kutu setine koyacaklar ve bundan yirmi yıl sonra ya da bundan yüz yıl sonra hala okuyan biri varsa, hepsini birlikte okuyacaklar. Başından sonuna kadar okuyacaklar ve benim yaptığım gibi, hangi kitapta neler olduğunu unutacaklar.
- Kışyarı'nda geçen sahneleri yazarken ve birdenbire tamamen farklı bir konumla Daenerys sahnesine sahip olurken, sizin için büyük bir değişim miydi?
Oldukça erken bir tarihte, 91 yazında Daenerys'e ait şeyler vardı. Onun başka bir kıtada olduğunu biliyordum. Sanırım o zamana kadar zaten bir harita çizmiştim - ve üzerinde değildi. Westeros olarak anılacak tek kıtanın haritasını çizmiştim ama o sürgündeydi ve bunu biliyordum ve bu yapıdan bir nevi ayrılıştı. Kitabın başlangıç ​​yapısı açısından Tolkien'den ödünç aldığım bir şey. Yüzüklerin Efendisine bakarsanShire'da her şey Bilbo'nun doğum günü partisiyle başlar. Çok küçük bir odağınız var. Kitabın hemen başında Shire'ın bir haritası var - bunun tüm dünya olduğunu düşünüyorsunuz. Ve sonra onun dışına çıkarlar. Kendi içinde epik görünen Shire'ı geçerler ve sonra dünya büyüyor, büyüyor ve büyüyor... Ve sonra daha fazla karakter eklerler ve sonra bu karakterler ayrılır. Esasen oradaki ustaya baktım ve aynı yapıyı benimsedim. Taht Oyunları'ndaki her şey Kışyarı'nda başlar. Orada herkes bir aradadır ve sonra daha fazla insanla tanışırsınız ve nihayetinde ayrılırlar ve farklı yönlere giderler. Ancak bundan ilkinden ayrılan, her zaman ayrı olan Daenerys'ti. Sanki Tolkien, Bilbo'ya sahip olmanın yanı sıra, kitabın başından beri ara sıra bir Faramir bölümüne atılmış gibi.
- Aslında Daenerys, Kışyarı’na (sahnelerine) bağlıydı çünkü onun ailesine olanlar hakkında konuşulduğunu okuduk.
Örtüşmeler görüyorsunuz. Daenerys evlenir ve Robert, Daenerys'in yeni evlendiği raporunu alır ve buna ve yarattığı tehdide tepki verir.
- Çok güçlü ters dönüşleriniz var, okuyucunun dengesini bozuyorsunuz. Önceleri Sword in the Stone bölgesinde olduğunuzu düşünebilirsiniz, kitabın dönüşeceği halini düşünebilirsiniz; örneğin kahramanın Bran olduğunu düşünebilirsiniz ama sonra sizinle okuyucu arasında hilekar bir oyuna dönüşmüş gibi...
Sanırım okumak istediğini yazıyorsun. Bayonne'de çocukluğumdan beri okurdum, doymak bilmez bir okurdum. "George, burnu kitapta" diye seslenirlerdi. Bu yüzden hayatımda birçok hikaye okudum ve bazıları beni çok derinden etkiledi; diğerlerini ben onları yere koyduktan beş dakika sonra unuttum. Gerçekten takdir etmeye başladığım şeylerden biri, benim kurgumda bir tür öngörülemezlik. Beni nereye gittiğini gördüğüm bir kitaptan daha çabuk sıkan hiçbir şey yok. Siz de okudunuz. Yeni bir kitap açarsınız ve ilk bölümü, belki ilk iki bölümü okursunuz ve geri kalanını bile okumanıza gerek kalmaz. Tam olarak nereye gittiğini görebilirsiniz. Sanırım ben büyürken ve televizyon seyrederken bunun bir kısmını aldım. Annem olayların nereye gittiğini her zaman tahmin ederdi, ister I Love Lucy ister onun gibi bir şey olsun. "Pekala, bu olacak" derdi. Ve tabii ki, olur! Ve hiçbir şey daha hoş değildi, farklı bir şey olduğunda aniden bir şaşırırdı, twsit haklı olduğu sürece.
Bir anlam ifade etmeyen gelişigüzel dönüşler yapamazsınız. İşlerin takip etmesi gerekiyor. Sonunda "Aman Tanrım, bunun olacağını görmedim ama önceden haber verildi; burada bir ipucu vardı, orada bir ipucu vardı. Onu görmeliydim geliyor. " demelisiniz ve bu benim için çok tatmin edici. Bunu okuduğum kurguda ararım ve kendi kurguma yerleştirmeye çalışırım.
- Bran'ın itilmesi gibi, bunu da önceden haber veriyorsunuz, böylece okuyucu aldatılmış hissetmez. Kızıl Düğün de aynı.
Kurgu ve yaşam arasında her zaman bir gerilim vardır. Kurgu, hayattan daha fazla yapıya sahiptir. Ama yapıyı saklamalıyız. Sanırım yazarı saklamalıyız ve bir hikayeyi gerçekmiş gibi göstermeliyiz. Çok fazla hikaye çok yapılandırılmış ve çok tanıdık. Okuma şeklimiz, televizyon izleme şeklimiz, sinemaya gitme şeklimiz, hepsi bize bir hikayenin nasıl gideceğine dair belirli beklentiler verir. Gerçek hikayeden tamamen bağımsız olan nedenlerle bile. Sinemaya gidiyorsun, büyük yıldız kim? Tamam, Tom Cruise yıldızsa, Tom Cruise ilk sahnede ölmeyecek, biliyor musun? Çünkü o yıldız! Geçmesi gerekiyor. Veya bir TV şovu izliyorsunuz ve adı Castle. Castle karakterinin oldukça güvenli olduğunu biliyorsunuz. Önümüzdeki hafta ve sonraki hafta da orada olacak.
İdeal olarak bunu bilmemelisin. Duygusal katılım, bir şekilde bunu aşabilirsek daha büyük olurdu. Yani yapmaya çalıştığım şey bu, biliyor musun? Bran, önsözden sonra tanıştığınız başlıca karakterlerden ilki. Yani "Oh, tamam, bu Bran'ın hikayesi, Bran burada bir kahraman olacak" diye düşünüyorsunuz. Ve sonra: Hata! Orada Bran'a ne oldu? Hemen kuralları değiştiriyorsunuz. Ve umarım bu noktadan sonra okuyucu biraz belirsizdir. “Bu filmde kimin güvende olduğunu bilmiyorum.” Bunu dedirtmek gerekir. Ve insanlar bana “Kitaplarda kimin güvende olduğunu asla bilemiyorum. Asla rahatlayamam. " dediğinde bunu seviyorum. Bunu kitaplarımda istiyorum. Ve bunu okuduğum kitaplarda da istiyorum. Her şeyin olabileceğini hissetmek istiyorum. Alfred Hitchcock bunu yapan ilk kişilerden biriydi, en ünlüsü Psycho'da. Psycho'yu izlemeye başlıyorsun ve onun kahraman olduğunu düşünüyorsun. Öyle mi? Onu sonuna kadar takip ettin. O duşta ölemez!
- Ned korucunun kafasını kestiğinde belirsizliğe erken işaret edersin ama o yanılıyor. Kesin değil. Ve hatta Jaime Lannister, Bran'ı pencereden dışarı ittiği sahneden sonra Tyrion ile dostça bir ilişki kurar. Onun başka bir yanını görüyorsunuz.
Gerçek insanlar karmaşıktır. Gerçek insanlar bizi şaşırtıyor ve farklı günlerde farklı şeyler yapıyorlar. Santa Fe'de birkaç ay önce satın alıp yeniden açtığım küçük bir tiyatrom var. Bazı yazar etkinlikleri düzenliyoruz. Birkaç hafta önce bir imza için Pat Conroy vardı. Harika yazar, harika Amerikalı yazarlarımızdan biri. Ve kariyerinin çoğunu babası hakkında bu kitapları yazarak geçirdi. Bazen anı olarak, bazen kurgu olarak atılıyor, ancak babasıyla olan sorunlu ilişkisinin, ona farklı bir isim ve farklı bir meslek verdiğinde ve tüm bunlara rağmen baktığını görebilirsiniz. Her ne şekilde olursa olsun, Pat Conroy’un babası Büyük Santini karakteri, modern edebiyatın en büyük karmaşık karakterlerinden biridir. O çirkin bir tacizci, çocuklarını terörize ediyor, karısını dövüyor, ama aynı zamanda bir savaş kahramanı, bir dövüşçü ve tüm bunlar. The Prince of Tides'daki karakter gibi bazı sahnelerde, bir kaplan satın aldığı ve bir benzin istasyonu açmaya çalıştığı ve işler ters gittiği, neredeyse bir Ralph Kramden komik adamıdır. Bunu okuyorsun ve hepsi aynı adam ve bazen ona hayranlık duyuyorsun ve bazen ona karşı nefret ve tiksinme hissediyorsun ve oğlum, bu çok gerçek. Hayatımızdaki gerçek insanlara bazen böyle tepki veririz.
- Kitaplarınızda kadınlar güçlüdür.
Ama ataerkil bir toplumda mücadele ediyorlar, bu yüzden her zaman üstesinden gelmeleri gereken engeller var ki bu gerçek orta çağların hikayesiydi. Aquitane'li Eleanor gibi güçlü bir kadına sahip olabilirsiniz, iki kralın karısı olabilirdi ve yine de kocası, sırf ona kızdığı için onu on yıl hapse atabilirdi. Farklı zamanlardı ve bu bir fantezi dünyası, bu yüzden daha da farklı.
- Sonunda hangi strateji işe yarayacak?
Bu (hikayeyi) söylemek olurdu. Görmek için sonuna kadar gitmelisin.
- Karakterleriniz için, Jaime'nin Brienne of Tarth ile seyahat etmesi gibi harika ters karakterleriniz var. Tazı ile Arya gibi başka eşleşmeler de var. Bilinçli olarak ters karakter mi yaratıyorsunuz?
Drama çatışmadan ortaya çıkıyor, bu yüzden birbirinden çok farklı iki karakteri bir araya getirip geride durup kıvılcımların uçuşunu seyretmeyi seviyorsunuz. Bu size daha iyi diyalog ve daha iyi durumlar kazandırır.
- Tyrion için Joffrey’in ölümü işleri daha iyi yapmaz, işleri daha da kötüleştirir. Tyrion'un başı büyük belada ve tüm seri boyunca bir noktaya değinmeye çalıştığım bir şeyi kanıtlıyor: Kararların sonuçları var. Robb, Frey Hanesi'ne sözünü tutmaz ve Frey’in kızlarından biriyle evlenmezse, bunun onun için korkunç sonuçları olur. Tyrion’un sorunlarından biri de geveze olmasıydı. Serinin başından beri bir şeyler söylüyor, Cersei'ye bu üstü kapalı tehditler - "Bir gün bunun için seni alacağım, bir gün neşen ağzında küle dönecek." Şimdi, tüm bu açıklamalar onu gerçekten suçlu gösteriyor.
Sanırım katilin amacı, bunu başka bir Kızıl Düğün haline getirmek değil - Kızıl Düğün çok açık bir şekilde cinayet ve kasaplıktı. Bence Joffrey’in ölümüyle ilgili fikir, onu bir kaza gibi göstermekti - birisi kutlama yapıyor, Heimlich manevrasını icat etmemişler, bu yüzden birisi boğazına yemek taktığında, bu çok ciddidir. Bunu biraz İngiltere Kralı Stephen'ın oğlu Eustace'in ölümüne dayandırdım. Stephen, tacı kuzeni İmparatoriçe Maude'dan gasp etmişti ve uzun bir iç savaşla savaştılar ve anarşi ile savaş ikinci nesle aktarılacaktı çünkü Maude'un bir oğlu, Henry ve Stephen'ın bir oğlu vardı. Ama Eustace bir ziyafette boğularak öldü. İnsanlar hala bin yıl sonra tartışıyorlar: Boğuldu mu yoksa zehirlendi mi? Çünkü Eustace'i ortadan kaldırarak İngiliz iç savaşını sona erdiren bir barış getirdi. Eustace’ın ölümü [tesadüfi olarak] kabul edildi ve bence buradaki katillerin umduğu şey buydu - tüm krallık Joffrey’in bir parça turta üzerinde boğulup öldüğünü görecek. Ama güvenmedikleri şey, Cersei’nin bunun cinayet olduğuna dair acil varsayımıydı. Cersei bir an bile buna kanmadı. Bunun kaza sonucu bir ölüm olduğuna inanmıyor. Sahnenin çekildiğini gördünüz, boğulma ihtimali olduğu için mi karşımıza çıkıyor yoksa zehirlendiği çok açık mı?
- Neden “Buz ve Ateş Şarkısı” romanlarınıza tecavüz veya cinsel şiddet olaylarını dahil ettiniz? Bu sahnelerle daha büyük hangi temaları ortaya çıkarmaya çalışıyorsunuz?
Bir sanatçının gerçeği söyleme yükümlülüğü vardır. Romanlarım epik fantezi ama tarihten ilhama dayanıyorlar. Tecavüz ve cinsel şiddet, eski Sümerlerden günümüze kadar yapılan her savaşın bir parçası olmuştur. Onları savaşa ve güce odaklanan bir anlatımdan çıkarmak, temelde yanlış ve sahtekârlık olurdu ve kitapların temalarından birini baltalardı: insanlık tarihinin gerçek dehşetinin orklardan ve Kara Lordlardan değil, bizden kaynaklandığı... Biz canavarlarız. (Ve kahramanlar da). Her birimizin kendi içinde büyük iyilik ve büyük kötülük kapasitesi vardır.
- Kitapların bazı eleştirmenleri, bu tür sahnelerin Westeros dünyasının genellikle karanlık ve ahlaksız bir yer olduğunu göstermesi amaçlansa bile, romanların seyri boyunca bu anlara aşırı bir güven duyulduğunu ve belirli bir noktada olduklarını söylediler, artık şok edici değil ve heyecan verici hale geliyor. Bu eleştiriye nasıl yanıt veriyorsunuz?
Westeros'un "karanlık ve ahlaksız bir yer" olduğu fikrine itiraz etmeliyim. Burası Disneyland Orta Çağları değil, hayır ve bu oldukça kasıtlı ... ama kendi dünyamızdan daha karanlık veya ahlaksız da değil. Tarih kanla yazılır. Cinsel veya başka türlü "Buz ve Ateşin Şarkısı" ndaki vahşet, herhangi bir iyi tarih kitabında bulunabileceklerle karşılaştırıldığında soluk kalır.
Bazı cinsel şiddet sahnelerinin heyecan verici olduğu eleştirisine gelince, bana bu eleştirmenler hakkında kitaplarımdan daha çok şey söylüyor gibi geliyor. Belki onlar bazı sahneleri heyecan verici bulmuşlardır. Okuyucularımın çoğu, sanırım onları amaçlandığı gibi okudu.
Yazar olarak kariyerimin en başından beri felsefemin "göster, söyleme" felsefesi olduğunu söyleyeceğim. Kitaplarımda ne olursa olsun, eylemi özetlemek yerine okuyucuyu bunun ortasına koymaya çalışıyorum. Bu, canlı duyusal ayrıntılar gerektirir. Mesafe istemiyorum, seni oraya koymak istiyorum. Söz konusu sahne bir seks sahnesi olduğunda, bazı okuyucular bunu son derece rahatsız buluyor… ve bu cinsel şiddet sahneleri için on kat daha doğru.
Ama olması gerektiği gibi. Bazı sahneler rahatsız edici, rahatsız edici ve okunması zor olabilir.
- Martin, HBO şovunda yapılan küçük değişikliklerin daha sonra oradaki hikaye üzerinde ne kadar büyük bir etkisi olacağı hakkında biraz konuşuyor. TV yapımcılarının yaptığı seçimleri kontrol etmediğini bize bildirdiğinizden emin oldu.
- Robert’s Rebellion hakkında bir kitap yazacak mısın?
"Muhtemelen değil." Sonraki iki kitapta Robert’s Rebellion’a daha çok geri dönüşler ve imalar olacak. "Bu serinin sonunda olan her şeyi öğreneceksin". Bununla ilgili bir kitap o zaman çok ilginç olmazdı.
- Bize bir warg ejderha binicisi hakkında ne söyleyebilirsiniz?
Bir ejderhayı warglayan birinin geçmişte emsali yoktur. Ejderha ve binici arasındaki efsanevi bağın zengin bir tarihi var. Çok uzaklardan (hmm) bile sürücülerine yanıt veren ejderhaların gerçek ve çok güçlü bir bağ olduğunu gösteren örnekler olmuştur. Bununla ilgili daha çok şey öğreneceğiz. Okumaya devam edin.
- ASOIAF’taki en favori alıntınız nedir?
Tek bir tane yok ama Septon Meribald’ın savaş hakkında yaptığı konuşmayı seviyorum.
- Kendinizi kitaplarda hangi karakter olarak görüyorsunuz? İçinde en çok hangi karakter var?
Tyrion demek isterdim ama bu gerçekten Samwell Tarly. Tyrion daha çok aksiyon alıyor, daha çok yatıyor (kahkahalar) ama ben daha çok Sam gibiyim.
- Bir kitap okuyucu olarak, şovdaki benzer durumu izlemeden önce bunu okumak çok tatmin ediciydi (Arya, show’da Polliver'ı öldürürken Lommy'den söz ediyor, kitaplarda Raff). Bahsettiğiniz gibi, şov içeriğini kontrol edemezsiniz. Sezon 5'e doğru ilerlerken böyle açıklamaların önünde kalmak için daha fazla bölüm yayınlamayı planlıyor musunuz? Ayrıca Arya, o bölümde beklediğimizden çok daha yaşlı görünüyor. “Mercy”, gelecekte Dans'ın sonundan itibaren bir yıldan fazla mı oluyor yoksa sadece Arya'nın her zaman yaşından büyük görünmesi mi meselesi mi?
- [Martin'den büyük bir sessizlik]. Bu bölüm yaklaşık on yıl önce yazılmıştı ve önce Ziyafet'in sonunda olması gerekiyordu, ardından Dans'ın sonuna dahil edilmişti ama bir sondan çok bir başlangıç ​​gibi görünüyor, bu yüzden epey hareket etti. Çocukların biraz büyüyebilmesi için kitaplarda olması gereken beş yıllık boşluğun da bir parçasıydı. Bu, Arya ve Bran gibi karakterler için işe yaradı, ancak Jon Snow veya diğerleri için hiç işe yaramadı. Beş yıl önce Gece Nöbetçileri'nin Lord Kumandanı oldum. O zamandan beri pek bir şey olmadı… ”(kahkahalar). Arya'yı şimdiki yaşına geri getirmek için o bölümde biraz çalıştım. Orada zaman aralığı yok (hikaye dizisinde tam olarak ne zaman geldiğini söylemiyor). Unutmayın, bu bir önizleme bölümüdür, yine de geri dönüp yayınlanmadan önce üzerinde yeniden çalışabilirim.
[Sorum bu olduğu için tahmin ettiğime eminim ama Martin, Arya'nın yaşının burada bir sorun gibi göründüğünü biraz düşünmüş görünüyor. Bir çeşit, "O lanet bölümü bir daha yeniden yazmayacağım." 5. sezondan önce daha fazla önizleme bölümü yayımlayıp yayımlamayacağına dair gerçek bir yorum ve gösteriye neyin girileceğini kontrol etmediğine dair başka bir hatırlatma yok.]
- Tyrion babasıyla yüzleşmek için gittiğinde, ne yapacağını düşünüyor? Onunla sadece sohbet mi ediyorsun?
O noktada bunu düşündüğünü sanmıyorum. O sırada sefilleri oynuyor. Her şeyini kaybetti. Güvenli bir yere kaçırılacak ama orada ne yapacak? Lannister Hanesi'ndeki yerini kaybetti, saraydaki yerini kaybetti, tüm altınını kaybetti - bu, hayatı boyunca onu ayakta tutan tek şeydi. Cüce olmanın dezavantajları ne olursa olsun, şövalye olmak için gerekli fiziksel yetenekleri yoktu, ancak eski ve güçlü bir ismin ve bir şeyler satın almak isteyebileceği tüm altının büyük avantajına sahipti. Bronn gibi takipçileri ve onu savunmak için diğer insanları... Şimdi tüm bunları kaybetti ve aynı zamanda, kayıtsız şartsız sevdiği ve her zaman onun yanında olduğu tek kan bağı Jamie'nin hayatının bu travmatik olayında, nihai ihanette rol oynadığını öğrendi. O kadar incindi ki diğer insanları incitmek istiyor ve Shae'nin kendisine söylediği hesaptan nerede olduğunu anladığı ve bu merdivenin bir zamanlar onun olan bir oda olduğunu bildiği bir heves anı, şimdi babası ondan gasp etti. Bu yüzden babasını görmek için yukarı çıkıyor ve oraya vardığında ne söyleyeceğini ya da yapacağını bildiğini sanmıyorum ama - bir kısmı bunu yapmaya mecbur hissediyor. Ve tabii ki sonra Shae'yi orada buluyoruz, bu onun için ek bir şok, karnındaki ek bir bıçak.
Bence bazen insanlar çok zorlanıyor, bazen insanlar kırılıyor. Ve bence Tyrion zirve noktasına ulaştı. Cehennemden geçti, defalarca ölümle yüz yüze geldi ve gördüğü gibi bakmaya çalıştığı, onayını kazanmaya çalıştığı tüm insanlar tarafından ihanete uğradı. Hayatı boyunca babasının onayını almaya çalışıyordu. Ve şüphelerine rağmen, Shae'ye aşık oldu, kalbini ona vermesine izin verdi. Artık yapamayacağı bir noktaya ulaşır. Sanırım iki eylem, birbirlerinin anlarında gerçekleşse de oldukça farklı. Lord Tywin'e öfkeliydi çünkü ilk karısı ve ona olanlar hakkındaki gerçeği öğrendi ve Tywin ona fahişe demeye devam ediyor - Lord Tywin'in mantığına göre... Lord Tywin, Tyrion'u sevmediği için kimsenin Tyrion'u sevemeyeceğine inanıyor. Demek ki cüceyi Lannister olduğu için yatağına yatırmaya çalışan alt sınıftan bir kız olduğu açık, böylece leydi olabilir, parası olabilir ve bir şatoda yaşayabilir. Yani temelde bir fahişe olmaya eşdeğer - statüye sahip olduğu için ona bayılıyor ve Tyrion'a bu konuda bir ders vermeye çalışıyor. Ve böylece yarasına tuz dökmeye benzeyen "fahişe" kelimesini kullanmaya devam etti ve Tyrion ona bunu yapmamasını, o kelimeyi bir daha söyleme dedi. Ve o kelimeyi tekrar söyledi ve o anda, Tyrion'un parmağı tetiğe bastı.
Shae ile bu çok daha kasıtlı ve bazı yönlerden daha acımasız bir şey. Bu anlık bir hareket değil, çünkü onu yavaşça boğuyor ve kadın kurtulmaya çalışıyor, kavga ediyor. İstediği zaman bırakabilirdi ama öfkesi ve ihanet duygusu o kadar güçlü ki bitene kadar durmuyor ve bu muhtemelen şimdiye kadar yaptığı en kara eylemdi. Lord Tywin'in yaptığı küçük gösteriden sonra onu terk ederek ilk karısına yaptığı şey ve onun ruhunun büyük suçu bu... Şimdi Westeros standartlarına göre, bu hiç de suç sayılmaz - "Yani bir lord, bir fahişeyi öldürdü, sorun değil." Bunun için, düşük doğumlu kadınlara, fahişelere ve meyhane fahişelerine hor gören, onları kullanan ve atan diğer lordlardan ve şövalyelerden daha fazla cezalandırılması olası değildir. Bu dünya için bir şey değil ama yine ona musallat olacak bir şey olsa da babasını öldürme eylemi sonsuza dek arkasını olmayacak bir şeydi çünkü hiçbir insan bir akraba katili kadar lanetli değildir.
Tywin, Shae'yi biliyordu. Muhtemelen onun, açıkça “o fahişeyi saraya getirmeyeceksin” dediği ve Tyrion'un ona tekrar meydan okuduğunu ve o fahişeyi saraya çıkardığını söylediği aynı kamp takipçisi olduğunu anladı. Burada tam olarak ne olduğuna gelince, bu gerçekten konuşmak istemediğim bir şey çünkü hala açıklayamadığım ve daha sonraki kitaplarda açıklanacak yönleri var. Ancak tüm bunlarda Varys'in rolü de dikkate alınması gereken bir konudur. Kitaplardaki Shae, Tyrion hakkında başka bir john(?) kadar umursamayan, kampı takip eden, manipülatif bir fahişedir ama o, küçük bir genç seks kedisi gibi, tüm fantezilerini besleyen çok uyumludur; o gerçekten sadece para ve statü için yaşıyor. O, Tywin'in Tyrion’un ilk karısının aslında olmadığını düşündüğü her şeydir.
- Ona ilham veren Frost şiiri dünyanın sonu hakkındadır ve bu, Martin'in icat ettiği evrenin yedinci kitabın sonunda sıcak ya da soğuk ya da muhtemelen her ikisi ile yok olması gerektiğini ima ediyor gibi görünüyor.
Yazar kıkırdıyor: "Bu konuda yorum yapmayacağım. Bunun için iki kitap için endişelenebilirsin. Ama tüm insanların ölmesi gerektiği doğru."
- Web sitelerinde görünen birçok hayran teorisi sorulduğunda Martin şunları söyledi: "Bu konuyla boğuştum, çünkü okuyucularımı şaşırtmak istiyorum. Bir okuyucu olarak öngörülebilir kurgudan nefret ediyorum, öngörülebilir kurgu yazmak istemiyorum. "Okuyucumu şaşırtmak ve memnun etmek ve onları geldiğini görmedikleri yönlere götürmek istiyorum ama planları değiştiremem. 90'lı yıllarda ilk fan panolarını okumamın ve durmamın nedenlerinden biri de bu. Birincisi, zamanım yoktu, ancak iki konu tam da bu. O kadar çok okuyucu kitapları o kadar dikkatle okuyordu ki bazı teoriler ortaya atıyorlardı ve bu teorilerin bazıları eğlenceli boğalar ve yaratıcı olsa da, teorilerin bazıları haklı. En az bir veya iki okuyucu, kitaplara yerleştirdiğim ve doğru çözüme ulaştığım son derece ince ve belirsiz ipuçlarını bir araya getirmişti. Öyleyse ne yapmalıyım? Değiştiriyor muyum? Bu konuyla boğuştum ve bunu değiştirmenin bir felaket olacağı sonucuna vardım çünkü ipuçları vardı. Bunu yapamazsın, o yüzden ben devam edeceğim.”
- "Kurtlar, Amerika'nın soyundan gelen ve binlerce yıl öncesine dayanan Avrupa folklorunun bir parçasıdır. Roma, Romulus ve Remus'ta - kurtlar ve insanlar arasında her zaman bu ilişki vardır." Bu ilişki Martin'in dizisinde defalarca görülüyor ve Martin'in son iki kitap sonunda piyasaya sürülürken devam edeceğini söyleyeceği bir şey. Özellikle Arya'nın kurdu Nymeria önemli bir rol oynayacak. "Biliyor musun, bir şeyler hakkında bilgi vermekten hoşlanmam." diyor Martin, yüzüne yayılan bir gülümsemeyle. "Ama kullanmayı düşünmediğiniz sürece dev bir kurt sürüsünü duvara asamazsınız."
- İşinize aşina olmayanlar için dizi hayali bir dünyada geçiyor. Krallığın kontrolü için bir mücadele var. Bu hanedan savaşı, esasen üç ana olay örgüsünden biridir. Bu tür insanüstü karakterleri içeren başka olay örgüsü satırları da var ve sonra eski tahtının geri dönüşünü arayan sürgün Targaryen kızı var. Neden bu üç ana olay örgüsü?
- Tabii ki uzakta olan iki şey var - Sur’un kuzeyindeki şeyler (Diğerleri) ve sonra diğer kıtada ejderhalarıyla Targaryen var - elbette "Buz ve Ateşin Şarkısı" başlığının buz ve ateşi. . " Yedi krallığın başkenti olan King's Landing'de ortada meydana gelen merkezi şeyler, çok daha fazlası tarihi olaylara ve tarihi kurguya dayanıyor. Güllerin Savaşları'ndan ve 100 Yıl Savaşları etrafındaki diğer bazı çatışmalardan gevşek bir şekilde alınmıştır, ancak elbette fantastik bir twist ile. Biliyorsunuz, başladığım dinamiklerden biri, King's Landing'deki yedi krallık içindeki küçük güç mücadeleleri tarafından bu kadar tüketilen insanlardı - kim kral olacak? Küçük Konsey'de kimler olacak? Politikaları kim belirleyecek? - krallıklarının çevresinde çok uzakta meydana gelen çok daha büyük ve daha tehlikeli tehditlere karşı körler...
Ve tabii ki, bunu tarih boyunca görebilirsiniz. Tarihte yer alan ortak bir dinamiktir. Biliyorsunuz, Yunan şehir devletleri, İsa'nın doğumundan önce, biliyorsunuz, Makedonyalı Philip hepsini fethetmek için ordularını oluştursa bile birbirleriyle kavga ediyorlar ama bunu modern zamanlarda bile görüyorsunuz, biliyorsunuz - Fransa'nın Üçüncü Cumhuriyet döneminde, Nazi tehdidi yükselirken siyasi mücadeleleri... Ancak Fransız siyasetçiler neredeyse Nazilerle arkadaş olmayı tercih ediyorlardı. Ve belki modern gündeki derslerimiz de. Kim bilir? Demek istediğim, şu anda dünyamızda iklim değişikliği gibi şeyler oluyor, bu, nihayetinde tüm dünya için bir tehdit. Ama insanlar onu politik bir futbol yerine kullanıyorlar, bilirsiniz… Herkesin bir araya geleceğini düşünürsünüz.
Bu, muhtemelen insan ırkını yok edebilecek bir şey. Bu yüzden, özellikle modern zaman meselesine değil, kitabın yapısıyla ilgili genel bir şey olarak bir analog yapmak istedim.
- Kitapta ( Buz ve Ateşin Dünyası) ipuçları bulmayı uman hayranlar için bir soru kalıyor: Tarih tekerrür eder mi? Martin’in arsız yanıtı: “Yankılanan bir evet ve hayır. Biraz belki. "
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.07.29 15:25 griljedi GRRM - 2012 Söyleşileri

  1. Şu ana kadar yayımlanan kitaplara eklediğiniz ve okuyucunun bulmasını umduğunuz ama bulamadığı şeyler var mı? Yahut çok az kişinin gördüğü?
Hayranların şu ana kadar her şeyi öğrendiğini düşünüyorum. İnsanlar düşüncelerini internette, bloglarda yazıyor. En anlaşılmaz, ücra ipuçları bile kısa sürede bulunuyor ve dikkat çekiliyor.
  1. Valyria’yı görecek miyiz?
Kıyamet öncesi mi şimdiki halini mi? Belki.
  1. Cevaplanmamış ama Kış Rüzgarlarında cevaplanacak üç soru söyler misiniz?
Söyleyebilirim ama söylemeyeceğim.
  1. Bronn’un hikayesi bitti mi?
Bronn’un hala bir rolü var, kesinlikle geri dönecek.
  1. Başlangıçta onlara vereceğiniz yolu ertelediğiniz veya yoldan saptırdığınız bir karakter var mı? Varsa, kim?
Hayır, var diyemem. Bazı durumlarda kronolojiler başlangıçta istediğimden farklı ama tüm karakterlerin hikayeleri aynı devam devam ediyor.
  1. Demiradamlar kuzeye saldırmamış ve Kızıl Düğün gerçekleşmemiş olsaydı Kuzey ve Nehirtoprakları bağımsız kalmaya devam edebilir miydi?
Kuzey olabilir ama Nehirtoprakları daha sorunlu. Gerçek doğal sınırlar olmadan, nehirtoprakları her taraftan saldırılara karşı savunmasızdır, bu yüzden tarihleri kan ve kargaşa ile dolu.
  1. Hayranların bulduğu ama sizin o amaçla yazmaya niyetlenmediğiniz en büyük kırmızı ringa balığı (yem) nedir?
Bu söylemek olurdu ama hayranlar, ufacık bir şeyden bile kuram çıkarıyorlar. Zaman zaman bunları bana e-posta atıyorlar.
- Dothraki aslında bir dizi bozkır ve ova kültürünün bir karışımı olarak tasarlandı ... Moğollar ve Hunlar, kesinlikle, ama aynı zamanda Alans, Sioux, Cheyenne ve çeşitli diğer Amerikan kabilelerinin ... saf bir fantazi ile terbiyeli hali. Araplara veya Türklere - orijinal olarak bozkırların atlıları olması haricinde- herhangi bir benzerlik tesadüfidir (bu emmiye biri Hunların da Türk olduğunu söylesin. Neyse). Bununla birlikte, genel olarak, tarihten ilham alırken, ister bireylerden isterse tüm kültürlerden olsun, doğrudan bire bir nakillerden kaçınmaya çalışırım. Robert'ın VIII. Henry veya Edward IV olduğunu söylemek nasıl doğru değilse, Dothrakilerin de Moğol olduğunu söylemek doğru olmaz.
- GRRM; “Ejderhaların Dansı sonunda pek çok uçurum vardı, 6. kitapta bunları çok erken çözeceğim. Kitabı inşa ettiğim iki büyük savaşla açacağım; Buz Savaşı ve Meereen-Köle Körfezi Savaşı ve sonra oradan alıp devam edeceğim.”
- Ned ve Robb’un ölümü... Bu iki karakterin sonunu en başından beri biliyor muydunuz yoksa zaman içinde mi karar verdiniz?
Neredeyse en başından beri biliyordum. Hikayenin büyük vuruşlarını biliyorum; ana karakterlerden kim ölecek, kim yaşayacak... hepsini. Yazım sırasında keşfettiğim çok ayrıntı var, küçük karakterler gibi... Yani ana karakter altı arkadaşıyla bir savaşa girecekse altı arkadaşın hepsine de ne olacağını bilmiyorum, buna yazarken karar veriyorum ama büyük oyuncular, büyük hayatlar ve hayat değiştiren büyük olayları en başından beri planlı.
- Bir çok kişi Jon’u öldürdüğünüzü düşünüyor. Geçmişte Starklara çok kötü şeyler yaptınız ama içimden bir ses Jon hayatta kaldı diyor. Bu konuda yorum yapmak ister misiniz?
[Güler] Bu konuda yorum yapmayacağım.
- Jon, Lord Kumdandan olarak resimden etkili bir şekilde çıkmış olsa da - yaşıyor olsa bile, Sur’un o kış geldiğinde Ötekileri geri tutma şansını sevdiğimden emin değilim. Kış Rüzgarları'nda Sur’un güneyine doğru hareket ettiklerini göreceğimizi varsayabilir miyiz?
Çok fazla şey söylemek istemiyorum ama Kış Rüzgarlarında kesinlikle daha fazla Öteki göreceksiniz.
- Kargaların Ziyafeti ve Ejderhalarla Dansta bölüm başlıkları olarak Kraliçe'nin Eli veya Demir Talip gibi etiketleri kullanmaya başladın, daha önceki ciltlerde ise her zaman Jon veya Ned ya da Arya idi. Bu kimlik sorunlarını keşfetmenin bir yolu mu? Özellikle Arya ve Sansa ve Theon ile tüm kimlikleri değişiyor gibi görünüyor.
Evet, tam olarak amacım bu. Bu kitaplarda birçok kimlik saldırı altında.
- Ortaya çıkan bir diğer tema da – her yerde var ancak ancak Ejderhalarla Dansa son pov’da daha da netleşiyor - taht oyununda oyuncu olduklarını düşünen karakterlerin piyonlardan daha sık olması. Gerçek güç gölgelerdedir. Bu fikri en başından itibaren keşfetmek istediniz mi yoksa hikaye geliştikçe mi ortaya çıktı?
Hangi durumdan bahsettiğinize bağlı. Bu seriye 1991 yılında ilk başladığımda, ne olduğunu gerçekten bilmiyordum. A Game of Thrones'a geldiğimde, ana temaların ne olacağını biliyordum ve bu kesinlikle onlardan biri. Gücün doğası ve gücün kullanımı ve insanların iktidara gelmesi için neler yaptıklarını - ele aldığım en önemli şeylerden bazıları.
Varys’ın 2. kitapta sorduğu kral, rahip, savaşçı bilmecesi buna hitap ediyor. Kim kime itaat ediyor? Asıl güç kimde? Asıl soru bu.
- GRRM, Tyrion karakterini, 1981 yılında Lisa Tuttle ile yazdığı Windhaven isimli kitaptaki bir cümleden ilham aldı; “Bir cüce var, gördüğüm en çirkin adam ama ayrıca en zekisi.”
- GE: Tyrion ve Daenerys, serinin en ünlü iki karakteri...
En popüler iki karakterden biri, ancak bence evrensel olarak en popüler olan ikisi Jon Snow ve Arya. Her karakterin hayranları ve büyük bir iltifat olarak aldığım aleyhte sözler var. Gerçek insanlar hakkında böyle hissederiz; bir kişi onları sever, başka bir kişi onlar tarafından tahrik olur ve başka bir kişi onların sahte olduğunu düşünür. Kurgusal bir karakter yaratıyorsanız ve herkes karakteri seviyorsa veya karakterden nefret ediyorsa, muhtemelen bir karton parçası yaratmış olursunuz.
- GRRM, Kargaların Ziyafeti’nde Brienne’nin asılırken yaptığı seçimin “kılıç” olduğunu doğruladı ve bunu küçük Payne’i kurtarmak için yaptığını da... Yani Podric Payne, hala hayatta.
- Karakterleriniz arasında bir seyahat arkadaşı seçmeniz gerekse kimi seçerdiniz?
Hedefe ve ne yapmak istediğime göre değişir. Eğer sadece gezi, manzara, farklı yerleri görmekle ilgiliyse Tyrion’u yanıma alırdım; asit yorumları (iğneliyici demek istiyor sanırım, söyleşi ispanyolcaydı, ben de otomatik sayfa çevirici kullandım) belli zamanlarda çok iyi olurdu. Daha romantik bir kaçış olacaksa da Daenerys’i alırdım çünkü eğlenceli olmasının yanı sıra çok güzel bir kadın.
- Kim daha seksi? Hayalinizdeki Daenerys mi yoksa Emillia mı?
Gerçek şu ki Emillia çok seksi ama farklılar. Benim için seçmesi zor çünkü ikisini de çok seksi görüyorum. Emillia düşündüğüm karakterin daha yaşlı bir hali. Kitaptaki Dany, cinsellik dünyasına girmiş bir genç kız ile küçük bir kız olma arasında değişiyor. Bazen bir kraliçecilik oynayan bir kız gibi davranırken, bazen de her açıdan tamamen işlevsel bir yetişkin gibi davranır. 23 yaşındaki Emillia 17 yaşında olması gereken (aslında 16) bir karakteri canlandırıyor.
- Westeros’ta ailelerin çok fazla çocuğu var, onları rahatça öldürebilmek için mi? Karakterleri öldürmeyi seviyor musunuz?
Bunu sevmiyorum ama bazen bunu komplo ihtiyaçlarıyla yapmak zorunda kalıyorum. Buna ek olarak ilham aldığım dönem Orta Çağ; o dönemlerde ailelerin şimdikilerden daha fazla çocukları olurdu çünkü kadınlar da çocuklar da sık sık doğumda ölürdü hatta çocuklarınızın ileride fazla yaşamayabileceğinizi bilirisiniz; kimisi erken yaşta kimisi biraz daha ileri yaşta ölürdü. Bu yüzden o dönemlerde çok çocuk olurdu. Ben de, her ne kadar bu bir fantezi de olsa, işime bunu yansıtmaya çalışıyorum, o dönemin şartlarına sadık kalmaya çabalıyorum.
- Yedinci kitabın ismi Kurtların Zamanıydı, bunu neden değiştidiniz?
Bu geçici bir başlıktı; bir isim seçmem istendi ve benim de aklıma ilk Kurtların Çağı ya da Kurtların Zamanı geldi ama hiçbir zaman sevmedim. Bir Bahar Rüyası daha iyi bir başlık.
- Ormanın Çocukları ile Ötekiler arasında göründüğünden daha yakın bir ilişki var mı?
Olabilir, olabilir. Hikaye devam ettikçe gelişecek bir konu, bu yüzden şu an bir şey söylemem (kendi de bilmiyor :D ).
- Jon Arryn’nın ölümünün LF ve Lysa eliyle olduğunu öğrendik, peki Sör Hugh’un ölüm emrini kim verdi? Cersei mi? LF mi?
İkisi de olabilir, kararınıza göre... Ancak bu, sadece bir Gregor olayı olabilir de. O cani ve acımasız biri, birini öldürmek için gerçek bir nedene ihtiyacı yok.
- Doran ve Mellario’un tartışma sebebi çocuklarını uzaklaştırma meselesi yüzünden ise Mellario neden Dorne’u terk etti? (Herkesin merak ettiği bir soru.)
İyi bir evlilik değildi. Yeni ve egzotik bir şeyin cazibesi nedeniyle evlendiler. Bazen cazibe en az beklediğiniz zaman olur. Uzak bir ülkenin prensi idi ve o da hayat dolu, çok çekici, çok farklı bir kültürden gelen bir kadın gibi görünüyordu. Dorne'a geldiğinde, Norvos'tan farklı olan, özellikle de çocukların başkalarına himaye edilmesiyle ilgili geleneklerin olduğunu görür. Bu ne siyasi bir evlilik, ne de büyülü bir evlilikti, sadece insan doğasının bir örneğiydi. Bazen ilişkiler iyi bir temel üzerinde başlar: tanışırsınız, büyük bir cinsel cazibe vardır, bir ilişki kurarsınız, evlenirsiniz ... ve sonra dört veya beş yıl içinde gerçekten ortak bir şeyinizin olmadığını fark edersiniz. Bir hata yaptınız ve yedi krallıktaki gibi boşanmanın yaygın olmadığı bir toplumda kolay çözümü olmayan bir durumdasınız... Bu sadece başarısız olan politik bir evlilik örneği değil, ayrıca aşk evliliklerinin bile başarısız olabileceğinin bir örneğidir.
Bazen Yedi Krallık'taki politik evlilikleri iyi gelir ve aşk için olan evlilikler iyi olmaz. Bazen bir çift birbirini sever ve sonra bir noktada sevmezler. Şehvetten gülüşmeler başka bir şeyden de gelişmeyen evlilikler vardır. İşlerin iyi gideceğine dair bir garanti yoktur ve bunun sonucu, hayal kırıklıklarının gelişmesi ve her insanın kendi yolunda gitmesi için yabancılaşmanızdır. Bu konuda Mellario'dan bir miktar acı var çünkü Dorne Prensi olarak Doran çocuklarıyla birlikte kalabildi ve Mellario, onları terk etmek zorunda kaldı (anladığım kadarıyla Doran, kadının çocukları alıp gitmesine izin vermemiş).
- Kitaplarda, krakenleri derinlerden uyandırabilecek bir boru hakkında hikaye var. Hiç kraken görecek miyiz?
Mümkün soruya şaşırmış görünür
- Ölü ulukurt ve yavrular hakkında... Bunlar eski ilahlardan bir hediye mi yoksa Bloodraven’dan mı? Bazıları ölü kurdun boğazına takılan geyik boynuzunu bir fs olarak görüp Stark-Baratheon çatışmasına işaret kabul ediyor.
Dostum, bu okuyucuların anlaması gereken bir şey. Eğer orada dikkatlice ince bir şekilde çalıştığım bir sembolse, bunun nedeni insanları düşündürmek için fikir verici olmaya çalışıyorum. Eğer görürseniz ve merak etmeye başlarsanız, bu bilerek yapılmıştır. Ama "Bu bir sembol! Bu bir sembol!" diye bağırmayacağım. Her okuyucu kendi okumalı ve sembollerin ne olduğuna ve ne anlama geldiğine kendileri karar vermelidir. Bu, karmaşık bir sanat eserinde yaptığınız işin bir parçasıdır, kasıtlı olarak yapılandırılmış ve nispeten belirsiz olan bir şey, böylece her okuyucu kendi sonuçlarını çıkarabilir.
- Jaqen, Kızıl Tanrı'ya ve başka yerlerde ateş tanrısına atıfta bulunur. R'hllor'dan mı bahsediyor? Arya'nın Yüzsüz Adamlar tarafından eğitildiğini gördüğümüzde, R'hllor onlar için özellikle önemli görünmüyor.
George bir an düşünür Eh, Jaqen’ın onu ne zaman andığına dikkat et; yakın zamanda neredeyse yanıyordu.
- İsyan sırasında neden Davos, Stannis’e yardım etti?
George güler Çünkü soğanı vardı! Ve kendi kendine şöyle düşündü: "Bunları en iyi fiyata nereden satabilirim? Onları King's Landing'e götürürsem bana soğan bedelini ödeyecekler ama onları açlık çeken insanlara götürürsem kesinlikle daha iyi ödeyecekler. "
- Varys ve Illyrio, Prens Doran ve Sör Willem Darry'nin yapmış olduğu nişan sözleşmesinin farkında mıydı? Ve neden Darry veya birisi Viserys'e ölümünden önce bu anlaşmayı söylemedi?
İlk soruya: hayır. İkincisi ise, Viserys karar verildiğinde olgunlaşmamış bir çocuktu ve bu bilgiye hazır değildi.
- Arthur Dayne, asil ve cesur bir şövalye olarak tanıtıldı. Jaime bile dehşete düşerken o nasıl Aerys’in acımasızlıklarını destekleyebildi?
Okumaya devam edin.
- İlk Daenerys, Daemon Blackfyre ve Dorne prensi arasındaki ilişkide neler olduğunu anlatır mısınız?
Daemon ve Daenerys'in aşık olmasına rağmen, kardeşi kral Daeron, sevgi meselelerinden daha çok devlet meseleleriyle ilgiliydi. Dorne ile uzun yıllar mücadele etmiş ve Yedi Krallığa taciz etmelerini engelleyemedikleri gibi onları Yedi Krallığa katamamıştı. Şiddetin başarısız olduğu yerde, belki de evliliğin düşmanlığa son verebileceğini fark etti ve böylece kız kardeşini Dorne prensi ile ittifak kurmak için kullandı. Bu politik bir evlilik, saf ve basit, Dorne ve Yedi Krallık arasında birliği garanti etmek için uygun bir evlilik. Ayrıca, kız kardeşini ki kendisiyle birkaç çatışması olmuş ve bir çok insanın tahtın gerçek sahibi olarak gördüğü piç erkek kardeşi yerine, Dorne prensine vermeyi tercih etti. Bu da Daemon’u ilk Blackfyre Taliplisi olmasına iten bardağı taşıran son damlaydı.
- Ejderhalarla Dansta, Brandon Stark’ın da Robert gibi kadınlara olan ilgisi hakkında daha fazla şey öğreniyoruz. Brandon'ın da piçleri var mıydı?
Brandon'ın çocuk sahibi olmadan önce öldüğünü söylemek abartı olurdu. Kitaplarda bakire olmadığı tespit edilmiştir. Ziyaret ettiği çeşitli yerlerde küçük snowlar bırakmış olabilir ama kesinlikle açık olan, meşru çocukları olmadığıdır.
- Meereen Düğümünün nasıl vuku bulduğunu artık biliyoruz. Asıl sorun neydi? Örneğin, Dany'nin çeşitli karakterlerle tanışma sırası mıydı, yoksa ejderhaları kim, ne zaman ve nasıl almaya çalışacağı mıydı?
Şimdi bir şeyler açıklayabilirim. Pek çok, birçok faktörün bir birleşimiydi: Xaro'dan Dany gemilerini vermek için teklifle başlayalım, reddedilmesi daha sonra Qarth'ın savaş ilanına yol açacaktır. Sonra şehri sakinleştirmek için Daenerys'in evliliği var. Sonra Yunkai ordusunun Meereen kapılarına gelişi var, çeşitli insanların yoluna çıkma sırası var (Tyrion, Quentyn, Victarion, Aegon, Marwyn, vb.) Ve sonra Daario var, bu tehlikeli kiralık kılıç ve Dany'nin onu gerçekten isteyip istemediğine dair bir soru var; salgın var, Drogon'un Meereen'e dönüşü var ...
Bütün bunlar havaya fırlattığım toplardı ve hepsi bağlantılı ve kronolojik olarak iç içe geçmişti. Drogon'un şehre dönüşü, farklı zamanlarda olduğunu keşfettiğim bir şeydi. Örneğin, Quentyn'in Meereen'e gelişinin üç farklı versiyonunu yazdım: biri Dany'nin evliliğinden çok önce geldi, biri daha sonra geldi ve diğeri evlilikten sadece bir gün önce geldi romanda olan da bu Ve bu farklı varış noktalarının diğer karakterlerin hikayelerini nasıl etkilediğini karşılaştırmak ve görmek için üç versiyonu da yazmak zorunda kaldım. Henüz gelmemiş bir karakterin hikayesi de dahil (Sonra da GRRM neden kitapları bitiremiyor, diyoruz :P ).
- Melisandre neden Stannis'i aradı? Onu alevlerinde gördü ve kendi başına aramaya mı karar verdi yoksa kırmızı rahipler adına bir göreve mi başladı? Rahipler tarafından gönderilen Moqorro ile karşılaştırdığınızda, sanki ikincisi gibi görünmüyor.
Haklısın, Melisandre kendi karar verdi, onun kendi gündemi var.
- Ejderha Kayası temelde volkanik bir ada ve bu nedenle, mağaralarına ne kadar derine girerseniz, o kadar sıcak olur ... ama derinliklerinde bu ısıya neden olan eski Valyri büyüsü olabilir mi?
Ejderha Kayası kalesinin nasıl inşa edildiğine ve bazı yapılarında taşın bir şekilde sihirle nasıl şekillendiğine bakarsanız ... evet, hala Valyria büyüsünün mevcut olduğunu söylemek mümkündür( Targların buradaki büyü yüzünden hastalanmadığı, ayrıldıkları için hastalanmaya başladıkları kuramım daha bir güçlendi :) ).
- Neredeyse her zaman birbirleriyle müttefik olmak isteyen aileler arasında evlilikler görüyoruz. Bu bağlam göz önüne alındığında, Tywin Lannister'in evliliğinin ilk kuzenle olması tuhaf görünüyordu ve hatta Tywin'in ne kadar pragmatik ve hırslı olduğunu düşündüğünüzde daha da tuhaf görünüyordu. Yoksa gerçekten bir aşk evliliği miydi?
Aşk olabilir ama ailenin kanını güçlendirmek için başka bir açık sebep var. Targaryenlar bu politikanın en uç örneğidir: sadece kanın saflığını korumak için aile içinde evlenirler ve böylece taht veya ailenin yönetimi için birkaç aday bulundurma probleminden kaçınırsınız. Beş erkek kardeşiniz varsa ve her birinin birkaç çocuğu varsa iki veya üç nesilden sonra kendinizi otuz potansiyel mirasçı ile bulabilirsiniz: Lannister veya Frey adında otuz kişi olabilir ve bu da çatışma üretir çünkü hepsi taht için kalıtsal kavgalara katılacaklar. Güller Savaşı'nın kaynağı budur; Taht için fazla aday, hepsi Edward III'ün torunları. Beş oğlunuz varsa ve bu tür bir problemden kaçınmak istiyorsanız, belki de en büyük oğlunun ilk doğan kızını üçüncü oğlunun çocuğuyla evlenmek o kadar da kötü bir fikir değildir; kavgalardan kaçınırsınız ve kan birleşik kalır, belki de Tywin'in evliliğinin amacı buydu. Belki Lord Tytos'un fikriydi hatta Tywin'in büyükbabasının fikri bile, evlilik ittifakının tam olarak hangi saatte yapıldığına göre...ancak notlarımı kontrol etmem gerekir çünkü hatırlayamıyorum.
- Valyria’yı görme şansımız var mı?
Belki ama kesin değil. Asıl soru geçmişteki mi yoksa şimdiki mi? (yukarıda vardı bu soru, evet. Kasıtlı tekrar ekledim çünkü adamın kafasındakini çözmeye çalışıyorum ama daha çözemedim. :D)
- Jaime, Diyar’ın tarihindeki en iyi kılıç ustalarından biri. Ned harika bir kılıç ustası denemez, daha çok yetkin bir kılıç ustası demek daha doğru olur, onun yeteneği başka yerde yatıyor. O daha çok iyi bir komutandır(ağabeyi iyi bir kılıç ustası).
(Bundan sonra yine bir İspanyolca çevirisi var ve yine oto sayfa çevirisi kullandım. Malum bu dili bilmediğim için olduğu kadar; çoğu genelde iyi çeviri görünüyor ama kelimelerde anlamsız kaçan noktalar vs. olabilir. Çok karmaşık, devrik olan; çeviriden emin olmadıklarımı çıkartıyorum yazıdan çünkü tamamen yanlış bir bilgi de verilmiş olunabilir, emin olamam.)
- İlk kitaplardan herhangi bir şey değiştirmek ister misiniz?
Ahm ... Bekle ... Neyi değiştirmek isterdim? Tyrion Lannister'ın ilk tanıtıldığı sahneyi değiştirmek isteyebilirim;Tyrion'un bir kapının tepesinden atladığı sahne; bu mümkün değil. O zamana kadar, böyle durumu olan insanlar hakkında çok az referansım vardı ve daha sonra fiziksel zorlukları hakkında daha geniş detaylar öğrendim. Yani bu değiştireceğim şeylerden biri.
- Dördüncü kitaptan, 'Peygamber' veya 'Kraken'in Kızı' gibi takma adlarla bazı bölümleri açığa çıkardınız. Bunu neden yapıyorsun?
Eh ... [Gizemli bir gülümsemeyle uzun zamandır düşünüyor] Bence en iyi bilim kurgu ve fantezi yazarlarından Gene Wolfe'yi tanıyor musunuz bilmiyorum.Eserleri bulmaca ve gizemlerle dolu ve söylediklerine çok dikkat etmeniz gerekiyor.Bir gün ona sorduğumu hatırlıyorum: “Bunu neden kullanıyorsun? Bunun ötesinde daha derin bir neden var mı? ”Ve başlangıçta hiçbir şey söylemedi. Sadece ironik bir şekilde gülümsedi ve bana dedi ki: “Bunun ne anlama geldiğini düşünüyorsun?” Ve ona teorilerimi söyledim.Sonra şöyle cevap verdi: “İlginç…” [Gülüyor].Benden kurtulmak istediğin tek şey bu, ama bunun bir kaza olmadığını söylemeliyim [Gülüyor].
- 2012 yılında 400 sayfasını yazmış kitabın ama ancak 200 tanesi tam manası ile bitmiş (son gözden geçirmelerle yani). Bu durumda şimdi sona gelmiştir inşallah. :)
- Kitabın sonunda herkesi memnun etmeyeceğini biliyorsun, değil mi?
Tabii ki bazı hayranlarımı hayal kırıklığına uğratacağım çünkü nihayet tahta çıkacaklar hakkında teoriler yapıyorlar: kim yaşayacak, kim ölecek… ve hatta romantik eşleşmeleri hayal ediyorlar ama bu fenomeni Rick Nelson'ın sözlerini tekrarlayarak yaşadım: “Kimseyi memnun edemezsin, bu yüzden kendini memnun etmelisin”. Bu yüzden son iki kitabı yapabildiğim kadar iyi yazacağım ve okurlarımın büyük çoğunluğunun bundan memnun olacağını düşünüyorum. Herkesi memnun etmeye çalışmak korkunç bir hatadır; Ben okuyucularınızı kızdırmanız gerektiğini söylemiyorum ama sanat bir demokrasi değildir ve asla bir demokrasi olmamalıdır. Bu benim hikayem ve rahatsız olan insanlar dışarı çıkmalı ve kendi hikayelerini yazmalı; okumak istedikleri hikayeleri.
- Hayran forumlarından uzak durmaya çalıştığını çünkü insanların olanları tahmin ettiğinde hikayeyi değiştirme güdüsü devreye giriyor ama onca ipucunu verdikten sonra bunu yapmanın doğru olmayacağını ve bunun hikayeyi de mahvedeceğini bildiğinden bakmamak en iyi seçenek. “Kitabı o kadar ipucuyla doldurduktan sonra değiştirmek beni yalancı yapar, ben yalancı değilim” diyor(Ama karısı giriyormuş forumlara :P ).
- Sen kötü bir yazarsın çünkü birçok ana karakteri öldürüyorsun. Bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?
Şey… Okuyucularımın okuduklarına duygusal olarak katılmalarını istiyorum. Uzaktan okumayı sevmiyorum ve onların gerçekten dahil olmalarını istiyorum ve eğer korkunç şeyler olacaksa; Korkmalarını istiyorum. Bunu yapmanın ötesinde herkesin ölebileceğini belirtmek istiyorum. Benimki, kahramanın güvende olduğunu bildiğiniz, diğerleri gibi tahmin edilebilir bir kitap değil. Kahramanın ne kadar sorun yaşarsa yaşasın, karşılaştığı ihtimaller; o gelecek, çünkü o ... o John Carter, o kahraman. Gerçek hayatta böyle değil ve kitaplarımda gerçekçi olmak istiyorum, bu yüzden kimse kitaplarda güvende değil. Bir yazar olarak amacım her zaman güçlü bir kurgu hikayesi yaratmaktı. Okuyucularımın kitaplarımı ve rahat bir koltukta otururken geçirdikleri harika zamanı hatırlamalarını istiyorum.
- Ama Buz ve Ateşin Şarkısı'nın kahramanı kim ?
Bilmiyorum. Herkes kendi hikayesinin kahramanı ... ve bir düzineden fazla bakış açısı karakterim var ve hepsi kahraman …
- Kitaplarınızın bir başka ilginç yanı da bize Kızıl Tanrının alevleri, Yüce Yürek Hayaleti'nin sözleri veya Ölümsüz Evi'nin vizyonları aracılığıyla birçok ipucu vermenizdir…
-Güler- Onlar spoiler mı? Onların ne demek istediğini anlamak için çok dikkatli bir şekilde bakmanız gerekir. Hepsi de göründüğü gibi değil. Kehanetler beklemediğin şekillerde gerçeğe dönüşürler.”
- Elbette bize yardım etmek için verdiğiniz tüm kehanetlere rağmen hikaye çok öngörülemez …
Kehanetler, kabzasız kılıca benzer, çok dikkatli tutmak gerekir.” diyor ve kehanet işinin kitaba ilginçlik katacağına ama çok belirgin bir mana ile yahut çok kolay anlaşılır şekilde bunu yapmak istemeyeceğinden bahsediyor. Kehanet için Güller Savaşında yaşamış bir lordu örnek veriyor. Beyaz Kule’nin altında öleceğine dair bir kehanet duymuş ve ondan sonra o kuleye bir daha yaklaşmamış; savaşta öldürülüyor ve öldüğü yer de o kulenin resminin olduğu yerdir. “Kehanetler beklemediğin şekillerde gerçeğe dönüşürler.” diye bitiriyor. “Kehanetler beklenmedik şekillerde gerçekleşir. Onlardan ne kadar kaçınmaya çalışırsanız, onları o kadar çok gerçeğe dönüştürürsünüz ve ben bununla biraz eğlenirim.”
- Yani her zaman beklentilerimizi hayal kırıklığına uğratmak istiyorsun, değil mi?
Evet, her zaman niyetim buydu: okuyucunun beklentileri ile oynamak. Bir yazar olmadan önce çok iddialı bir okuyucuydum ve hala öyleyim ve çok öngörülebilir grafikleri olan çok sayıda kitap okudum. Bir okuyucu olarak aradığım şey beni memnun eden ve şaşırtan bir kitap. Ne olacağını bilmek istemiyorum. Benim için hikaye anlatımının özü bu ve bu nedenle okuyucularımın artan ateşle sayfaları çevirmelerini istiyorum: sonra ne olacağını bilmek. Çoğunlukla fantezi türünde, kahramana sahip olduğunuz ve o seçilmiş olan birçok beklentisi var ve her zaman onun kaderi tarafından korunuyor. Kitaplarım için istemedim.
- Serinin ismi neden Buz ve Ateşin Şarkısı? Sur ve ejderhalar ve ötesi için mi?
Bu bariz bir şey ama evet, bundan fazlası var. İnsanlar Robert F.’in şiirinden etkilendiğimi söylüyor, doğru. Ateş aşk, tutku, cinsel şevk ve diğer şeylerdir. Buz ihanet, intikam ve buz… biliyorsun, insaniyetsiz bir soğukluk ve kitaptaki diğer şeyler.
- Bana biraz kadın karakterleri hakkında konuş, çünkü onlar çok çeşitli ... Lady Catelyn, Kraliçe Cersei, Asha Greyjoy, Melisandre, Tarth Brienne ...
Şey ... Farklı olmalılar çünkü farklı yaşam deneyimleri olan farklı kadınlar. Tüm kadınların aynı olduğuna inanmıyorum, erkeklerin hepsi aynı değil. Bence “tüm kadınlar… boş olanı dolduruyor” gibi yaptığınız herhangi bir ifade yanlıştır. Bu tür genellemeler sizi her zaman sıkıntıya sokar, bu yüzden kadın karakterlerimi Westeros'un Yedi Krallığı gibi cinsiyetçi ve ataerkil bir toplumda bile büyük çeşitlilikte sunmak istedim. Kadınlar farklı roller ve farklı kişilikler bulabilirler, bu yüzden farklı yeteneklere sahip kadınlar bir toplumda kim olduklarına göre çalışmak için yollar bulabilirler.
- GRRM savaş karşıtı biri ama “mutlak pasifist” biri kesinlikle değil.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.07.25 10:45 Asusnur GRRM - 1999 Söyleşileri - 3

Bu çeviri @griljedi tarafından yapılmıştır
26 Mayıs 2020
Bu son söyleşi ile beraber, GRRM’in 1999 yılı söyleşileri tamamlandı. 2000 ve 2001 söyleşileri hazırlanıyor. Keyifle okuyun.
Starklara ilham veren şey neydi? Taht Oyunlarındaki Stark hanesi fevkalede idi.
Cevap vermesi zor bir soru. Sanırım bir aile hakkında kitap istedim. Bir sürü roman yazdım ama çoğunlukla kahramanlarımın hep yalnız kişiler olduğunu fark ettim. Onlar hiçbir şeye ya da kimseye bağlı olmayan genç ya da yaşlı insanlardı. Bu yüzden bir aile birimiyle bir kez uğraşmanın ilginç olacağını düşündüm. Ayrıca Kralların Savaşı’nda çok fazla tarihten ilham var ve bunu yaparken çok fazla tarihi roman ve tarih okudum; orta çağ’ın aile birimlerinden etkilendim. Güç, o zaman ailevi bir şeydi. Bu dinamil benim için ilginç görünüyordu ve keşfetmeye de değer.
Serideki bir çok karakteri ve alt grafiği düz tutmayı ve hepsinin hareket kabileyetini sürdürmeyi zor buluyor musunuz?
Evet, bazen zor olabiliyor ama hepsini kafamda düz tutabiliyorum. Bu karakterlerin her biri benim için çok farklı ve farklı seslere sahipler ama şüphe yok ki tüm olayların ve zaman çizgisindeki olay bütünlüğünün birbirinin içine girmesi beni deli ediyor. En uygun uyumu sağlamak için olayları en 90 kere tekrar karıştırıyorum. Umarım sonunda hepsini anlamlı hale getiriyorum.
Çok sevdiğiniz bir karakter var mı?
Kabul etmeliyim ki Tyrion’dan hoşlanıyorum ama elbette o bir kötü adam ama hey, iyi bir kötü adamdan daha iyi bir şey yok.
Büyü, 2. kitapta ilkinden daha fazla rol sahibi. Bu konuda ileride daha fazlasını görecek miyiz?
Bu fantezi romanı, bu yüzden içine biraz büyü katmam gerektiğini düşündüm ama bunu çok dikkatli ele almak istedim. Tolkien’in iyi etki sahibi olduğu noktalardan biri de budur. Orta Dünya’nın sihirli bir dünya olduğunu hissedersiniz ve öyledir de; gizem, merak ve sihir ile dolduur ama baktığınızda çok fazla sihirli sahne de yoktur. Gandalf bir büyücü ama aslında büyülü neler yapıyor? Tolkien daha çok “gizem” kullanmıştır. Sauron asla sahneye çıkmaz, büyük ve kötücül sihirli güçleri olduğunu biliriz ama bunları görmeyiz, ne olduğunu bilmeyiz. Sihrin bütünüyle ele alınması incelikli bir halindedir. Onun orada yaptığını anladığımda bana harika bir seçim yapmış gibi geldi. Sıradan bir yerde bir kasap dükkanına ya da dişçiye gider gibi caddenin köşesindeki büyücünün dükkanına herkes ile beraber gidebiliyorsanız, şaşırtıcılığını kaybeder (Yani sıradanlaşıyor). İlk başta sihrin çok incelikli olacağı ve sonra kitaptan kitaba çıkacağı bir seriyi kasten tasarladım ama her zaman alışılmadık ve şaşırtıcı tutacağım.
Şimdiye kadar seri çok ilgi çekiciydi ama aynı zamanda çok karanlıktı ve bazı ana/büyük karakterler için işler daha da kötüleşecek gibi görünüyor. Çok karanlık olduğundan endişe ediyor musunuz?
Bu konuda biraz endişeliyim, çoğunlukla okuyucuların söylediğini duyduğumda. Ancak öte yandan, eğer sadece düşük bir fantezi istiyorlarsa, onlara bunu verebilecek çok sayıda insan var. Bu tür şeyler yazmakla ilgilenmiyorum. Ayrıca, yapmak istediğim bir şey olan şüpheyi arttırdığını düşünüyorum. Okuyucuya herhangi bir karakterin her an ölebileceği hissini vermek istedim. Bu, eğer (karakterler) tehlikeye girerlerse, umarım okuyucu da orada bir takım tehlikeyi deneyimler. (Sadist herif 🙂 )
Kitaplarda ölen insanlar… seri sonunda hayatta kalan olacak mı? 🙂
Kimse son kitapta hayatta kalmayacak, aslında hepsi 5. kitapta ölecek ve 6. kitap binlerce sayfa boyunca mezarların üzerinde yağan kar tasviri ile geçecek. (kitaplar o zamanlar 6 idi.)
Kralların Çarpışmasının ne kadarı karakter yaratma idi? Doldurmanı gereken büyük bir oyuncu kadrosu var.
Karakter yaratma her zaman bunun büyük bir parçası. Bu kadar büyük bir seri ile gerçekten zor kısmı; her karakteri diğerlerinden unutulmaz ve farklı hale getirmenin yolları ile geliyor. Her POV karakterinin kendi sesine sahip, aynı zamanda kendi destekleyici karakterlere ihtiyacı var. Zor olabilir. Neyse ki karakterlerimi gerçek insanlardan daha iyi hatırlıyorum.
Hem iyi hem kötü karakterleri yazmak bakış açınızı etkiliyor mu? Aralarındaki çizgi bulanıklaşıyor mu?
Bu çizgileri bulanıklaştırmak istiyorum. Siyahların ve beyazların değil gri tonlarına boyamayı seviyorum. Birisi bir zamanlar kötü adamın karşı tarafın kahramanı olduğunu söyledi. Bunu yansıtmak istedim. Pek çok fantezinin karton kesimi olan kötü adamları var. Lord Blackness ya da King Evil ya da Monstrous One ya da daha fazlası. Feh.
Sempatik karakterleri sunma konusunda iyi bir iş çıkarıyorsunuz.
Böyle düşünmene sevindim. Bir POV yazmaya başladığımda sizi o kişinin kafasının içine koymaya çalışıyorum, böylece onunla empati kurabilirsiniz, en azından bölümü okurken.
Onları yazarken hepsiyle eşit olarak empati kuruyor musunuz?
Onları yazarken? Elbette. Sonra POV’ları değiştiriyorum ve tarafları değiştiriyorum. Tabii ki en sevdiğim karakterlerim de var. Tyrion, Arya, Jon. . . ama hepsini seviyorum. Öldürdüklerim bile.
Tyrion hakkında konuşalım. İkinci kitapta gerçekten çiçek açıyor.
Diğer herkesten fazla bölümünün olmasına yardımcı oluyor. GoT’a başladığımda her karakter için aynı sayılarda bölümler istemiştim ama sonra gördüm ki bu pek mümkün değil. Bazıları diğerlerinden daha fazla bölüme sahip olmak zorundaydı. Ned ilk kitapta baskın karakter, ikinci kitapta Tyrion daha baskın. Tyrion ayrıca yazmasını en kolay bulduğum karakter. En zor karakterler Jon ve Dany, hikayeleri ana hikayelerden ayrı ilerlemesi ve bölümlerinin kısmen “sihirli” olmasından kaynaklı. Söylediğim gibi büyünün çok dikkatli bir şekilde ele alınması gerekiyor ( Daha sonraki açıklamalarda en zorlandığı karakterin çocuk ve büyü etkisi yüzünden Bran olduğunu ifade etmişti… Bu açıklamayı 2. kitap bittiğinde yaptı. Yani anladığım kadarıyla “büyülü” kısımları yazmak, onu biraz zora sokuyor ve kitabı yazarken hangi karaktelerde bu etki ağırlıkta ise onları yazarken zorlanıyor ).
Bu kitaplar ince bir çizgide yürüyor - tarih meraklıları için çok büyülü olabilirler ve fantezi meraklıları için yeterince büyülü olmayabilirler. Bu seni endişelendirdi mi?
Elbette endişelendirdi. Daha önce kariyerimde taburelerden düşmüştüm. . . en önemlisi korku hayranları için yeterince korkunç olmayan ya da gizem hayranları için yeterince gizemli olan ARMAGEDDON RAG ile. . . ve rock ‘n’ roll hayranları açıkça kitap okumuyor. . . kimse satın almadı.
Seriye dönelim… Bu kitabın diğer fantezilerden farklı bir yönü var. Burada sonuçların ciddi yankıları oluyor, çoğu fantezilerde bu yok.
Neyse ki BUZ VE ATEŞİN ŞARKISI bu problemi yaşamayacak. Tolkien’den sonraki birçok fanteziler elbette korkunçtu. Müthiş yazarlar var, beni yanlış anlamayın. Tad Williams, Robin Hobb, Ursula K. Le Guin, Jack Vance, Guy Gavriel Kay ve diğerleri fantezi alanında harika çalışmalar yaptı ama birçoğu Yüzüklerin Efendisi’nden tüm iyi şeyleri kaynatmış ve kalanları saklamış gibi okuyor.
Efsaneler ve mitler hakkında konuşalım. Bu kitap, olayların mit ve şarkılar haline gelmesiyle ilgili. Bu şekilde mi tasarladın yoksa çalışma şeklin mi böyle?
İşim her zaman romantizm ve gerçeklik arasındaki - efsane ile efsanenin altında yatan gerginlik arasındaki gerilimi keşfetmekti. Bu tema en kısa hikayelerimde bile var.
Başka sorularla beraber Syrio’nun dönüp dönmeyeceği veya Jaqen ile aynı kişi olup olmadığı soruldu ama bu soruyu görmezden gelerek sadece diğerlerini cevapladı.
Arya ve Jon’un birbirlerini ne kadar çok sevdiğini bizi sondajlayarak okuyucuya bir şey mi söylemeye çalışıyorsun? ( 😍 )
“Okuyucuya bir şey söylemek?” Hayır, ben sadece karakterlerin nasıl hissettiğini bildiriyorum. Tabi ki kitaptaki her şey okuyucuya bir şey söylüyor. ( 😍)
Bay Martin, Rhaegar’ın Lyanna’ya tecavüz ettiği izlenimindeydim. Öyle mi, yoksa aşık mıydılar?
Rhaegar ve Lyanna - bu, daha sonraki kitaplaı beklemesi gereken bir bilgi ama bundan emin değilseniz, memnunum. Yapmak istediğim bir şey de gerçeğin belirsizliğini telkin etmekti. Yani, bir düşünün - kendi dünyamızda, Thomas Jefferson ve Sally Hemmings arasında ya da Bill Clinton ve Paula Jones arasında ne olduğunu bile bilmiyoruz. Rhaegar ve Lyanna’nın gerçeği benzer şekilde bilinmesi zor olabilir. . . bir süre için.
Kral Muhafızları eş ve miras hakkından vazgeçiyor ama Jaime nasıl oluyor da Kaya’nın varisi olabiliyor?
Basit, Tywion bunu reddediyor. Eğer bunu kabul ederse Tyrion’un varisliğini kabul etmek zorunda kalacak ve bunu kabul etmekte zorlanıyor.
Bir sahne veya bölüm için POV’u nasıl seçiyorsunuz? İçgüdü? Kaybedecek en çok karaktere sahip olan karakter? En çok kazanacak? En çok acı çekecek?
Bazı durumlarda, tek bir seçenek vardır. Şimdi, karakterler yaygın bir şekilde etrafa dağıldı. Diğer durumlarda, evet, hangi karakterin bana en potansiyel dramayı verdiğini ön görüyorum. Zor olabilir çünkü etrafta çok fazla gizlilik var. Her karakterin diğerlerinden farklı bilgiler vardır. Ancak duygusal etki kesinlikle ön plandadır.
Sizin için yazması en zor karakter kim? En kolayı? Neden?
En kolayı Tyrion. En zoru Jon ve Dany… ve Bran da zor, bilhassa yaşı yüzünden (geldi bizim Bran da konuya. 🙂).
Tyriek Lannister’a ne olduğunu öğrenecek miyiz?
Evet, sonraki kitaplarda.
Çok fazla seks var. Bazıları nedensiz görünüyor, bazıları hikayeye yardımcı oluyor. Hepsi gerekli mi?
Kitaptaki herhangi bir şeyin “gereksiz” olduğuna katılır mıyım bilmiyorum. Yazmaya çalışırken yapmaya çalıştığım şey okuyucularımı oraya anlatmaktan fazlası; sadece anlatmak yerine hikayeye sokmak. Bunu yapmak için, duyusal girdiye ve birçoğuna ihtiyacınız var - manzaralar ve sesler ve ayrıca duygular, kokular ve tatlar. Birkaç kişi boş bir şiddet olduğunu söylemişti, ama bir savaşın nasıl hissettirdiğini başka nasıl anlayabilirim? Diğerleri gereksiz nedensiz bahsetti ama aynı cevap aklımda belirdi ve bu nedenle, aynı zamanda kıyafetlerin, tariflerin ziyafetinin ve armağanların hanedanların nedensiz-gereksiz betimlenmesiyle de suçlandım.
Bay Martin, Westeros neden Diğerleri ve uzun kıştan etkilenen tek yer gibi görünüyor? Dünyanın diğer kısımları umursamıyor gibi görünüyor.
Westeros etkilenen tek yer değil ama en güçlü şekilde etkilenen yer çünkü o kadar kuzeyde uzanan tek kara kütlesi orada. Diğer kıta ise buz gibi bir kutup denizi ile kuzeye bağlı.
Jon’un yeminlerinden azat edilmesi mümkün olabilir mi?
Büyük konsey, Aemon’u üstat yeminlerinden azat edecekti, bu yüzden mümkün olacağını düşünüyorum. Uygun bir otorite ile.
Aegon veya onun torunları neden ejderhaları göz önüne alındığında Dorne’yi fetih etmediler? İki krallığın orduları kavrulmuş, kuzey diz çöküyor, fırtına kralı öldürüldü, eyrie muhtemelen diz çöküyor, harrenhal bir kömür döndü… Dorne’yi bu kadar özel yapan nedir?
Dorne, dağları tarafından korunuyor ve ayrıca dövüş teknikleriyle de. Aegon ile büyük ordularını getirip savaşmadılar ya da kalelerine kapanıp, delik açmadılar. Bir diğer deyişle gerilla tarzı savaştılar.
Kılıçların Fırtınası ve Ejderhaların Dansı arasında beş yıllık bir atlama olmasından bahsedildi. Sanırım amaç Dany’nin ejderhalarının büyümesi? Başka bir sebep var mı?
Ejderhalar ve çocuklar! Bu hikayeye başladığımda 12, 10 ya da 8 yaşındaki çocuklar hakkında binlerce sayfa yazmak istemedim. Arya, Sansa ve Bran’ı biraz daha yaşlandırmam gerekiyor yoksa delireceğim! Ve Rickon’ı da. Üç yaşındaki bir çocuğun POV’unu yazmaya bile çalışmadım ama biraz daha büyüdüğünde o ve Tüylüköpek hikayeye geri dönecek.
Targaryenlar ejderhalarına bağlandıklarında ateşe karşı bir bağışıklık kazanırlar mı?
Bunu sorduğuna sevindim. Onlar bağışık değil, Dany’nin olayı sadece bir kereliğe mahsus mucizevi bir olaydır. Ateşe girip canlı çıktığı için ona “yanmayan” denir ama kardeşi erimiş altına bağışık değildir sanırım.
Ashara’nın menekşe gözlerine vurgu yapılarak Dayne’lerin Targaryen gibi Valyria ile bağı olup olmadığı sorusu soruldu, nasıl bu renklere sahipler vs…
Bir çok İsveçlinin mavi gözleri vardır ama her mavi gözlü İsveçli değildir, aynı mantık Westeros için de geçerli (Yani Valyriakökenli değil ya da Targaryen kan bağı ile ilgili bir şey değil). Ailenin köklerini görmek için isimler yardımcı olabilir. İlk İnsanlar genelde kısa ve basit isimlere sahiptir; Stark, Reed, Flint gibi. Valyria genelde “ae” kullanımı yaygındır. Andallar… pekala, ne Stark ne Targ, mantıklıysa. Lannister, Arryn, Tyrell. Elbette binlerce yıllık melezlenme olduğunu ve kimsenin sad İlk İnsan ya da Andal olmadığını bilmelisiniz. ( @DaenaTargaryenn sana mı demiştim başlık açayım senin için bu konuda? Cevabı burada, bu yüzden açmaya gerek yok sanırım. 😜)
Buz ve Ateşin Şarkısı ne anlama geliyor? Bazıları bunun Ötekilere ve Ejderhalara atıf olduğunu düşünürlerken bazıları karakterlere atıf olduğunu düşünüyor, popüler isim Jon. Herhangi bir yorum?
Bu konuda bir yorumum yok ama birkaç manaya gelen isimlerle tanınıyorum.
Yüzler Adasındaki yeşil adamlar hakkında bir şey görecek miyiz ya da duyacak mıyız? Sorusuna, sonraki kitaplarda diye cevap verdi.
Bitti.
submitted by Asusnur to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.06.11 08:17 yennicheri Salak Kız Nasıl Tavlanır ? Bölüm 1

1999 senesinde açılan ve büyük efsane olan www.salakkiznasiltavlanir.com sitesindeki bilgileri aklımda kaldığınca yazdım. farkettim ki aramızda hala salak kızları nasıl tavlayacağını bilmeyenler var.

ps: 4 bin karakter sınırı yüzünden 3 parça yayınlıyorum.
TAVLAMA TEKNİKLERİ
Bence yolda gördüğünüz bir kızı tavlamanın her hangi bir yolu yoktur. Bakmakla yetinirsiniz. Kız köpek gezdiriyosa o başka ama sokakta ve/ya gittiğimiz bir cafede gördüğümüz her kızı tavlamayı sağlayan bir taktik yoktur. Bilen varsa bana da söylesin. Bir kızı tavlamak için mutlaka bir muhabbet ortamına ihtiyacınız var. Ama ortam yoxa bu kız tavlayamayacağınız anlamına gelmez. Aksine ortamınızı kendiniz de yaratabilirsiniz. Az biraz tanıdığımız kızlarla muhabbet kurmak tabi ki daha kolaydır ama hoşlandığımız kızı tanımıyorsak yada önce bi kızla tanışıp kızı daha sonra tavlamak istiyorsak işimiz biraz daha zorlaşır. Ama sizlere hizmet etmeyi kendisine misyon edinmiş olan bu sitemde bu konuda da sizi yalnız bırakmayacak. Ve tabii diğer sitelerde olduğu gibi şuraya tıkla buraya tıkla diye veya popup açarak rahatsız etmeyeceğim de :))) Neyse burada kendinize olan güveniniz çok ama çok önemli. Tanımadığımız kızları tavlayabilmek için önce tanışmamız gerekmektedir. Öncelikle kesiştiğiniz fakat tanımadığınız bir kızla tanışacağınıza değinelim. Yine her ne olursa olsun kızın bulunduğu ortama gireceksiniz. Size tavsiyem kızın arkadaşlarından biriyle arkadaş olup onun vasıtasıyla kıza zıplamanızdır. Yani bir örnek vermek gerekirse : Mesela kantinde bir kız gördünüz ve çok hoşunuza gitti hemen kızı bi kaç tenefüs boyunca takibe alın ve etrafındaki tiplere çok dikkat edin. Sınıfını/bölümünü falan öğrenin. Sonra yine çıkışta çaktırmadan kızı takip ederek hangi serviste olduğunu öğrenin. Ve daha sonra da kızı tanıyan birilerinden bi kaç bilgi alarak kız hakkında toplayabileceğiniz maximum bilgiyi toplayın. Daha öncede söylediğimiz gibi kızlar asla tek başlarına bir yere gitmezler. O yüzden siz ne kadar cesur olursanız olun kızın yanına gidip konuşamazsınız. Ama kızın başka bir arkadaşı ile tanışmışsanız eleman kızın yanındayken onun yanına gidip "naber napıyon? Beni arkadaşlarınla tanıştırmıycakmısın?" muhabbeti yaparak kızla tanışın. Kızın adını öğrenir öğrenmez " aaa ne kadar güzel bir isim peki bir anlamı var mı?" klasik geyiğini yaparak kızın zeka seviyesini ölçün. "Evet karda açan beyaz çiçeğin tepesinde güneşlenen bok böceği demekmiş" tarzı bir cevap verirse(ki verir) o kızı kesin tavlarsınız. Kızla tanıştınız yakınlaşma bir sonraki konu. Ama bu taktik lisede işe yarar. En önemli kız tavlama mekanı okulunuzun sosyal klüpleridir. Bu klüplerin asıl kuruluş nedeni de zaten kız tavlamaktır.Okulunuzda bulunan klüpleri araştırın ve kız açısından en zengin kaynaklara sahip olan klüplere üye olun. Özellikle Sinema Klübü📷 Tiyatro Klübü📷 ve Çiçek&Böcek&Sevgi&Şiir klüpleri tavlanmayı bekleyen kızlarla dolup taşmaktadır. Bu klüplere üye olarak oradaki ortama girebilir ve girdiğiniz ortamda istemediğiniz kadar çok kızla tanışabilirsiniz. Bunun dışında her yıl yapılan bahar şenliklerinde de bir çok kızla tanışmak ve akabinde tavlamak mümkündür. Biliyorum "hadi leen ne alakası var " diyceksiniz ama en kolay kız tavlayabileceğiniz bir diğer mekan okul kütüphanesidir. Çünkü buraya gelen kızların %90'ının derslerden zaten küçük olan beyinleri sulanmıştır ve bir erkek arkadaşa tahmin ettiğinizden çok daha fazla ihtiyaçları vardır. Cesur olun📷kütüphanede güzel bir kız gördüğünüzde hemen oradaki raflara doğru yönelin. Bi şekilde tanışın. Gerisini halledersiniz. Tüm bunların yanı sıra ben size kendi bölümünüzdeki gruplaşmaya dahil olarak oradan kız tavlamanızı öneririm. Eğer bi gruplaşma söz konusu değilse millete gaz verip sosyal aktivite ayağına milleti kaynaştırın.Mesela tüm öğrencilerin katılımıyla bir piknik düzenlemek yararlı olabilir. Böylece aynı bölümde okuduğunuz bi kaç kızla tanışma ve yakınlaşma imkanı sağlarsınız.
1-KIZ PSİKOLOJİSİ:
Bir kere şunu kesinlikle ama kesinlikle aklınızdan çıkarmayın:Bu kız milleti her daim dokunsan ağlayacak gibi yasar. Yani sürekli bir sorunları vardır📷ya aileleri onları anlamıyordur📷 ya güzel değillerdir📷ya abileri sürekli onları baskı altında tutuyordur yada sırf sorunlu gözükmek için bir sorunu varmış gibi yapıyordur. Peki burada biz ne yapıyoruz?Tabi ki biraz psikologluk oynuyoruz. Biraz sonra Nasıl Karizma Yapılır bölümünde de inceleyeceğimiz üzere siz zaten kıza karizma yapmak için mutlaka psikoloji ve felsefeyle ilgilendiginizi ona söyliyceksiniz. Bu ilk adim. Sonrada gidip kızı teselli eden centilmen dost tribine yatacaksiniz. Ama centilmen olmaniz bu durumda pek işe yaramaz o yüzden kızın karsisinda zihin okuyan bir tip gibi gözükmeniz lazim.
Simdi gelelim kızların beynini okuma yöntemlerine
Bir kere şunu asla ama asla unutmayınünyadaki hiçbir varlık beyin okuyamaz. ama siz kızların beyinsiz olduklarını zaten biliyorsunuz. )))) O yüzden telaş yapmanıza hiç gerek yok. Bu kızların hepsinin düşünme stilleri aynidir
O yüzden vereceğimiz taktikleri uygulayarak kızın gözünde bir anda beyin okuyan dahi bir psikolog konumuna gelebilir ve kızı tavlama olayini rahatlikla asabilirsiniz.
Bu salaklarin daha öncede söyledigimiz gibi mutlaka ama mutlaka bir sorun(!)lari vardir. Simdi tavlamak istediginiz kızın sikkin oldugu bir zamanda yanina gidin ve "Sikkin gözüküyorsun📷hayirdir" diyin. Kız size sikkin olduğunu daha da belli etmek için hemen "yok bisey yaaa!!!" diye cevap verecektir📷neden?çünkü bunlar salaktir.Sorunlu olmayi karizma zanneden bir salaktan daha ne beklenebilirki. Neyse siz kızın bu cevabi karsisinda "iyi o zaman demiycek kadar zeki oldugunuz için hemen "Sanirim senin konuSacak birisine ihtiyacin var" diyin. Kızın yüz Seklinin sikkin ve trip yapacak birine ihtiyaci olduğunu belli etmek için daha bir buruStugunu ve tamamen sessizlige gömüldügünü farkeder farketmez "Bak bana istedigin herSeyi📷 anlatabilirsin hem ben son 4 senedir psikoloji egitimi aliyorum📷yani bir psikologdan eksik bir yanim yok"diyin.Kız böyle bir trip anindayken asla "Say lan okudugun psikoloji kitaplarini" diye bir Şey sölemez.Yani bu planininizin tutmasi için yeterli bir cümledir.Simdi aklinizdan çikarmamaniz gereken diğer konuya gelelim.Kızlar bu tripleri sadece ve sadece dikkat çekmek için yaparlar.Sürekli olarak "Kimse benle ilgilenmiyo📷kimse beni anlamiyo" diye düSünüp etrafindakilerin dikkatini çekmeye çaliSirlar. Amaçlari birinin gelip kendilerinin kaprislerini çekmesini saglamaktan başka bir Şey degildir.
Ama siz gidip kızın yanina onla konuSmaya çaliStiniz diye kızın sizinle konuSacagini saniyorsaniz yaniliyorsunuz. Üzgünüm ama asla böyle bir Şey yapmazlar.iSte bu yüzden sizin olayiniz beyin okumak.Kızların hangi durumlarda hangi tepkileri verdiklerini ögrenebilmek için yillarimizi harcadik ama degdi.Alin size en baba beyin okuma(!) yöntemleri.
Siz kızın yaninda olaganüstü insan tribi çizeceksiniz.O yüzden kız söylemeden Sip diye durumu anlayip sorunu çözün.Bunun için "Dur tahmin edeyim..." cümlesiyle baSlayin ve ikinci kuralimizi uygulayin ve uydurun. Ya tutmazsa gibi bir kayginiz olmasin.Zira uyduracaklariniz yüzdesi yüksek Şeyler olacak. ikinci cümleniz her zaman "Kimse seni anlamiyor📷değil mi?" olsun.Kız kesin onaylayacaktir. Kız onayladiktan sonra her zaman "Neden sorunun ne oldugundan bahsetmiyorsun?" olsun.Kız kesinlikle gerçek sorundan bahsetmeyecektir.çünkü ortada sorun falan yoktur.amaç triptir.Ve kızlar bu tribe girmeden önce "Ulan bir tribe giriyoz ama birisi gelip sorarsa ne diycem?" diye düSünmezler.O yüzden kızın size verecegi en mantikli ve tek cevap "Bilmiyorum📷ya" olacaktir.Dikkat edin kız size bunlari söylerken yüzünüze bakmaktan Siddettle çekinir.Ve sürekli etrafindaki Seylerle ugraSir📷kagit yolar📷sigara üstüne sigara yakar ve tam bu esnada sizin hakkinizda bilinçaltinda bir fikir oluSturur.
"Sanirim herkes senin üzerine geliyor.Kendini bu agir baskinin altinda ezilmiş ve çaresiz hissediyorsun." diye devam edin.işte bu cümle önceden düSünüpte kendine bir sorun bulmamiS olan bu salaklar için çok güzel sanal bir sorundur.Kız sizi derhal onaylar ve "uffffff niye her şeyin sorumlusu ben oluyormuSum sanki?" diye size trip atiyor olduğunu iyiden iyiye belli eder.
Sorunu yaratan siz oldugunuza göre çözecek olanda sizsiniz.Simdi sogukkanliliginizdan hiç taviz vermeyerek "Ailenle aran nasıl" diye sorun."Hiç sorma📷 beni hiç anlamiyolar📷neymiş ben Söyleymişim📷böyleymiSim📷 hep suçlu benim zaten" tribine girmemesi mucize olacaktir. "Bak hepimizin ailemizle sorunlari var📷ama onlari suçlarken onlarin senin yasinda olmadığıni ve senin gibi düşünemeyeceklerini asla aklindan çikarma.Seni anlamalarini beklemen bile çok büyük bir hata." diyerek konuşmanizi sürdürün.Bu sırada kız sürekli sizi onaylayacak ama asla ve asla sizi dinlemeyecektir.Siz konuşurken kızın dikkat ettigi tek Şey sizin ses tonunuz📷 haraketleriniz ve onunla ilgileniyor olusunuzdur.Bu yüzden konusmanin bu kisminda olabildigince uydurun.Kız zaten Su siralarda sizden hoşlanmaya baslamistir.Sizin olayiniz garantilemek.
Kız biraz konustuktan sonra çok feci rahatlayacak ve size gülümsemeye baslayacaktir.Evet iSte baSardiniz.Kızın kafasinda📷hem yakişikli📷hem kültürlü📷hem de beni anliyo📷daha ne istiyim yaaa" izlenimini bırakmayı baSardiniz.Simdi de bu izlenimi daha da güçlendirmek için Su cümleyi kurun"Bak ben her zaman yanindayim📷bir sorunun oldugunda bana gel hem dostlar bugünler içindir📷senin için elimden ne geliyosa yaparim " diyin.
Bravo!Kız artık kendi trip ve kaprislerine katlanacak birini buldu.Artık her gün sirf siz yanina gidip konuşun diye trip yapmaya başlayacak.Sizde bunu bildiginiz için hergün kıza uyduruk poroblemler yaratip çözecek ve kızın aklini başindan alacaksiniz.
Bunlari her kıza uygulayabilirsiniz.Sorun çikmayacaktir emin olun.Bu taktikleri ögrendiginize göre artık kız hakkinda her türlü bilgiyi toplayabilirsiniz.
3_KIZLAR NELERDEN HOSLANIR?
Kızların hoslandigi şeyler standarttir.Bunlarin ne olduklarini mutlaka bilmelisiniz.Peki nedir bunlar?
Müzik dinlemek.📷 Sinema📷 Cafeler 📷Makyaj📷Dedikodu.
Tabiki kızlar bahsettigimiz bu seylerden sanat olanlariyla gerçekte kesinlikle ilgilenmezler.Diğerleriyse onlar için neredeyse hayat biçimidir. Kızların hepsi müzikten hoslandiklarini söyler ama müzikten kasitlari sizinkiyle ayni şey degildir.Kızlar için büyük önemi olan 3 sanatçi(!) vardir. Bunlar: Tarkan📷 Dogus ve Cengiz Kurtoglu'dur. Bunlardan hoslanmayan kız görmedim.Ama klasik olarak hepsi bunlardan nefret ettiklerini söyleyecektir.Sakin inanmayin.Trip atiyorlar. Demek ki yapmamiz gereken seylerden biride kızların hoslandiklari müzik türleri hakkinda az da olsa bilgi sahibi olmaktir.Bu ne isinize yarayacak?Kızı tavlamanin en kolay yolu kızla ileri derecede muhabbet kurmaktir. Bu muhabbetlerin ilk kurulum asamasi ise müzik geyigi ile olur.Bakin bir örnek verelim:2 yil önce okulda bir kızı kesiyodum📷kız aaaalci gibi gözüküyo.Yani en azindan üzerinde IRON MAIDEN t-shirtüyle okula gelmis. Merdivenlere oturmus.Takmis kulagina walkmani📷beni kesiyo.Peki ben ne yapiyorum.Hemen kızın yanina gidiyorum.Tanisiyor degiliz.Olsun📷sorun değil📷tanisiriz.Kizdan walkmanini istiyorum📷sahsen ben de Heavy aaaal dinlerim.Amacim hemen oraçıkta kızla bir aaaal müzik muhabbeti kurup kizla muhabbeti koymak.Ama o da nesi?Bu kız bana walkmanini verdiginde ben dumurdan dumura kosuyorum.çalan kasetengiz Kurtoglu Klasikleri...Kopmamamak için kendimi zor tutuyorum ve hemen aninda taktigi degistirip Cengiz'ci moduna giriyorum.Kız iki günde tav oluyo📷bir süre çikip ayriliyoruz. Bu olaydan çikartilacak çok önemli dersler var: Kızlar hiçbir zaman gözüktükleri gibi degildir Kız tavlamak istiyosak her zaman uydurmaya hazir olmaliliyiz Kızın suyuna gitmezsen asla kızı tavlayamazsin
Kızlar çogunuzun sandigi gibi yaksikliliga değil karizmaya önem verir.Yani çok karizmatik bir erkegin kız tavlama sansi çok yakisikli bir erkekten yüz kat daha fazladir.
Peki nasıl karizma yapilir?
Yillardir yaptigimiz arastirmalar bazı davranis kaliplarinin kızlar üzerinde diğerlerinden çok daha fazla karizmatik bir etki biraktigini göstermistir. Kız milletinin en sevdigi şey karsisinda ki erkegin her zaman kendisiyle ayni şekilde düsünüyor olmasidir.Kızlar entellektüel erkeklere diğerlerinden daha fazla önem verirler.Yani bu salak kizlari tavlamk için en güzel yol daha öncede belirtiğimiz gibi uydurmrktir. Mesela kızların en zayif noktalarindan biri de psikoloji ve felsefedir.Tavlamak istediginiz kızla muhabbet ederken eninde sonunda bu kız size "nelerden hoslanirsin?" diye bir soru soracaktir.Hiç tereddüt etmeden "Kitap okurum📷müzik dinlerim📷sinemaya giderim📷gezerim" diye cevap verin.Göreceksiniz kız o andan itibaren sizinle daha fazla ilgilenmeye baslayacak. Bu kızlar salak olduklari kadar meraklida olduklarindan hemen "ne tarz kitaplar okuyosun?" diye soracaktir.Hemen artık roman okumadiginizi📷uzun süredir psikoloji ve felsefeyle ilgilendiginizi ve sadce bu konuda kitaplar okudugunuzu üstüne basa basa söyleyin. Tabi ki bunlari aslinda hiç okumayacaksiniz.Ama bu salak kızların okuduklari en son kitap genellikle Cin Alidir.Yada en iyi ihtimalle salak ötesi ask romanlari okurlar.peki siz bu durumda ne yapacaksiniz?Tabiki ikinci kuralimizi uygulayacaksiniz.Yani uydurabildiginiz kadar uyduracaksiniz.Kızlar basta da söyledigimiz gibi psikoloji ve felsefe lafini duyar duymaz size çok fazla önem vermeye baslarlar. Ama bu ilgiyi yüze katlayacak bir yöntem daha vardir.Bazı terimler kızlar üzerinde tahmin edebileceginizden daha fazla etki birakir.Bunlarida açikliyorum.Söze söyle baslayin:"Diyalektik materyalizmin tarihsel gelisim sürecinde birçok realistik ve skolastik yaklasimla karsilasilmistir ve bu yaklasimlarin avantgart kültür döngüsü içerisinde birçok pozitivistik akim dogmustur."
Bunlari duyan kızın eve gidince sizi düsünmekten başka hiçbir çaresi yoktur.Aslinda yukaridaki cümle hiçbir anlam içermez ama içinde olabilecegi kadar çok terim vardir.Burdan da sunu anliyoruz ki kızlar terimsel ve anlasilmaz konusan erkekleri karizmatik bulurlar.Uydurabildiginiz kadar uydurun.Kesinlikle anlayamazlar.Bu yöntem onlarca kızın üzerinde denenmis ve hepsinde de olumlu sonuç alinmistir. Ayrica kız bunlari duyunca "evet haklisin📷bende çok severim psikolojiyi📷hep psikoloji okurum gibi bir tavirla karsililik verir.Tabi ki kız uyduruyodur.Bunu yapan kız artık sizin demektir.çünkü kızlar bunu sadece karsisinda ezilmek istemediklei erkeklere yaparlar. Sakin kıza "hangi yazarlari okursun" gibi bir soru sormayin📷kızı kaybedersiniz.Ama yine ikinci kuralimizi uygulayarak kıza hangi yazrlarin hangi kitaplarini okudugunuzdan bahsedin.Mesela ben 30'dan fazla kızı aslinda bir yönetmen olan Arthur Gordon'un 10'dan fazla psikoloji kitabini okuduguma inanadirdim.Diyoruz ya bu kızlar harbiden salak olduklarindan bu saatten sonra söleyeceginiz herseye inanirlar. Hiçbiri de çikip "nasıl olur ya📷Arthur Gordon yönetmen bir kere" demedi.Ama diyelimki sizin tavlamaya çaistiginiz kız bunu söyledi📷o zaman da kural ikiyi aklimizdan çikarmayarak "aaa📷hadi yaaa!Kesin isim benzerligidir.Ben sahsen okudum o kadar kitabini inanmiyorsan yarin sana getireyim bütün kitaplarini" gibi bir tavra girin.Bu kız milleti harbiden salak oldugu için buna inanacaktir.Tabiki ertesi gün kıza lkitap filan götürmiyceksin.Kızın "hani bana kitap getiriyodun?"seklinde bir soru sormasi ihtimali çok çok düsüktür ama sorarsa "ya sorma dün gece sabaha kadar bir kitabi bitirdim aklimda o vardi sadece📷yarin getiririm" diyin.Bu hem kızın size baglanmasini hemde kızın gözündeki karizmanizin feci şekilde artmasini saglar.
Kızla zaten yavastan muhabbete basladiniz📷artık gerisi siz istemesenizde gelir.Kız size "ne tür müzikler dinlersin?" diye sordugunda sakin kesin bir tarz belirtmeyin📷kulaga hosgelen herseyi dinlediginizi ama slow müzikleri tercih ettiginizi belirtin.Kızın gözünde daha da fazla büyüyeceksiniz.
Kızların en çok ilgilendikleri bir diğer konu ise "güzellik"tir.En çirkin kız bile kendini dünya güzeli sanar.Size düsen görev kızın bu egosunu tatmin etmesini saglamaktir.Sürekli kıza ne kadar güzel olduğunu "ima edin".Ama sakin fazla abartmayin.Yagcilik yaptiginizi düsünüp sizden uzaklasirlar.
Kızla daima yakin olabilmek için her daim kızın hoslanacagi konular hakkinda sallama kapasitesine sahip olmaniz gerekir.Kızın yaninda konusacak birsey bulamazsaniz kız sikilir ve tavlamak gitgide daha zor hale gelir.Bu durumda basvurulabilecek en iyi kaynak "Bizim bir arkadas var..."diye baslayan atmasyonlardir.Bu konu basligindan istediginiz kadar sallayabilirsiniz.Evet📷kız "hadi bee📷olamz öyle şey📷git belge getir!" demez ama fazla abartirsaniz içten içe sizin iflah olmaz bir palavraci olugunuzu düsünür ve size çok feci şekilde kil olur.Yüzünüze bakip size gülümsemesi bu salak kızın size kil kapmadigini göstermez. Burada dikkat edilecek tek nokta kızın anlamadigi konularda atip tutmaktir.Ama tutup kıza arkadasinizin arabasinin motor yagini degistirirken sanzimanda olusan bir sorunu gidermeye çalisirken basina gelen komik bir olayi anlatan bir senaryo uydurursaniz kız sizden tiksinir.Ama mesela arkadasinizin basindan geçtigini uydurdugunuz komik bir olaydan bahsedebilirsiniz ama tabi ki bunu bir erkek arkadasiniza anlatir gibi ayilik yaparak anlatirsaniz kızın gözünde tamamen bitersiniz.Kıza bir şeyler anlatirken kesinlikle küfür etmeyin📷biliyorum bu sizin için çok zor ama sabredin biraz.Bu konuya ileride tekrar deginecegiz ama sizin yinede aklinizida bulunsun: karsinizdaki ne kadar samimi olursaniz olun neticede bir kız ve bu kızla kesinlikle normal erkek arkadasalarinizla konustugunuz gibi konusamazsiniz.
Bunlarin yani sira ne yapip edip bir gitar alin yada bulun.çok da pahali olamayan bu alet kizn kalbini fethetmek için birebirdir.Her kız bu tuzaga düser.Salak olduklarini illa belli ederler yani.)Gitari aldiktan sonra su 4 sarkiyi yarim yamalakta olsa çalin:
1)Haluk levent=Ankara📷2)Haluk Levent=Akdeniz Aksamlari📷3)Baris Manço=Gülpembe ve son olarak ta Eagles=Hotel California.Bu dört sarkida inanilmaz derecede basittir ve bu da yetmiyormus gibi kız sizi bunlari çalarken gördügünde size kelimenin tam manasiyla çarpilir. Kız derhal sizden bir sarki çalmanizi isteyecektir.Ama siz bu dört sarkidan başka sarki bilmiyorsunuz ki!Bu durumda da her zaman yaptığınız gibi sallama yolunuz sonuna kaddar açik.Kız böle bir şey derse📷hemen"ben aslinda elektro gitar çaliyorum ve bilmem böle sarkilari" diyin.Kızın karsisinda rezil olmak söyle dursun📷kızın gözünde karizmaniz iki kat artar.
Bu salak kızların zayif noktalarindan bir diğeri ise "kiskançlik"tir.Bunlar en yakin arkadaslarini bile kiskanirlar.Bu egolariyla oynayip kızı elde etmenin duruma göre degisen 2 yolu vardir.
Birincisi kıza yavsamak ve kızın gözüne girmek için kiskandigini bildiginiz kisiler hakkinda atip tutmak ve kıza "onunla ayni fikirleri paylastiginizi kıza belirtmektir.Konuyu bir örnekle açiklayalim:siz Ayseyi tavlamak için ugrasiyorsunuz ama ortamda her haliyle Ayse'den çok çok daha üstün bir kız daha var.O da Nese.Sizde zaten Nese'nin hiçbir kosulda sizle çikmayacagini bildiginiz için Ayse'yi tavlama istegindesiniz. Bu durumda Ayse %1.000.000 ihtimalle Nese'yi kiskaniyordur.Siz Ayse'yle basbasayken hemen Nese'yle ilgili bir muhabbet açin ve atip tutun.Unutmayin kız milleti salak oldugu için Ayse bu yalanlari ciddiye alip gaza gelecek ve Nese'ye karsi duydugu kiskançligi "Zaten bende uyuz oluyorum" formatinda size sunacaktir.Bu haraket kızı tavlamak için çok önemlidir.Kız gaz gelirse kesin o kız sizindir.
Gelelim ikinci yola.Bu taktik📷"tüm ugrasalariniz sonucu kızın size yüz vermemesi durumunda "ve çok alçak dozda uygulanmalidir.Dedigimiz gibi kızların ortamda mutlaka kiskandiklari başka bir kız vardir.Buarada sizin yapmaniz gereken kız sizle ilgilenmedigi zaman gidip onun feci şekilde kil oldugu kıza yavsamaktir.Bunu kızın kendisinin görmesine gerek yok.Ortamdan başka bir kıza göstere göstere yaptığınız taktirde sizin asildiginiz gerçek kızın kulagina gitmesi an meselesidir.Bunu DEdikodunun Kızlar için Yeri Ve önemi Bölümünde uzun uzun inceleyecegiz.ama belirtilmesi gereken çok önemli bir şey var: bu taktik sadece yeri ve dozu çok iyi ayarlandigi zaman ise yarar.Eğer acemiyseniz bu ikinciyi uygulamaniz yarardan çok zarar getirebilir.O yüzden dozaji çok iyi ayarlayin.Dozu iyi ayarlandiginda kız sizi öteki kıza kaptirmamak için gelip kendisi size yavsayacaktir.Anlattigimiz diğer tüm taktikler gibi bu da tarafimizca test edilip onaylanmistir.Fakat bu son anlattigimiz gerçekten çok tehlikeli sonuçlar dogurabilir ve ekibimiz yiyeceginiz tokat ve/ya küfürlerden dolayi hiçbir sorumluluk kabul etmez.
Kızlar aslinda sanildigi gibi öyle çok romantik falan degillerdir.Akillari fikirleri aaatedir. Evet dogru okudunuz.Aslinda bastan beri siz kızı tavlamak için ugrasirken kız(tav olduktan sonra)"su çocukla bir çiksam da beni bir güzel yalasa yutsa" diye düsünür. Bunu iliskinizin en son dönemlerinde hepsi itiraf eder.Ama siz sakin bunu bildiginizi ona belli etmeyin.Siz kızın yaninda sürekli romantik ve entellektüel bir centilmen rolü çizin.Bu kızı tavlamanizi çok fazla derecede kolaylastiracaktir.
Bir kere kıza her firsatta çok romantik ve duygusal biri oldugunuzu ve hiçbir kızın sizi anlamadigini söyleyin.Bu📷 kıza "sizin onunla romantik bir ilişki yasamak istediginiz" bilinçalti mesajini verir.çünkü kızlar(kendileri sanki hiç degillermis gibi)azgin erkeklerden nefret ederler.Dedigimiz yöntemleri uygularsaniz kızla o kadar çok yatarsiniz ki bir süre sonra kızla yatmaktan sikilirsiniz.simdi tabiki bu size inandirici gelmiyor ama biraz sabredin göreceksiniz.ilk baslarda iliskiyi sakin aaa temelinde insa etmeyin📷o zaman dedigimiz gibi sizin azgin biri oldugunuzu anlayip sizi terkederler📷 harcadiginiz onca emek bosa gider.Ama beni dinleyip asagida daha da deteyli anlatacagim teknikleri uygularsaniz kız öyle bir azar ki📷sizin üzerinize atlar ve siz kızın altinda kendinizi plastik erkek gibi hissedersiniz.
4-KUR YAPMA VE KIZA YAVSAMA FASLI
Artık kızlar hakkinda her türlü bilgiye sahipsiniz.Sira geldi kıza yavsamaya.Bu konuyu okurken "kaz gelecek yerden tavuk esirgenmiyecegini" sakin aklinizdan çikarmayin.
Şimdi Bilgi Toplama bölümünde ögrendiklerinizi tekrar ortaya çikarin.Kız hakkinda maximum bilgiye sahipsiniz.
Evet📷simdi daha önce hazirladiginiz listeyi açin.Ve kızın adresine içine isminizi yazmadan bir mektup yazin.Hatta mektubun içine hiçbir şey yazmadan sadece bir kirmizi gül koyun ve "Bu gül kadar sade ve güzel olan askima küçük bir hediye" yazili bir kart ekleyin.Bu salak kız hemen sizin kim oldugunuzu merak etmeye baslayacaktir.Ama asla kesin bir fikir yürütemez yani ertesi gün kız size gelip "mektubunu aldim" demez.Mektubu sizin gönderdiginizi anlamasinin tek yolu elyazinizdir.Eğer kızla ayni siniftaysaniz kızın mektubu almasindan iki gün sonra(sehiriçi posta en geç ertesi gün kızın eline ulasir) bos bir ders yakalayin.Yada bir şekilde kızın sinifta olmadığı bir sırada kızın defterinin arasina yine bir kirmizi gül ile ayni notu birakin.Kız en geç yarin gülü koyanin siniftan biri olduğunu anlayip siniftan erkeklerden süphelenmeye baslayacaktir.
Kız artık siniftan(yada çevresinden)birinin kendisine aşık olduğunu biliyor.Ama siz konudan habersiz gibi davranmaya devam edin.Dua edin ki çok gelismis bir teknoloji var elinizin altinda.Açin o listeden kızın cep telefonu numarasini ve kıza internetten adinizi yazmadan mesaj atin.Askla ilgili bir sürü şey yazin.Nasıl olsa beles. ….. adresinden adinizi yazmaksizin mesaj atmaniz olasi.Ad olarak çilgin aşık yazin.Kıza sürekli siirler📷 kara sevda içerikli şeyler yollayin.Mümkünse bunlari gecenin ilerleyen saatlerinde yollayin.Konuyu abartmanizda hiçbir sakinca yok. Hatta kız mesajlari silmek için yarim saat ugrassin.Bu kızların inanilmaz hosuna gider.Bu mesajlarda aslinda ona çok yakin biri oldugunuzu ama kızın asla sizin kim oldugunuzu tahmin edemeyeceginden dem vurun. Kız mesajlari atanin siz oldugunuzu çok geçmeden anlayacak fakat asla bunu size soramayacaktir.üçüncü asama olarak yine ayni listeden kızın e-mail adresini açin ve kıza yüzlerce e-kart atin.Korkmayin.E-kartlar en fazla 3k yer tutar ve tamamiyle bedavadir.
Daha bir sürü böyle adres var ama biz sadece en iyilerini yazdik.E-kart yollarken dikkat etmeniz gereken seylere gelirsek;öncelikle sunu sakin unutmayin yabanci e-kart servislerinin çogu türkçe karakterleri tanimaz.O yüzden dikkatli olun.ikincisi;yolladiginiz her e-karttan sonra (Remind me when repiricent check this mail(yada e-kart yerine ulasirsa bana haber ver)kutusunu mutlaka tiklayin.Böylece kızın size ne kadar deger verdigini ölçmüs olursunuz.Ayrica bir e-kart yollayabilmeniz için bir e-mail adresiniz olmasi lazim.Tabiki sizin bir e-mail adresiniz var ama gerçek adinizin yazili oldugu bir e-mailden kıza mail atmak gibi bir salakliga kalkismayin.Hemen gidin kendinize from bölümünde çilgin Aşık yazan bir hesap açtirin.Hotmail size çalisiyor.Kız iyice meraktan kudursun.Bu merak sayesinde hiç degilse bile size hemen aşık olacaktir.Güvenin bana. simdi bu meraki arttirmak için elinizden geleni📷 yapin.Yüzlerce e-kart atmaniz icap ediyosa atin.Sakin üsenmeyin.Kız bunlara tek tek bakmasa bile en azindan sizden yüzlerce e-kart aldigini bildiginden size yani bu çilgin Asik'a olan ilgisi gitgide artacaktir.
Artık kız meraktan kudurmak üzere.Ama yilmayin.Açin ICQ'nuzu ve White Pages'i arayin.En kisa zamanda kızın ICQ numarasida elinizde olacaktir. Baslayin mesaj yollamaya.Kızın "listeye almadan önce bana sor" seçenegini isaretlemesini bir kenara birakin böyle bir seçenegin varligindan bile haberi yoktur.O yüzden killanmaniza gerek yoktur.Ama ICQ'dan mesaj atarken sakin ola abarmayin.Ters teper.Denenmis tastik edilmistir. Yine ICQ mesajlarinizda ask📷meskten bahsedin.
Daha sonra olayi abartip kıza bir web sitesi hazirlayin."Oha!" dediginizi duyar gibiyim ama korkmayin biz bunuda düsündük ve sirf siz kız tavlayabilesiniz diye bir web sitesi yaptik. Eğer bu siteyi sevgilinize uyarlamak isterseniz bize mail atin yeter. Size her türlü yardimci oluruz.Yeterki siz kız tavlayin. Olmadi özel birsey isterseniz o zamanda elimizden geldigi kadar yardimci olmaya çalisiriz.Yada açin FurontPeyç'i kıza döktürmeye baslayin. Unutmayin mikrosoft furontpeyç'i sirf bu durumlar için yapti.Sonuçta bizim gibi Notepad'i açip sakir sakir html yazmaniza gerek yok.Kız bu siteyi görünce kafadan kopucak. Artık size aşık olmamasi için kızın Macromedia Flash profesörü olmasi lazim.Aksi takdirde kız bu sitenin çok zor kosullar altinda imal edildigini sanip sizin asiri bilgili bir Webmaster oldugunuzu düsünmemesi için hiçbir neden yok. Artık bu kız sizin.Yok diyosanizki"Ya başka birisi Flash'la bir site yapip kızı benden önce tavlarsa "korkmayin. Ekibimiz haril haril Flash ögreniyor.En kisa zamanda Flash'la bir site yapip siz degerli arkadaslarimizin hizmetine sunacagiz.Ama yinede belitmekte fayda var ülkemizde hayvani derecede Flash bilen kişi sayisi zannettiginizden daha az.
Neyse📷siteyide yaptiginiza göre artık kızın sizle çikmamasi için herhangi bir neden kalmadi. simdi asagidaki butona tiklayarak nasıl çikma teklifi edeceginizi de ögrenebilirsiniz.Yolunuz uzun ama bu uzun yolda biz profesyonel söförler olarak size sürekli rehberlik edecegiz.Hadi yine iyisiniz)

Devam edecek....
submitted by yennicheri to KGBTR [link] [comments]


2019.11.03 15:39 masalokucomtr Güzel Sözler

Güzel Sözler
https://preview.redd.it/mkv5cd5hghw31.jpg?width=720&format=pjpg&auto=webp&s=b03bd215c4d69a29fc8d6c7dae1bbab56a766845
Beni aradığın vakit değil, anladığın vakit bulursun. Metin Zengin
Dünyadaki her şeye sahip olabilirsin ama bir çocuk kadar mutlu olamazsın. Metin Zengin
Zaten yalnızlığımızın sebebi kitaplardaki kahramanları semtimizde, mahallemizde bulamayaşımız değil miydi? Sabahattin Ali
Aklım ve kalbim der ki; yalana, yanlışa, zalime, zorbaya, harama minnet edeceğine nemrutların senin için hazırlamış olduğu dünyanın en büyük ateşine atılman daha iyidir. Metin Zengin
Bu kadar güzel hayaller varken hiçbir gerçeğinize inanmıyorum. Metin Zengin
Hayal deyip geçmeyin, yaşadığınız bütün gerçekler hayallerin sönük yansımasıdır,daha. Metin Zengin
Aşkta düstur vardır, aşkta aşkı yaratan Allah vardır. Metin Zengin
Allah, dedikten sonra kulun meziyetlerinden bahsetmeye lüzum yoktur. Metin Zengin
Birisi sana karşı bastığın toprak olursa, sen de ona karşı toprağın bağrındaki su ol. Çünkü gerçek ilim tevazudur. Metin Zengin
Samimiyet olsun, varsın bütün yanlışlar benim olsun. Metin Zengin
Samimiyetine inanmadığım biriyle sıcak çayı bile soğuk içerim. Metin Zengin
Hiç kimse üstün değildir. Hiç kimse aşağı değildir. Fakat kimse eşit de değildir. İnsanlar yalnızca eşsizdir, karşılaştırılamaz. Osho
Bu nasıl bir hikaye? Tokken acıktım, varken yoktum. Suya bakar, susarım yine de. Metin Zengin
Sadece yüreğimden taşanları yazabildim. Yüreğimdekileri yazacak bir güce sahip değilim. Metin Zengin
İnsan en çok konuşurken susarmış. Çünkü herkes asıl söylemesi gerekenleri saklamak için konuşur. Metin Zengin
Sessiz insanlar gürültülü bir zihine sahiptirler. Stephen King
Hiçbir zorluk iki kolaylığa galip gelemez. HZ. Muhammed(sav)
Seni öldürmeye gelen sen de dirilsin. Hz. Muhammed(sav)
Değeri ne olursa olsun, eğer dünya malı için kalp kırıyorsan iyi değilsin. Metin Zengin
Beni ağlatan dünya, ağlayacak zaman bırakmadı bana. Metin Zengin
Bir deli, bir akıllıdan korkmaz ama o da deliyse sopasını saklar. 🙂 Metin Zengin
Ayağımın altında dünya, üstümde masmavi gökyüzü, önümde sonsuz hayallerim… Ben dünya için gelmedim, dünyaya. Metin Zengin
Beni bir şeyi seçmek zorunda bırakırsanız, yalnızlığı seçerim. Metin Zengin
Papağana sormuşlar, neden gagan eğri? O da demiş, neden gagan eğri? 🙂 Anonim
Bazı insanları görüyorum, dertleri var diye darmadağın. Ya insan biraz dertli toplu olur. 🙂 Metin Zengin
Yaşadınız bitti. Başka hakkınız yok. Niye bu kadar yanlış? Metin Zengin
İnsan; et, kemik ve şiirden oluşur. Metin Zengin
Bu ne telaş, bu ne kaygı? Ölüm bile sakinleştiremiyor. Metin Zengin
Yüreği güzel insanlar ağladığında gözyaşları yağmur, gözleri de güneş olur. Metin Zengin
Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk, hiçbir yere gitmiyor. Edip Cansever
İnsan, evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar. Yaşar Kemal
Her şeyi bilen insanı değil de, ne bilmediğini bilen insanı başka severim. Metin Zengin
Eğer bir eşek sana anırırsa, sen de ona dönüp anırma. Anonim
Kar taneleri ne güzel anlatıyor, birbirlerine zarar vermeden de yol almanın mümkün olduğunu. Mevlana
İnsan başkasına yardım etmediği sürece yapayalnızdır. Erich Fromm
Anlarsa, uzağım yakınımdır; anlamazsa, yakınım uzağımdır. Erzurumlu İbrahim Hakkı
Gerçekleşmezse bile aklıma her geldiğinde beni mutlu edecek bir hayalim var. Metin Zengin
Akşamı geç saydık, sabahı erken, hele şu bulutlar dağılsın derken yollara kar yağdı, yine geç kaldık. Abdurrahim Karakoç
Ekmeği paylaşmak, ekmekten daha lezzetlidir. Necip Fazıl Kısakürek
Ayna benim en iyi arkadaşımdır. Çünkü ben ağlarken asla o gülmez. Charlie Chaplin
…bu düzen size insanlığınızı unutturacak. Edip Cansever
İki tane tanrı vardır: Biri bizi yaratan, öteki de bizim yarattığımız. Aamir Khan
Eğer görseydim, ben de sizin gibi kör olurdum. Sizin gibi toprağa basar, geçerdim. Aşık Veysel
Kelime çok, anlayan az. Yasa çok, adalet az. Geveze çok, konuşan az. Yürüyen çok, ilerleyen az. Yanan çok, pişen az. Anonim
Aşk, kör etmez. Kör oluyorsan o nefsindir. Metin Zengin
Yalnızlık Allah a mahsustur. Yalnız ona gideceğiz, bu yüzden. Metin Zengin
Kanatları varmış kalbin. Sevince uçar, sevilmeyince göçermiş. Cahit Zarifoğlu
Lütfen, yalvarıyorum gidin televizyonunuzu çöpe atın ve boşalan yere güzel bir kütüphane kurun. Roald Dahl
Derdim yüreğimde. Eller ne bilsin… Aşık Veysel
Çocuklara daha iyi bir dünya bırakmak yerine, dünyaya daha iyi çocuklar bırakırsanız, sorun kendiliğinden çözülecek aslında. Aziz Nesin
Mağlubiyettir aşk. Bir selamına bile yenilirsin. Sezen Aksu
Kimseden daha iyi olmadığınızı anlayacak kadar mütevazi, herkesten farklı olduğunuzu kavrayacak kadar bilge olun. İbn Rüşd
Gökyüzüne aşık olanın kalbini dünya kirletemez. Metin Zengin
Kaynak: https://masaloku.com.tguzel-sozler
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.06.11 16:40 fragmanlife Trt1 Kralin Kizi Dizisi Oyunculari Kimdir Bilgileri Konusu

Trt1 Kralin Kizi Dizisi Oyunculari Kimdir Bilgileri Konusu Trt1 Kralın Kızı Dizisi Konusu Oyuncuları Kimdir Bilgileri… İmparatoriçe Ki dizisi Trt1 ekranlarında yayınlandığı süre içerisinde çok sevildi. Trt1’in sevilen dizisi maalesef pazartesi günü final yapıyor. Kore dizileri Trt1’in yüzünü güldürdü bu yüzden de İmparatoriçe Ki’nin ardından yeni bir Kore dizisi yayınlanacak. Yeni Kore yapımı dizinin Türkçe adı Kralın Kızı. Not: Kralın Kızı bitince yerine Işığın Prensesi dizisi başladı..
Işığın Prensesi Dizisi Oyuncuları Orijinal adı Soo Baek Hyang (King’s Daughter). Kralın kızı dizisinin oyuncularını bilgilerini sizlerle paylaşıyoruz. Kralın Kızı dizisi 15 ocak salı gününden itibaren saat 17:45’te Trt1 ekranlarında yayınlanmaya başlayacak. Kralın Kızı dizisi yönetmenliğini Lee Sang-Yeob ve Choi Joon- Bae üstleniyor. Kralın kızı dizisinde Güney Kore’nin ünlü oyuncuları yer alıyor. Bizim için yabancı olsalar bile onları dizi de gördükçe merak edebilirsiniz. Bu yüzden de oyuncuların bilgilerini sizlerle paylaşıyoruz.
Trt1 Kralın Kızı Dizisi Oyuncuları Kimdir
Kralın Kızı dizisi Güney Kore’de en güzel tarih konulu dizidir. Kralın Kızı dizisi 108 bölümden oluşuyor. Kralın Kızı dizisi oyuncuları; Seo Hyun-jin, Seo Woo ve Lee Jae-ryong . King’s Daughter Soo Baek Hyang Kore dizisi, TRT 1 tarafından Kralın Kızı adıyla yayınlanacak. Kralın Kızı dizisi Güney Kore de reyting rekorları kırdı. Trt1’de de dizi müzikleriyle konusuyla senaryosuyla gönüllere taht kuracaktır eminiz.
KRALIN KIZI DİZİSİ KONUSU NEDİR? Solnan annesi Chaehwa, üvey babası Kuchon ve kız kardeşi Solhi ile mutlu bir köy yaşamı sürmektedir. Bir gün köyünde ailesiyle saldırıya uğrarlar. Prens Jin-moo annesini öldürür. Babası ise bu saldırıda ağır yara alır. Solnan ve küçük kız kardeşi Solhi ile birlikte kaçmayı başarır. Küçük kardeş aslında ablasının kralın kızı olduğunu bilmektedir. Solnan bunu bilmeden yaşamını sürdürür. Solnan’ın kardeşi Solhi’nin gözü hep yükseklerdedir. Solnan’ın Kralın kızı olduğunu bilir ve onun yerine geçer. Saraya gider bu zamana kadar Kral Yung bile bir kızı olduğunu bilmemektedir.
Kral Yung kendi oğlu Myong ile eski kralın oğlu Jinmu’nun yerini onlar çocukken gizlice değiştirmiştir. Kralın Kızı dizisinde kendi kimliklerini bilmeyen prensler ve prensesler ve onların gerçekleri öğrenene kadar başlarından geçen olayları anlatmaktadır.
Kralın Kızı dizisi ilk bölümünde olanlar; General Yung Kuzey Wei ile savaş helindeyken sevgilisi Chaehwa ‘nın ondan bir bebek beklediğini öğrenir. Ancak bunu kimseye söyleyemezler çünkü bu ilişkiyi kimse bilmemektedir. Babası Baek Ga da saraya geri çağrılmayı beklerken kızına iyi bir evlilik yaptırmak ister. Kralın kızı dizisi romantik dram türünde.
KRALIN KIZI DİZİSİ OYUNCULARI BİLGİLERİ; Kralın Kızı Solnan Kimdir? Seo Hyun-jin… Seo Hyun-jin 1985 Güney Kore doğumludur. Hem oyuncu hem de şarkıcıdır. Dongduk Üniversitesi – Pratik Müzik Bölümünden mezun olmuştur. Hıristiyan’dır. SM Entertainment’in eski grubu M.I.L.K’in eski solistidir. 2001 yılında gruba girmiştir ve 2003 yılında grup dağılmıştır. Birçok dizi ve filmde rol alan güzel oyuncunun birçok ödülü vardır. Kralın Kızı Solnan hakkında yorum ve görüşlerinizi aşağı yorum kısmına bekliyoruz. Kralın Kızı Solnanın Oyunculuğunu nasıl buldunuz?
Kralın Kızı Solnan Kimdir Seo Hyun-jin
Solnan karakteri kimdir? Solnan Kral Yung’un kızıdır. Ancak bunu bilmemektedir. Annesi üvey babası ve kardeşi ile birlikte köyde yaşarken ailesi Prens Jimnu tarafından öldürülür. Kardeşi Solhi ise onun yerine geçerek prenses olmak ister. Bu sayede Veliaht Prens Myung ile tanışırlar ve birbirlerine aşık olurlar.
Kralın Kızı Solnan Kimdir Seo Hyun-jin
Kralın Kızı Solhi Kimdir? Seo Woo Bilgileri; 1985 Güney Kore doğumludur. Konkuk Unıversity mezunudur. Başarılı oyuncu genç ve güze oluşu ile de seyircileri kendisine hayran bırakıyor. Kralın Kızı Solhi dizide en aktif isimlerden birisi olacak..
Solhi Karakteri; Solhi Solnan’a ihanet eder. Onun kralın kızı olduğunu bile bile ablasına söylemez. Kendisi saraya gider ve kralın kızı olduğunu söyleyerek prenses olur. Bakalım bu yalanı ne zaman ortaya çıkacaktır? Kralın Kızı Solhi hakkında sizlerde yorumlarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz..
Kralın Kızı Dizisi Prens Myong Kimdir? Jo Hyun Jae Bilgileri; 1980 Güney Kore doğumludur. Myongji Üniversitesi, Dankook University’nden mezundur. Yakışıklı oyuncu birçok dizi filmde rol almıştır. Ünlü oyuncunun instagram hesabı Kralın Kızı Dizisi Prens Myong hakkında yorumlarınızı merakla bekliyoruz. Oyunculuk konusunda Kralın Kızında Prens Myongu nasıl buldunuz?
Prens Myong Kimdir? Ölen kralın oğludur. Ancak kral kendi oğlu ve ölen kralın oğluna zarar gelmemesi için ikisinin yerini değiştirir. Prenses Myong ülkesini her şeyin üzerinden tutar ve ülkesinin menfaati için çalışır. Solnan ile tanışınca ona aşık olur. Kralın Kızı dizisinde Prens Myong nasıl bir oyuncu beğendiniz mi yetenekli geldi mi size?
Kralın Kızı Prens Jimnu Kimdir? Jun Tae Soo Bilgileri; 1984 doğumlu olan oyuncu 21 Ocak 2018 yılında öldü. Başarılı oyuncunun genç yaşya ölmedi hayranlarını çok üzdü. Kralın Kızı dizisi Prens Jimnu Kimdir? Prens Jimnu kralın oğludur. Babası ona zarar gelmemesi için ölen kralın oğlu ile yerlerini değiştirir. Kralın Kızı Prens Jimnu hakkında sizlerde yorum ve görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz..
Kralın Kızı Dizisi Oyuncu Kadrosu: Kralın Kızı Dizisi Oyuncuları Kimler konusuna yukarıda cevap vermeye çalıştık,tüm oyuncuları yazamasak da kralın dizi oyuncularının bir çoğunluğu resimleri ile birlikte sizlere bulmaya çalıştık. Sizler de merak ettiğiniz oyuncular varsa lütfen aşağıdan bizlere sorabilirsiniz. Kralın Kızı Dizisi nerede çekiliyor: Kore yapımı olan Kralın Kızı dizisi orjinal yapma ile Kore’de çekildi ancak ülkemizde daha önce Kore ve Japon dizilerin çok sevilmesi nedeniyle çeviriler yaparak ülkemizde meraklılarına TRT1 ekranlarında sunulmaya devam ediyor.
Kralın Kızı Dizisi Şarkıları müzikleri: TRT 1 ekranlarında yayınlanacak olan Kralın Kızı dizisinde çalan şarkıları müzikleri bizlerden talep edebilirsiniz. sizlerden gelecek istekler doğrultusunda kralın kızı dizisinde çalan şarkıları müzikleri hatta jenerik fon müziklerini bile sizlere sayfada sunmaya çalışacağım Kralın Kızı dizisinin başında sonunda çalan şarkıları müzikleri Türkçe çevirileri ile birlikte sizlerle buluşturacağız. Kralın Kızı Dizisi tekrarları ne zaman hangi günler TRT 1’de yayınlanacak: 15 Ocak 1019 Salı günü 17.45 itibarıyla imparatoriçe ki yerine başlayacak olan Kralın Kızı dizisi tekrarları yeniden TRT ekranlarında sizlere özellikle sabah saatlerinde sunulacak. Her sabah 7 veya 7.20 arasında başlayacak olan Kralın Kızı dizisinin tekrar bölümleri ne TRT 1 ekranlarında takip edebilirsiniz.
Kralın Kızı dizisi oyuncuları kimlerKralın Kızı Dizisi kaç bölüm sürecek ne zaman final yapacak: Kralın Kızı dizisi orjinal bölümleri ile 108 bölüm olarak çekildiği ve Kore dizi saatleri kısa olduğu için 108 gün boyunca yayınlanan dizi ülkemizde 2 bölüm birleştirilerek yarı yarıya düşürülecek ve bizi 54 gün boyunca TRT ekranlarında devam edecek. Kralın Kızı Dizisi kaç bölüm sürecek ne zaman final yapacak sorusuna Kralın Kızı 54. bölümde final yapacak ve ekrana veda edecek diyoruz.
Kralın Kızı dizisi Hikayesi Konusu Özeti Nedir? Kral Yung’un gerçek kızı olduğunu bilmeden, annesi Chaehwa, üvey babası Kuchon ve kız kardeşi Solhi’yle mutlu bir köy yaşamı süren Solnan baş karakterimiz olarak çıkacak karşımıza. Ailenin kaybının ardından Solhi’nin yükselme hırsı girecek devreye ve Solnan’ın yerine geçip kendini Kral Yung’un kızı olarak tanıtacak. Bu arada General olduğu dönemde yaşadığı gizli aşk sonucu habersizce baba olan Kral Yung da masum olmadığını gösterecek bize. Zira kendi oğlu Myong ile eski kralın oğlu Jinmu’nun yerlerini onlar henüz çocukken gizlice değiştirmiş. Olaylar geliştikçe kimin ne olduğu da yavaş yavaş ortaya çıkacak sonuçta.Kralın Kızı dizisi Hikayesi Konusu Özeti
Sizlerde Kralın Kızı dizisi hakkında yorum ve görüşlerinizi lütfen aşağıya yazınız. İmparatoriçe ki dizisinden sonra başlayan Kralın Kızı dizisinden sonra hangi dizi başlayacak Hangi Kore dizisi TRT de ekrana gelecek şimdilik bilinmiyor ama bu konu hakkında bilgiler geldikçe sizlere sunacağız. Lütfen sizler de yeni dizi Kralın Kızı dizisi hakkında görüşlerinizi aşağıya yazın Şimdiden teşekkürler.
Kralın Kızı isimli Kore dizisi izlendi mi tutuldu mu reytingleri nasıl? TRT 1 ekranlarında 15 Ocak 2019 Salı günü başlayan Kralın Kızı isimli Kore dizisi izlendi mi tutuldu mu reytingleri nasıl kaç bölüm sürecek ne zaman final yapacak gibi sorulara bu sayfada cevap vermeye çalışacağız. Öncelikle ilk bölümüyle TRT ekranlarında imparatoriçe ki dizisinin yerine başlayan ve hafta içi her gün 17.45 de ekranlara gelen kralın kızı nasıl bir dizi izleyenler beğendi mi sevdi mi izleyici yorumları nasıl bu konu hakkında da sizlerden gelen yorumları ve görüşleri bu sayfada ziyaretçilerimizle paylaşmak istiyorum.Kralın Kızı tekrarı ne zaman hangi gün saat kaçta
Öncelikle Kore dizilerinin ülkemizde oldukça sevildiğini belirterek başlamak istiyorum. Daha önce Kanal 7 ekranlarında daha birçok Kore dizisi yayınlanmış ve oldukça ilgiyle izlenmiştir. Bu ilgiyi TRT 1’de hissetmiş olmalı ki önce imparatoriçe ki dizisini yayınladı ve beklentilerin üzerinde reytingler alarak tüm bölümlerini yayınlama fırsatı buldu. İmparatoriçe ki dizisi biter bitmez TRT 1 ekranlarında Kralın Kızı isimli yeni dizi başladı ve ilk bölümüyle 15 Ocak salı günü ekrana geldi.
TRT 1’de yeni başlayan Kralın Kızı Güney Kore dizilerinden birisi. Bu dizi neyi anlatıyor diye merak edenler için de kısaca bahsedelim Kralın Kızı dizisi dönemin Kralı Yungun gerçek kızı olduğunu bilmeden köyde annesiyle üvey babasıyla ve kız kardeşi ile birlikte yaşam süren solnanın hayat hikayesini anlatıyor. Solnan bir gün tüm ailesini kaybeder ve merak ederek kim olduğunu gerçek yaşantısını öğrenmeye başlar. Özellikle Kore dizisine hayran olan ve Kore dizilerini seven izleyicilerin beğenerek izleyeceklerini tahmin ettiğimiz Kralın Kızı 15 Ocak salı gününden itibaren her gün 17.45 de TRT1 ekranlarında izleyicileriyle buluşacak.
Kralın Kızı Kore dizisi reytingleri izlendi mi tutuldu muKralın Kızı dizisi izlendi mi tutuldu mu reytingleri nasıl beğenildi mi? Kralın Kızı isimli Kore dizisi izlendi mi tutuldu mu: Kralın Kızı Elbette ilk bölümüyle izleyenlerin dikkatini çekti de çok yüksek reytingleri kimse zaten beklemiyordu. Özellikle imparatoriçe ki dizisine alışkın olanlar yine bir Kore dizisi olan kralın Kızını da izlemeye devam etti aşağıda sizler için Kralın Kızı dizisinin reyting sonuçlarını detaylarıyla birlikte vermeye çalışacağız sizde Kralın Kızı dizisi tutuldu mu izlendi mi izleyenler beğendi mi bu konu hakkındaki yorumlarınızı aşağıya yazabilirsiniz.
Kralın Kızı reytingleri nasıl : Kralın Kızı dizisi TRT 1 ekranlarında izlendi mi nasıl bir reyting aldı AB ve Total reyting sonuçlarında nasıl bir etkisi var gibi merak edilen konuları burada sizler için detaylarıyla yazacağız. Kralın Kızı reyting sonuçları nasıl Total ve AB Kralın Kızı reytingleri hakkında detaylı bilgilendirme resmi sonuçlar geldikten sonra sizlere buradan sunulacaktır. Sizler de Kralın Kızı dizisinin reytingleri hakkında fikirleriniz aşağıya yazabilirsiniz.
Kralın Kızı kaç bölüm sürecek ne zaman final yapıp bitecek? Kralın Kızı kaç bölüm sürecek : Güney Kore dizisi olan Kralın Kızı orijinali Güney Kore’de 108 bölüm olarak yayınlanmış bir dizidir. ancak Güney Kore’de dizilerin süreleri oldukça kısa olduğu için ülkemizde 2 bölüm birleştirilerek bir bölüm halinde yayınlanıyor Bu nedenle Kralı dizisi 108 bölüm değil 54 bölüm olarak ülkemizde yayınlanacak ve TRT 1’de 54 bölüm devam edecek.Kralın Kızı kaç bölüm sürecek ne zaman final yapıp bitecek
Kralın Kızı ne zaman final yapacak: 15 Ocak 2019 Salı günü TRT 1 ekranlarında ilk bölümüyle ekrana Gelen kralın kızı dizisi 54 bölüm süreceğine göre yaklaşık olarak 3 ay gibi bir süre devam edeceğini öngörebiliriz. Yani 15 Ocak’ta başlayan Kralın Kızı dizisi yaklaşık olarak 15 Nisan 2019 gibi final yaparak ekrana veda edecektir. Ancak zaman zaman çeşitli olaylardan dolayı bölümler yayınlanmaya biliyor bu yüzden dizi bazen birkaç bölüm ertelenebiliyor bu gibi durumlar dizinin final tarihini değiştirebilir. Kralın Kızı final tarihi kesin olarak belli olduğunda sizlere ayrıca duyurulacaktır.
Kralın Kızı dizisinin tekrarları ne zaman saat kaçta hangi günler yayınlanacak bu konuda Trt1 de yayın akışında bir açıklama bulamadık. Kralın Kızı dizisinin tekrarları yayınlanırsa sizlere duyuracağız.. Kralın Kızı dizisi tekrarı ne zaman hangi gün saat kaçta: Sizler de Kralın Kızı dizisi ile ilgili yorum ve görüşlerinizi aşağıya yazabilir diziyi beğenip beğenmediğinizi dizi hakkındaki yorum ve görüşlerinizi Özgün şekilde bizimle paylaşabilirsiniz.
Kralın Kızı dizisinin şarkıları müzikleri çok merak ediliyordu. İşte Kralın Kızı dizisinde çalan şarkılar müzikler:
Not: Kralın Kızı bitince yerine Işığın Prensesi dizisi başladı..
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]